Yıllardır Ortadoğu'yu yakan BOP ateşine odun taşıyan Türkiye artık kendisi de bu ateşin içinde.
Maalesef durum bu.
Aslında bu kaçınılmaz son!
Zira (çok klasik olacak ama) BOP'un asıl hedefi Türkiye'dir. Güneydoğu'da yaşananlar bize gösteriyor ki Haçlı-Siyonist ortak yapımı ve yerli taşeron destekli BOP'un çanları artık iyiden iyiye Türkiye için çalıyor.
İsrail, Suriye, Rusya, Musul falan filan derken gündemde kendisine yeteri kadar yer edinemeyen Güneydoğu'da yaşananlar çok ama çok ciddi.
Vaziyet o kadar ciddi ki Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde 7 Haziran ve özellikle de 1 Kasım'dan sonra yaşadıklarını yaşamadı.
Mesela;
1- Dağdan şehre inen teröristler şehir merkezlerinde güvenlik güçlerimizle sokak savaşlarına girdi.
2- Türkiye şuanda on binlerce asker ve polisle adı konmamış bir savaşın içinde.
3- Bölgeyi mayın ve bomba tarlasına çeviren dış destekli teröristler cami, okul, hastane, market vs. yakıyor, insanların evlerine, işyerlerine ve arabalarına el koyuyor.
4- Bölgede eğitim bitti. Öğretmenler memleketlerine gönderilirken bazı okullar teröristler tarafından karargah olarak kullanılmaya başlandı.
5- Çatışmaların ortasında kalan yüz binler tıpkı Suriyeliler gibi evlerini terk ediyor.
6- Şırnak'ta teröristlerin hedefi olan hastaneyi tanklar koruyor.
7- Haftalardır süren sokağa çıkma yasakları OHAL dönemlerini mumla aratıyor.
8- Güneydoğu'daki gerginlik büyükşehirlere de yansımaya başladı.
* * *
Evet... Durum vahim.
Ortada kelimenin tam anlamıyla savaş var. Irak'taki, Suriye'deki, Libya'daki tablo artık ne yazık ki ülkemizde.
Bölgenin Türkiye'den koparılmak istendiği malum. Güneydoğumuz 4 parçalı Kürdistan (Büyük İsrail) projesinin kuzey parçasını teşkil ediyor.
Hal böyle olunca bugün bölgede askerimizle, polisimizle çatışanların sadece terör örgütü PKK militanları olduğunu düşünmek saflık olur.
Bugün Diyarbakır'da, Şırnak'ta, Mardin'de teröristlerle birlikte;
1- Hiçbir denetime tabi tutulmadan Suriye'den Türkiye'ye girmelerine izin verilen IŞİD militanları
2- ABD, İsrail ve Avrupa ülkelerinin istihbarat elemanları
3- Yahudi asıllı Barzani'nin elemanları da güvenlik güçlerimize kurşun sıkmakta.
* * *
Peki, Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
Daha 6 ay öncesine kadar "OHAL kalktı, baskılar bitti, köyümde özgürce yaşıyorum. Çözüm süreci başladı, anaların gözyaşı dindi. Onlar konuşur AK Parti yapar" pankartları bilboardları süslerken ne oldu da bu noktaya geldik.
Ne olduğu belli!
AKP'nin açılım saçmalığı ve başkanlık sistemi hayali sayesinde terör örgütü şehirlere yerleşti. Bunu biz değil kendileri söylüyor.
Önemine binaen bu itirafları hatırlatmak isterim,
1- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çözüm Süreci'ni bunlar (PKK) adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar.
2- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çözüm süreci içerisinde valilerimiz verdiğimiz talimat doğrultusunda operasyonlara girmiyordu.
3- Bülent Arınç: Üzerinde silah olan PKK'lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, askerlere el sallıyorlardı, asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu. Bizi aldatmış kabul edebilirler, biz kendimiz aldanmadık, her şeyden haberimiz vardı.
4- AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu: PKK Bütün bölgeyi, iş adamlarını haraca bağladı, vergi daireleri kurdu, asayiş birimleri kurdu, kimlik kontrolleri yaptı, mahkemeler kurdu. Çözüm sürecinde bölgede paralel devlet gibi yapılandı. Hükümet ne yaptı? Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonları durdurdu.
* * *
Durum bu; bile bile lades!
Siz buna basiretsizlik mi, gaflet mi, ihanet mi yoksa daha başka bir şey mi dersiniz orası size kalmış.
* * *
Gelelim meselenin en kritik noktasına!
Ülkeyi 13 yıldır tek başına yönetenler terör örgütünün ülkeyi silah deposu haline getirmesine göz yumarken bir isim vardı ki, milleti ayıktırmaya çalıştı.
