Danıştay'a yapılan kanlı saldırının üzerinden 40 güne yakın bir zaman geçtikten sonra ilginç ve ibret verici gelişmeler yaşanıyor. Saldırgan avukat Alparslan Arslan'ın savcıya, "önemli şeyler açıklayacağım" diyerek verdiği ek ifade sonrasında iki kişi yakalandı. Bu iki kişiden birisi, Arslan'ın saldırıda kullandığı glock marka silahı temin ettiği bir kaçakçıydı. Diğer isim ise oldukça anlamlı ve cinayetin perde arkasına inebileceğimiz izlerin bulunduğu bir isimdi. Bu isim, Arslan'ın "benim hocam, etkilendiğim kişi" dediği bir kişi. İsminin önünde de "hoca" sıfatı olan bu kişinin bazı özellikleri var ki; bugüne kadar bu cinayetle ilgili bizleri çözüme ulaştıracak en kritik ipuçlarını barındırıyor. Özetle bu kişinin nitelikleri ve Arslan'ın bu isimden etkilenme biçimi, olayın çözümüne gidecek tek yol.Ama kaderin cilvesine bakın ki, bu saldırı sonrasında dedektifliğe soyunup her gün bir istihbarat raporunu yayınlayan ve saldırı sonrası dedikodu haberciliğinde sınır tanımayıp, geçmişte Arslan'ın selam verdiği, yoldan geçerken bakıştığı ve yıllar önce de olsa bir şekilde telefonla konuştuğu herkesi- özellikle de vatanını, milletini, devletini ve askerini sevenleri- suçlu ilan edip, Danıştay saldırısı sonrasında "Kuvvacı çete" yakıştırmaları yapanlar, bu önemli gelişmeler karşısında derin bir sessizliğe gömüldüler. Uzun bir süre de o gömüldükleri çukurdan çıkmalarını beklemeyin. Neden mi? Çünkü yakalanan asıl "kilit isim", yani avukat Arslan'ın, vaazlarından etkilenerek cinayete karar verdiği kişinin, bugün Atlantik ötesinde yuvalanarak Türkiye'ye yeni bir Protestan İslam kılıfı giydirme hazırlığında olan diyalogçu çevreden olması. Bu kişinin "üstad" olarak peşinden gittiği kişi ve okuduğu kitaplar ve yürüdüğü yol; Vatikan'a, oradan da Washington'a uzanan yolda yürüyenlerin "üstadıyla"aynı. İşte bu yüzden şimdi suspus oldular, gizli emniyet raporları yayınlayamaz hale geldiler, kuvvacı çete diyemediler. Kursaklarında kaldı.İlginç bir zamanlamayla Amerika'nın ünlü gazetelerinden The Washington Post, bu iki ismin yakalandığı gün Danıştay saldırısının, üzerinden altı hafta geçmesine rağmen davanın hala çözülemediğini ve olayın karanlıkta kaldığını belirten bir yorum yayınladı. Gazete, Danıştay saldırısı ile ilgili kilit gerçeklere ulaşılamadığı ve saldırganın geçmişinin de belirsizliğini koruduğunu aktardı. Ancak şimdi her şey daha net ve kilit noktalar ve isimler daha bir aydınlığa kavuştu. Artık birileri çıkıp da, bu işin ardında "ulusalcı, kuvvacı çete var" diyemeyecekler. Arslan'ın geçmişte telefonla görüştüğü isimler- özellikle de - asker kökenli olanlar üzerinden, "bu işin ardında asker var" diyemeyecekler.Bu milletin en temel dinamiği ve yapı taşı olan asker-sivil, devlet-millet kardeşliğine dinamit döşeyemeyecekler.Bu milletin birliğinden, dirliğinden ve bağımsızlık sevdasından gocunanlar ve bu milletin dinine Vatikan'da, Washington'da kılıf bulmaya çalışanlar hüsrana uğrayacaklar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012



























































































