Cennet iyi huy sahipleri içindir
Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurdu: "Varlığımı elinde tutana yemin olsun ki; Cennete ancak, iyi huya sahip olanlar girecektir"
29.04.2014 00:00:00
İmam Gazali Hazretleri şöyle buyurdu:"Peygamber Efendimizin (s.a.a.) edep ve terbiyesinden bahsedelim.Bilesin ki O, daima tevazu sahibi idi ve kendini kimseden üstün görmezdi. Daima Allah-ü Teâlâ'dan iyi edep vermesini ve iyi huylarla süslemesini isterdi. Çok kere şu duayı yapardı: 'Allah'ım, huyumu ve şeklimi güzel eyle.'Said b. Hişam şöyle anlatıyor:Bir gün Hz. Aişe'nin yanına vardım. Peygamber Efendimizin (s.a.a.) ahlâkından sordum, şöyle buyurdu: 'Sen Kur'ân okumuyor musun? Peygamberin (s.a.a.) ahlâkı tamamen Kur'ân'da anlatılmaktadır.'Kur'ân-ı Kerîm'de zikredilen bütün güzel huylar, Peygamber Efendimizin (s.a.a.) benliğinde toplanmıştı. Onlardan birkaçını anlatalım:'Affı al, iyiliği söyle. Cahillerin bilmezliğinden geç.' (Araf, 199).'Allah, adaleti, ihsanı, iyilik edip yakınlara bir şeyler vermeyi emreder. Azgınlığı, akla uygun olmayan kötülüğü, benimsenmeyen işi yasak kılar.' (Nahl, 90).'Sana isabet eden şeye sabırla karşı koy; bu, güç işlerden sayılır.' (Lokman, 17).Efendimizin huylarını belirten, daha birçok âyet-i kerîme vardır. O'nun (s.a.a.) Uhud cenginde, yanağı yarılmış ve dişi şehid edilmişti. Yüzünden kanlar akarken, bir yandan siliyor, bir yandan da şöyle diyordu: 'Peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir cemaat, nasıl felah bulur?' Bunu söylerken ıslah olmaları için bir yandan da Allah'a yalvarıyordu. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nazil oldu: 'Bu işte Sana düşen bir şey yok.' (Âl-i İmran, 128). Bununla, her şey Allah'ın elinde ve O'nun kudreti dahilinde olduğu Peygamber Efendimize (s.a.a.) anlatılıyordu. Kur'ân-ı Kerîm'de buna benzer birçok âyet-i kerîme vardır. Hepsinden tek şey kasdedilmektedir. O da, Peygamberi tedip ve tehzip. Çünkü cümle halka O'ndan nur yayılmaktadır. Bu hal, bir hadîs-i şerifte şöyle dile gelmektedir: 'İyi huyları itmam için gönderildim.'İyi huy için Hz. Ali'nin (r.a.) bir kelâmı var, yeri gelmişken anlatalım: 'Yazıklar olsun o kimseye ki, bir Müslüman kardeşi; ihtiyacı için gelir, iyilik bulamadan gider. Bir kimse, sevap ümidinden uzak, cezadan çekinmez bir hale gelince, hiç olmazsa güzel ahlâka sarılmalı. Çünkü iyi huy, iyi neticeler doğurur. Kurtuluş yoludur.'Ashabdan bir şahıs arkadaşına Peygamber Efendimizi şöyle anlatıyordu: 'Tay kabilesinin esirleri gelince, içlerinden bir cariye çıktı. Peygambere hitaben şöyle konuşmaya başladı: Ya Muhammed, serbest bırakılmamı nasıl buluyorsun? Beni Arap kabilelerine karşı rüsvay etme. Ben, kabile reisinin kızıyım. Babam bir idarecidir. Esirleri bırakırdı. Açları doyurur, onlara yemek yedirirdi. İyiliği yayardı. Hiçbir hacet sahibinin arzusunu karşılıksız bırakmazdı. Ve nihayet ben, Hatem neslinden bir kızım.Bu konuşmayı dinledikten sonra Peygamberimiz şöyle buyurdu: Ya cariye, saydığın bu vasıflar gerçek bir Müslümanin vasfıdır. Eğer baban da bir Müslüman olsaydı; ondan şefkat duygumuzu esirgemezdik.Sonra, esirleri getirenlere döndü şöyle buyurdu: Bunu serbest bırakınız. Çünkü babası, güzel huyları sever. Allah-ü Teâlâ da güzel huyları sever.'Yine bir hadîs-i şerif zikredelim: 'Varlığımı elinde tutana yemin olsun ki; Cennete ancak, iyi huya sahip olanlar girecektir.'İyi huya ve güzel âdetlere dair Peygamber Efendimizin önemli bir hadîs-i şerifi daha vardır. Bunu Muaz b. Cebel anlatıyor: 'Allah-ü Teâlâ, İslâm dinini güzel huy ve iyi işlerle çevreledi. Şunlar, güzel huy ve iyi işlerden sayılır: İyi geçinmek, iyi iş görmek, yumuşak konuşmak, iyiliği yaymak, fakirlere taam yedirmek. Selâmı açıktan vermek, hatalı da olsa, bir Müslüman hastayı ziyaret etmek, Müslümanın cenazesine gitmek, komşularla iyi geçinmek; komşu isterse kâfir olsun. Müslüman ihtiyara saygı duymak, davet edilen yemeğe gitmek, çağrılan yere gitmek, bağışlamak, iyilik için çalışmak, cömert olmak, kerem sahibi olmak, hoş görülü olmak, rastlanan kimseden, önce selâm vermek, öfkeyi yenmek, insanların hatasını affetmek.'"
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.