KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş, bir İngiliz gazetesine yıllar önce verdiği röportajda Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için yapmaya mecbur olduğu şeylerden dolayı ‘’Biliyorum ne yaparsam yapayım ben hep Bay Hayır olarak hatırlanacağım’’ demiş.
Evet, Denktaş hep “hayır” dedi.
Bölünmeye, Kıbrıslı Türklerin Rumların elinde köleleşmesine hep “hayır” dedi.
Kıbrıs’ı, Rumlar’a peşkeş çeken Annan Planı’na “hayır” dedi.
Avrupa Birliği’nin hep Rum yanlısı taleplerine “hayır” dedi.
Türkiye’den giden Türklerin Kıbrıs’tan kovulmasına “hayır” dedi.
Ada’daki Mehmetçiğin gitmesini isteyenlere hep “hayır” dedi.
Zaten bu ‘hayır’ları O’nu Kıbrıs Türk halkının gönlünde bir kahraman yaptı.
Denktaş, halkının çıkarlarını hep gözetmiş gerçek bir dava adamıydı.
Dava adamı gibi yaşadı ve dava adamı
gibi de öldü.
Yaşarken de hasta yatağındayken de davasından asla taviz vermedi.
Ve hoş bir sada bırakarak bu dünyadan
göçtü.
Ölüm çok büyük bir ibrettir.
Acaba bizim siyasiler merhum Denktaş’ın vefatından sonra bıraktığı güzel eserlerden, hoş sadadan kendi paylarına düşeni aldılar mı?
Kendileri ölüp, gittiklerinde geriye hangi sadayı bırakacaklarını hiç düşünüyorlar mı?
Yani ülkesinin çıkarlarını korumayan, ülkesini satan biri olarak lanetlenecekler mi?
Halkını fakirliğe mahkûm eden liderler olarak mı anılacaklar?
Ülkesini savaşlara mecbur bırakan siyasiler olarak mı yazılacaklar?
Dinlerarası diyalogla gençliğini gayrimüslim limanlara sürükleyen olarak mı hatırlanacaklar?
Camileri yıkan, kiliseleri onaranlar olarak mı tarihe yazılacaklar?
Haçlıların safında Müslümanların katledilmesine ortak olanlar diye mi iz bırakacaklar bu
dünyada?
Öldüklerinde bölünmüş bir ülke mi geriye
bırakacaklar?
Batıların hesabına her türlü yasal düzenlemeleri yapanlar olarak mı bilinecekler?
Yoksa Denktaş gibi bunlara “hayır” diyen bir gerçek lider gibi mi hatırlanacaklar?
Denktaş olmak kolay değil…
Dava adamı olmak ise her baba yiğidin harcı değil…
Evet, Denktaş hep “hayır” dedi.
Bölünmeye, Kıbrıslı Türklerin Rumların elinde köleleşmesine hep “hayır” dedi.
Kıbrıs’ı, Rumlar’a peşkeş çeken Annan Planı’na “hayır” dedi.
Avrupa Birliği’nin hep Rum yanlısı taleplerine “hayır” dedi.
Türkiye’den giden Türklerin Kıbrıs’tan kovulmasına “hayır” dedi.
Ada’daki Mehmetçiğin gitmesini isteyenlere hep “hayır” dedi.
Zaten bu ‘hayır’ları O’nu Kıbrıs Türk halkının gönlünde bir kahraman yaptı.
Denktaş, halkının çıkarlarını hep gözetmiş gerçek bir dava adamıydı.
Dava adamı gibi yaşadı ve dava adamı
gibi de öldü.
Yaşarken de hasta yatağındayken de davasından asla taviz vermedi.
Ve hoş bir sada bırakarak bu dünyadan
göçtü.
Ölüm çok büyük bir ibrettir.
Acaba bizim siyasiler merhum Denktaş’ın vefatından sonra bıraktığı güzel eserlerden, hoş sadadan kendi paylarına düşeni aldılar mı?
Kendileri ölüp, gittiklerinde geriye hangi sadayı bırakacaklarını hiç düşünüyorlar mı?
Yani ülkesinin çıkarlarını korumayan, ülkesini satan biri olarak lanetlenecekler mi?
Halkını fakirliğe mahkûm eden liderler olarak mı anılacaklar?
Ülkesini savaşlara mecbur bırakan siyasiler olarak mı yazılacaklar?
Dinlerarası diyalogla gençliğini gayrimüslim limanlara sürükleyen olarak mı hatırlanacaklar?
Camileri yıkan, kiliseleri onaranlar olarak mı tarihe yazılacaklar?
Haçlıların safında Müslümanların katledilmesine ortak olanlar diye mi iz bırakacaklar bu
dünyada?
Öldüklerinde bölünmüş bir ülke mi geriye
bırakacaklar?
Batıların hesabına her türlü yasal düzenlemeleri yapanlar olarak mı bilinecekler?
Yoksa Denktaş gibi bunlara “hayır” diyen bir gerçek lider gibi mi hatırlanacaklar?
Denktaş olmak kolay değil…
Dava adamı olmak ise her baba yiğidin harcı değil…
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024





















































