Bu köşenin kaderi bu artık! Başbakan Erdoğan'ın, en erken bir hafta, en geç 1 ay içinde çiğneyeceği-yutacağı sözlerini önceden bu köşeye taşıyoruz ve sizlerin dikkatine sunuyoruz. İşimiz aslında zor değil, çünkü Erdoğan bu konuda oldukça mahir. Erdoğan bizi hiç zora sokmuyor; "Başbakan bugün böyle söyledi, ileride tam tersini yapacak" dediğimiz her konuda, icraatlarıyla bizi destekliyor. Zina konusunda sergilediği tutum bunun son örneğiydi.
Başbakanın "söyledim ama tam tersini yapıyorum" serisinin son örneği, AB'nin müzakere tarihiyle ilgili.
Genişlemeden Sorumlu üye Günter Verheugen Alman Bild am Sonntag gazetesine verdiği demeçte Türkiye'nin müzakere tarihi beklentilerine dair oldukça eleştirel konuşmuş.
Türkiye ile müzakereleri "Sonucu açık bir süreç" diye değerlendiren Verheugen, şöyle devam ediyor: "Benim tahminime göre, Türkiye'nin AB üyeliği en erken 2015'te mümkün olabilir. Gelecek 10 yılda Avrupa'daki siyasi şartların nasıl olacağını kimse öngöremez. Sonunda buna Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkelerin parlamentoları karar verecektir. Ve her ülke her an üyelik müzakerelerini durdurabilir. Bu otomatik bir süreç değildir."
Verhegen bununla yetinmiyor ve ekliyor: "Türkiye'nin hepsini kabul edip sindirmesi kolay olmayacak"
Başbakan Erdoğan'ın cevabına geçmeden Verheugen'i rahatlatalım. AKP hükümeti Kıbrıs gibi milli bir davayı yok etmeyi sindirdiğine göre, bundan sonra sunacağınız her şartı sindirecektir, emin ve rahat olabilirsiniz.
Verheugen'in bu cümlelerinden 6 Ekim'de yayınlanacak olan İlerleme Raporu'nun Türkiye için oldukça ağır şartlar içereceği ve Türkiye'yi yepyeni ciddi tavizlere icbar edeceği anlaşılıyor. Hepsinden önemlisi, Türkiye'nin müzakere süreci ve kesin üyeliği, AB üyelerinin inisiyatifine terk ediliyor. Canı isteyen AB üyesi, Türkiye'nin müzakere sürecine son verebilir veya tam üyeliğini engelleyebilir. Mesela Rum Kesimi (AKP hükümetinin son Gümrük Birliği kararına göre Kıbrıs devleti!) istediği zaman Türkiye'nin müzakere sürecine son verebilir ve onlar istemeden Türkiye AB'ye giremez!
O çok uzun ve çok ince olan Türkiye'nin AB serüveninin geldiği son nokta ve işin ana esprisi işte bu: Rumların parmağındaki Türkiye!
Şimdi gelelim "altı çizili Başbakan Erdoğan cümleleri" bölümüne. Verheugen'in "sonucu açık bir süreç" olarak tanımladığı Türkiye'nin müzakere ve üyelik pozisyonuna dair değerlendirmelerine oldukça sinirlenen Başbakan Erdoğan'ın Der Spiegel'e verdiği demecin şu bölümünü altı çizili olarak aktarıyoruz:
" Türkiye, müzakerelerin ertelenmesini kabul etmeyecek. Sonucu açık müzakere anlayışını da kabul etmiyoruz. Kabul ettiğimiz tek müzakere hedefi, AB'ye tam üyeliktir."
Erdoğan çok açık bir şekilde Verheugen'in yukarıda aktardığımız "sonucu açık müzakere" değerlendirmesine katılmadığını ve İlerleme Raporu'nda böyle bir karar alındığı takdirde kabul etmeyeceklerini ifade ediyor. Yani İlerleme Raporu Verheugen'in söylediği şekilde yayınlanırsa Erdoğan müzakereleri reddedecek!
