Geçmişi kan, zulüm ve yüz kızartıcı tablolarla süslü(!) Batı dünyası bizi incelemekten kendilerine ayıracak vakit bulamamış demek. Aşağıda okuyacağınız Avrupa İnsan Hakları Yüksek Komiseri Alvaro Gil-Robles'in raporunda bu gerçeği daha iyi göreceksiniz. Siz Alvaro-Şalvaro beyin yazısını okumadan ben birkaç hususun altını çizmek isterim. 35 bin insanımızın katili diye yargılayıp idama mahkum ettiğimiz Apo, dağların ya da Bekaa'nın aksine her türlü can ve mal güvenliğine sahip bir vaziyette keyif çatıyor.Kendisine sayın Apo diye hitap etmenin dışında her türlü izzet-i ikramı eksik etmeyen yetkililer, bir bir yerine getirdikleri o isteklerini sunarken nasıl bir cümle kullanıyorlar acaba?Al ulan Apo ye zıkkım olsun mu diyorlar?Ya da "sayın Apo" deme suçunu işlememek için, işitme ve konuşma engelli biri mi götürüyor hizmetleri?Ya diğerleri?Dünyanın hiçbir yerinde olduğunu sanmam bizde suçluya gösterilen izzet-ü ikramın.Çünkü biz, suçluyu uygun ceza ile tedavi etmek yerine, taltif ederek amatör suçluluktan profesyonelliğe terfi ettirmeyi uygun gören bir anlayışla hareket ediyoruz.Hep dedim ya, suç işlemek bir hastalıktır, tedavisi ise uygun cezadır.Bizdekiler de, geçmişi her türlü insanlık dışı pratiklerle dolu Avrupalılara kendilerini beğendirmek için her türlü zillete eyvallah demeyi marifet sanıyor. Bizi incelemek için heyetlerin biri gelirken diğeri gidiyor.Niye? Bizde insan hakları var mı yok mu onu görmeleri için.Peki kendilerinde var mı bu insan hakları?Onu biz soramayız.Kendilerinin de böyle bir iddiaları yok.İşte size komiser Alvaro-Şalvaro'nun raporu. "Fransız hapishaneleri ve nezarethanelerinde incelemelerde bulunan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Yüksek Komiseri Alvaro Gil-Robles, Fransa'da korkunç tablolarla karşılaştığını belirterek şoke olduğunu söyledi. Avrupa Konseyi üyesi 32 ülkedeki incelemelerinin sonuncusunu Fransa'da gerçekleştiren Gil-Robles, bu ülkede tutukluların bodrum katlarındaki havasız ortamlarda üst üste yığıldığını, yerlerde yattıklarını ve 'iğrenç' şartlardaki mahkumların çoğunun psikiyatrik hastalıklara yakalandığını söyledi. Fransa'nın değişik şehirlerinde 16 gün süren incelemelerinin ardından izlenimlerini Liberation gazetesine aktaran Gil-Robles, Paris Adliye Sarayı'nın altındaki yabancı tutuklama merkezine ilişkin, "Ben hayatımda daha kötüsünü görmedim. Belki Moldova'da görmüşümdür. Korkunç bir şey. İnsanlar yerin iki kat altında havalandırmanın olmadığı bir yerde üst üsteler." şeklinde konuştu. Marsilya'da ziyaret ettiği Baumettes Hapishanesi hakkında ise "İğrenç bir yer. Çalışmalar yapılması öngörülmüş; fakat tutuklu sayısı sorun. Milyarlar da harcansa orasının normalleşebileceğini sanmıyorum." diyen Gil-Robles, bu yerlerin acilen kapatılması gerektiğini söyledi. Hapishanelerdeki psikiyatrik hasta sayısının fazlalığının kendisini şaşırttığını da dile getiren İnsan Hakları Yüksek Komiseri Gil-Robles, Fransa'nın bu mahkumların tedavi haklarını görmezlikten gelemeyeceğini ifade ederek, hapishaneden çıkanların topluma karşı büyük nefret besleyecekleri uyarısında bulundu. Charles de Gaulle Havalimanı'ndaki 'bekleme bölgesi'nde tutulan yabancıların durumlarından da endişe duyduğunu ifade eden Gil-Robles, Fransa'ya sığınan bu kişilere 5 gün müddet verildiğini ve bu süre içerisinde hiçbir tercüman hakkı olmadan sadece Fransızca yazılmış formları doldurarak başvuruda bulunmalarının istendiğini söyledi. Gil-Robles, parayla tercüman tutmak isteyen yabancıların bile tercüman bulamadığını dile getirdi. Geçtiğimiz günlerde bekleme bölgesinde görev yapan bazı polislerin, tutuklu yabancılara şiddet uyguladığı iddiaları Fransız medyasında gündeme gelmişti. 2002'de yapılan bir araştırmaya göre Fransız hapishanelerinde üç günde bir mahkum intihar ediyor. İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'nin yoğun gündemini sebep göstererek kendisiyle görüşmediğini ifade eden Gil-Robles, "Başka öncelikleri olmalı. Yazık." diyerek tepki gösterdi. Gil-Robles, inceleme raporlarını kasımda Avrupa Konseyi'ne sunacak."Rapor burada son buluyor.Yıllardır gerek gazetenin ve gerekse de televizyonun haber müdürlerine şunu rica ediyorum.Bulun medeni Avrupa hapishanelerinde yatan bir kişi ve konuşturun. Sorun bakın, nasıldır Avrupa hapishaneleri? Her fırsatta bizi insan hakları ihlalcısı ilan edenlerin insan haklarından anladığı ne? Bulamadılar maalesef böyle birini.Başka?Fransa'da, "Fransa tarihinde Cezayir katliamını", ya da ABD'de, "ABD'nin Kızılderili vahşeti" isimli bir bilimsel oturum organize edildi mi şu ana kadar?Bizde Osmanlı'nın son dönemlerinde Ermenilere yapılan vahşet(!) hukuka rağmen bilimsel olarak inceleniyor da. Bütün bunlara rağmen alamadık bir "insan haklarına saygılıdırlar" belgesi.Alamayız da.Çünkü bizim "insan" telakimiz farklı onlardan.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024