Siirt’te konuşan Sayın Başbakan yine milliyetçilik vurgusu yaptı. Ama bu defa milliyetçiliği ayaklar altına alan söylemlerinin tersine çıkışlarda bulundu.
Bir dediğini diğer konuşmasında aksi ile reddeden açıklamalarına alışık olduğumuz için bu bizi şaşırtmadı.
Değişimin sebebi, hangi gelişme yaşanırsa yaşansın, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinde halen her türlü etnik kimlikten uzak, Türk kimliğinin devam ettiğini görmesi idi ki, bu bizi memnun etti.
Lozan görüşmeleri sırasında gayrimüslim/müslim ayrımı dışında hiçbir ayrımın, Atatürk ve heyeti tarafından benimsenmediğini de Türk kimliğine eklendiğimizde, ortaya tarih boyunca İslam denince Türk’ü, Türk denince İslam’ı akıllara getiren büyük Müslüman Türk kimliği çıkar.
Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap ve Gürcü ne olursa olsun, ben Türk’üm diyen herkes Türk kabul edilmektedir.
Bugüne kadar böyle olmuştur. Hiçbir vatandaşımız diğerine sen Gürcü’sün, sen Kürt’sün diyerek sosyal ilişkilerini şekillendirmemiştir. Kız alıp vermiş, cenazesini sırtlamış, düğününe katılmıştır.
Bugün gelinen süreç ise hak vermek olarak ifade edilse de yukarıda saydığımız birleşmiş mozaiği parçalamanın yoludur.
Kabul edilsin veya edilmesin, yapılanlar buna hizmet etmektedir.
Bu sebeple, bizi bir arada tutan temel dinamik olan Türk kimliği, kafatasçı bir milliyetçiliği değil, İslam kardeşliğine dayalı Türk milliyetçiliğini belirtir.
Bunu ayaklar altına almak ise, Türk birliğini yok etmek demektir.
Sayın Erdoğan, milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söylediğinde, yüce Türk milleti bunu reddetti. O kadar tepki aldı ki, Siirt’te bu konuda geri dönüş yaparak şunları demek zorunda kaldı:
"…Yani biz sizi Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Gürcüsüyle, Romanıyla hepinizi seviyoruz. Ayrım yok. Çünkü biz yaratılanı Yaradandan ötürü sevdik… Bizim dinimizde ayrım var mı? Yok. Ne Arap'ın Acem'e, ne Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur. İşte ölçü bu. Onun için aramıza nifak tohumları atmak isteyenlere, ekmek isteyenlere artık bu çözüm sürecinde 'hayır' deme zamanıdır.''
Nifak tohumu ekmek isteyenlere hayır deme zamanının geldiği konusunda samimi ise yapması gereken, bu mozaiği bozacak her türlü girişimin önünü tıkamasıdır.
Ve Erdoğan, tek bayraktan bahsetti Siirt’te. Bayraktan kimsenin rahatsız olduğu yok. Şehitlerin kanı ile süslenen bu bayrak bizim gururumuzdur.
36 etnik kimliğin var olduğu ülkemizde kimsenin farklı bir bayrak meselesi olmamıştır.
Bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir elbette. Ancak bunun sebebi, biri diğerinin tersi söylemler ile idare edilen bir ülke olmamızda değildir.
Sağlam temeller üzerine kurulmuş ve bu temeller için canını esirgemekten kaçınmayan bir bünyenin evlatlarıdır Türk milleti.
İşte bu sebeple kimsenin gücü onu bölmeye yetmez…
Bir dediğini diğer konuşmasında aksi ile reddeden açıklamalarına alışık olduğumuz için bu bizi şaşırtmadı.
Değişimin sebebi, hangi gelişme yaşanırsa yaşansın, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinde halen her türlü etnik kimlikten uzak, Türk kimliğinin devam ettiğini görmesi idi ki, bu bizi memnun etti.
Lozan görüşmeleri sırasında gayrimüslim/müslim ayrımı dışında hiçbir ayrımın, Atatürk ve heyeti tarafından benimsenmediğini de Türk kimliğine eklendiğimizde, ortaya tarih boyunca İslam denince Türk’ü, Türk denince İslam’ı akıllara getiren büyük Müslüman Türk kimliği çıkar.
Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap ve Gürcü ne olursa olsun, ben Türk’üm diyen herkes Türk kabul edilmektedir.
Bugüne kadar böyle olmuştur. Hiçbir vatandaşımız diğerine sen Gürcü’sün, sen Kürt’sün diyerek sosyal ilişkilerini şekillendirmemiştir. Kız alıp vermiş, cenazesini sırtlamış, düğününe katılmıştır.
Bugün gelinen süreç ise hak vermek olarak ifade edilse de yukarıda saydığımız birleşmiş mozaiği parçalamanın yoludur.
Kabul edilsin veya edilmesin, yapılanlar buna hizmet etmektedir.
Bu sebeple, bizi bir arada tutan temel dinamik olan Türk kimliği, kafatasçı bir milliyetçiliği değil, İslam kardeşliğine dayalı Türk milliyetçiliğini belirtir.
Bunu ayaklar altına almak ise, Türk birliğini yok etmek demektir.
Sayın Erdoğan, milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söylediğinde, yüce Türk milleti bunu reddetti. O kadar tepki aldı ki, Siirt’te bu konuda geri dönüş yaparak şunları demek zorunda kaldı:
"…Yani biz sizi Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Gürcüsüyle, Romanıyla hepinizi seviyoruz. Ayrım yok. Çünkü biz yaratılanı Yaradandan ötürü sevdik… Bizim dinimizde ayrım var mı? Yok. Ne Arap'ın Acem'e, ne Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur. İşte ölçü bu. Onun için aramıza nifak tohumları atmak isteyenlere, ekmek isteyenlere artık bu çözüm sürecinde 'hayır' deme zamanıdır.''
Nifak tohumu ekmek isteyenlere hayır deme zamanının geldiği konusunda samimi ise yapması gereken, bu mozaiği bozacak her türlü girişimin önünü tıkamasıdır.
Ve Erdoğan, tek bayraktan bahsetti Siirt’te. Bayraktan kimsenin rahatsız olduğu yok. Şehitlerin kanı ile süslenen bu bayrak bizim gururumuzdur.
36 etnik kimliğin var olduğu ülkemizde kimsenin farklı bir bayrak meselesi olmamıştır.
Bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir elbette. Ancak bunun sebebi, biri diğerinin tersi söylemler ile idare edilen bir ülke olmamızda değildir.
Sağlam temeller üzerine kurulmuş ve bu temeller için canını esirgemekten kaçınmayan bir bünyenin evlatlarıdır Türk milleti.
İşte bu sebeple kimsenin gücü onu bölmeye yetmez…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018































































