Bugün 4 Ekim 2004. Fazla değil, 2 gün sonra Başbakan Erdoğan'ın bu sözünde durup durmayacağını görebiliriz.
"Erdoğan böyle söyledi ama tam tersini yapıyor" koleksiyonunu biriktirenler için iyi bir malzeme.
Lütfen kesiniz ve saklayınız!
Başbakanın "söyledim ama tam tersini yapıyorum" serisinin son örneği, AB'nin müzakere tarihiyle ilgili.
Genişlemeden Sorumlu üye Günter Verheugen Alman Bild am Sonntag gazetesine verdiği demeçte Türkiye'nin müzakere tarihi beklentilerine dair oldukça eleştirel konuşmuş.
Türkiye ile müzakereleri "Sonucu açık bir süreç" diye değerlendiren Verheugen, şöyle devam ediyor: "Benim tahminime göre, Türkiye'nin AB üyeliği en erken 2015'te mümkün olabilir. Gelecek 10 yılda Avrupa'daki siyasi şartların nasıl olacağını kimse öngöremez. Sonunda buna Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkelerin parlamentoları karar verecektir. Ve her ülke her an üyelik müzakerelerini durdurabilir. Bu otomatik bir süreç değildir."
Verhegen bununla yetinmiyor ve ekliyor: "Türkiye'nin hepsini kabul edip sindirmesi kolay olmayacak"
Başbakan Erdoğan'ın cevabına geçmeden Verheugen'i rahatlatalım. AKP hükümeti Kıbrıs gibi milli bir davayı yok etmeyi sindirdiğine göre, bundan sonra sunacağınız her şartı sindirecektir, emin ve rahat olabilirsiniz.
Verheugen'in bu cümlelerinden 6 Ekim'de yayınlanacak olan İlerleme Raporu'nun Türkiye için oldukça ağır şartlar içereceği ve Türkiye'yi yepyeni ciddi tavizlere icbar edeceği anlaşılıyor. Hepsinden önemlisi, Türkiye'nin müzakere süreci ve kesin üyeliği, AB üyelerinin inisiyatifine terk ediliyor. Canı isteyen AB üyesi, Türkiye'nin müzakere sürecine son verebilir veya tam üyeliğini engelleyebilir. Mesela Rum Kesimi (AKP hükümetinin son Gümrük Birliği kararına göre Kıbrıs devleti!) istediği zaman Türkiye'nin müzakere sürecine son verebilir ve onlar istemeden Türkiye AB'ye giremez!
O çok uzun ve çok ince olan Türkiye'nin AB serüveninin geldiği son nokta ve işin ana esprisi işte bu: Rumların parmağındaki Türkiye!
Şimdi gelelim "altı çizili Başbakan Erdoğan cümleleri" bölümüne. Verheugen'in "sonucu açık bir süreç" olarak tanımladığı Türkiye'nin müzakere ve üyelik pozisyonuna dair değerlendirmelerine oldukça sinirlenen Başbakan Erdoğan'ın Der Spiegel'e verdiği demecin şu bölümünü altı çizili olarak aktarıyoruz:
" Türkiye, müzakerelerin ertelenmesini kabul etmeyecek. Sonucu açık müzakere anlayışını da kabul etmiyoruz. Kabul ettiğimiz tek müzakere hedefi, AB'ye tam üyeliktir."
Erdoğan çok açık bir şekilde Verheugen'in yukarıda aktardığımız "sonucu açık müzakere" değerlendirmesine katılmadığını ve İlerleme Raporu'nda böyle bir karar alındığı takdirde kabul etmeyeceklerini ifade ediyor. Yani İlerleme Raporu Verheugen'in söylediği şekilde yayınlanırsa Erdoğan müzakereleri reddedecek!
Bugün 4 Ekim 2004. Fazla değil, 2 gün sonra Başbakan Erdoğan'ın bu sözünde durup durmayacağını görebiliriz.
"Erdoğan böyle söyledi ama tam tersini yapıyor" koleksiyonunu biriktirenler için iyi bir malzeme.
Lütfen kesiniz ve saklayınız!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012