Resim Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden.
Tarih 15 Ocak 2013 Salı.
Bir rahatsızlıktan dolayı yolum bu hastaneye düştü.
Önceden internet üzerinden randevu aldığım için hastaneye rahat gittim.
Ama hastaneye girişle birlikte acı gerçekle karşılaştım.
O acı gerçeğin adı sıra.
Evet... Sıra...
'Ne var bunda sıra her yerde var' diyenleri duyar gibiyim.
Öyle değil işte.
Bu sıra sizin bildiğiniz sıralardan değil.
Abartmadan yazıyorum öyle bir sıra var ki, hastanenin koridorlarında kıvrıla kıvrıla uzuyor.
Bu sıraya girmeden muayene olmanız mümkün değil çünkü muayene için barkod ve sıra numarası almanız gerekiyor.
Önce sıraya girsem mi, girmesem mi diye düşündüm.
Sonra 'buraya kadar gelmişken gireyim bari' dedim.
Yine hiç bir abartı yapmadan yazıyorum, önümde yüzlerce insan var.
Kısa bir süre sonra arkama döndüm baktım bir o kadar insan da orada var...
Tabi bu sırada kavga gürültü de eksik olmuyor, kaynak yapma tartışması, bunalan vatandaşların nerede bu yetkililer isyanı vs...
Neyse uzun bir bekleyişin ardından sıra bana geldi ve barkodu aldım.
Doğruca doktorun yolunu tuttum.
Elbette burada da sıra var ama haklarını yemeyelim ilki kadar değil.
Muayeneye girdiğimde doktor "bana değil, falanca doktora gideceksiniz, size yanlış kayıt yapmışlar, gidin yeniden barkod alın" demez mi!
Güler misin ağlar mısın.
Yeni barkod demek daha da uzayan o kuyruğa yeniden girmek demek.
İkinci sefer kuyruğa girmek yerine, hastaneyi terk ettim.
***
Hastaneden çıkarken Başbakan Erdoğan'ın haftasonu İstanbul'da özel bir hastane açılışında yaptığı konuşma kulaklarımda çınlıyordu.
O konuşmasında yabancı hastaların da tedavi için Türkiye'ye gelmesi gerektiğini belirten Erdoğan şöyle diyordu: "Batı, hastasını tam gönderemiyorsa bilmediğinden gönderemiyor. Bildikleri anda gördükleri anda 'Biz buraya neden gelmedik?' diyecekler. Çünkü şu anda inanın anlatıyoruz şaşırıyorlar. Gelin görün diyoruz. Eğer gelip görürlerse o zaman 'Haklıymışsınız. Biz geç kaldık' diyecekler."
***
Ben de Erdoğan gibi düşüyorum.
Avrupalı hastalar Yedikule'yi mutlaka görmeli.
Aman geç kalmasınlar!
Tabi Avrupalılardan önce bizzat Erdoğan'ın ya da Sağlık Bakanı'nın devlet hastanelerini şöyle bir teftiş etmesi gerekiyor.
Ama tebdili kıyafetle.
Öyle 350 polisle hastaneye gelip, vatandaşı dışarı çıkararak ve doktorları günler öncesinden ayağa dikerek değil, sıradan bir vatandaş gibi.
Gelin o kuyruğa girin ve o çok övündüğünüz sağlık sisteminizin gerçek yüzünü bizzat yaşayarak görün.
Benden size tavsiye!
Tarih 15 Ocak 2013 Salı.
Bir rahatsızlıktan dolayı yolum bu hastaneye düştü.
Önceden internet üzerinden randevu aldığım için hastaneye rahat gittim.
Ama hastaneye girişle birlikte acı gerçekle karşılaştım.
O acı gerçeğin adı sıra.
Evet... Sıra...
'Ne var bunda sıra her yerde var' diyenleri duyar gibiyim.
Öyle değil işte.
Bu sıra sizin bildiğiniz sıralardan değil.
Abartmadan yazıyorum öyle bir sıra var ki, hastanenin koridorlarında kıvrıla kıvrıla uzuyor.
Bu sıraya girmeden muayene olmanız mümkün değil çünkü muayene için barkod ve sıra numarası almanız gerekiyor.
Önce sıraya girsem mi, girmesem mi diye düşündüm.
Sonra 'buraya kadar gelmişken gireyim bari' dedim.
Yine hiç bir abartı yapmadan yazıyorum, önümde yüzlerce insan var.
Kısa bir süre sonra arkama döndüm baktım bir o kadar insan da orada var...
Tabi bu sırada kavga gürültü de eksik olmuyor, kaynak yapma tartışması, bunalan vatandaşların nerede bu yetkililer isyanı vs...
Neyse uzun bir bekleyişin ardından sıra bana geldi ve barkodu aldım.
Doğruca doktorun yolunu tuttum.
Elbette burada da sıra var ama haklarını yemeyelim ilki kadar değil.
Muayeneye girdiğimde doktor "bana değil, falanca doktora gideceksiniz, size yanlış kayıt yapmışlar, gidin yeniden barkod alın" demez mi!
Güler misin ağlar mısın.
Yeni barkod demek daha da uzayan o kuyruğa yeniden girmek demek.
İkinci sefer kuyruğa girmek yerine, hastaneyi terk ettim.
***
Hastaneden çıkarken Başbakan Erdoğan'ın haftasonu İstanbul'da özel bir hastane açılışında yaptığı konuşma kulaklarımda çınlıyordu.
O konuşmasında yabancı hastaların da tedavi için Türkiye'ye gelmesi gerektiğini belirten Erdoğan şöyle diyordu: "Batı, hastasını tam gönderemiyorsa bilmediğinden gönderemiyor. Bildikleri anda gördükleri anda 'Biz buraya neden gelmedik?' diyecekler. Çünkü şu anda inanın anlatıyoruz şaşırıyorlar. Gelin görün diyoruz. Eğer gelip görürlerse o zaman 'Haklıymışsınız. Biz geç kaldık' diyecekler."
***
Ben de Erdoğan gibi düşüyorum.
Avrupalı hastalar Yedikule'yi mutlaka görmeli.
Aman geç kalmasınlar!
Tabi Avrupalılardan önce bizzat Erdoğan'ın ya da Sağlık Bakanı'nın devlet hastanelerini şöyle bir teftiş etmesi gerekiyor.
Ama tebdili kıyafetle.
Öyle 350 polisle hastaneye gelip, vatandaşı dışarı çıkararak ve doktorları günler öncesinden ayağa dikerek değil, sıradan bir vatandaş gibi.
Gelin o kuyruğa girin ve o çok övündüğünüz sağlık sisteminizin gerçek yüzünü bizzat yaşayarak görün.
Benden size tavsiye!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Bayram Çoşgun / diğer yazıları
- Teröriste kravat taktırınca! / 01.03.2025
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024