O isim Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tı.
Haydar hoca bıkmadan, usanmadan ülkeyi karış karış dolaştı ve uyardı; "Bunlar ülkeyi felakete sürüklüyor" dedi.
O tarihi ikazlardan birkaçı şöyle;
1- "Öyle bir noktaya geldik ki Batı'nın, ecnebinin bize yapamadıklarını kendi içimizdeki gafiller yapar duruma gelmiştir. (24 Mayıs 2015-İstanbul)"
2- "Bu süreçte AKP terörle masaya oturdu ve Türkiye'nin barışını, Anayasasını konuşuyor. Bu Türkiye'yi bölünmeye götürecek sürecin başlangıcıdır. O halde bu Anayasal bir suçtur. Bu süreç toplumda barışı değil çatışma ortamını çıkaracaktır. Barış derken bir de bakacağız ki herkes silahı beline koymuş mahalleleri, sokakları pay etmeye başlamış. (17 Mart 2013-Ankara)"
3- "Bu açılım nedir? Güneydoğulu Kürt kardeşlerim iyi bilsin ki bunların derdi onlara bir huzur, saadet, mutluluk getirmek değildir. Bakın Barzani hareketine. Barzani hareketi nedir? Barzani bir Yahudi hareketidir, Kürt hareketi değildir. Kobani denilen bölgede Büyük İsrail'in temellerini attılar. O İsrail'in uzantısıdır. Şimdi bunu genişletmek istiyorlar. Bunun için de Kürt kardeşlerimizi kullanmak istiyorlar. Şayet Kürt kardeşlerimiz bilhassa da Alevi Kürt kardeşlerimiz bu oyuna gelirse Filistinlinin kaderini yaşarlar, Allah muhafaza etsin. Kamuoyu sakın oyuna gelmesin. Eğer bu oyun tahakkuk ederse hicret edecek vatan da bulamayız. (8 Şubat 2015 -Trabzon)"
4- "Bakın bu adamlar bir şey bilmezler. Ülkeyi kana bulayacaklar haberiniz olsun. Gaipten haber vermiyorum. Bu adamlar cahildir. Bunlar tarihi, coğrafyayı bilmezler, sınırlarımızdan haberleri yok. Bugüne kadar geldiler. Yumurta kapıya dayandı. Ne yapacaklar? Hiçbir şey yapamazlar. ( 6 Temmuz 2015-İstanbul)"
5- "Henüz daha bir çakmak taşı çakılmamışken, 'Türkiye karanlık bir döneme girdi' dedim. Gaziantep'te söyledim, İstanbul'da söyledim. Türkiye şimdi ise zifirî karanlık bir döneme girdi.
Türkiye geri dönüşü olmayan bir noktaya getirildi. Aslında burada benim anlatmak istediğim şu: Kürtler devlet kuracak da, onun için hareket ediyorlar diye bir şey yok.
Bu arkadaşları maalesef büyük bir oyuna getirdiler. Oynanan oyun Büyük Ortadoğu Projesi adı altında Büyük İsrail devletini kurmaktır. Bunu göremeyen hiç kimse Türkiye'nin içine sokulduğu durumu çözemez. Adamların tek derdi Büyük İsrail. BOP, Büyük İsrail'i hayata geçirmektir. (14 Eylül 2015-İstanbul)"
* * *
Yazımızın sonunda soralım; sizce Türkiye'nin içine girdiği zifiri karanlık tablonun esas sorumlusu kim?
Esas sorumlu iktidar mı, yoksa bu iktidarı 13 yıldan buyana sürdürdüğü gayri milli politikalarına rağmen ısrarla iktidarda tutan millet mi?
Saygılar?
Maalesef durum bu.
Aslında bu kaçınılmaz son!
Zira (çok klasik olacak ama) BOP'un asıl hedefi Türkiye'dir. Güneydoğu'da yaşananlar bize gösteriyor ki Haçlı-Siyonist ortak yapımı ve yerli taşeron destekli BOP'un çanları artık iyiden iyiye Türkiye için çalıyor.
İsrail, Suriye, Rusya, Musul falan filan derken gündemde kendisine yeteri kadar yer edinemeyen Güneydoğu'da yaşananlar çok ama çok ciddi.
Vaziyet o kadar ciddi ki Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde 7 Haziran ve özellikle de 1 Kasım'dan sonra yaşadıklarını yaşamadı.
Mesela;
1- Dağdan şehre inen teröristler şehir merkezlerinde güvenlik güçlerimizle sokak savaşlarına girdi.
2- Türkiye şuanda on binlerce asker ve polisle adı konmamış bir savaşın içinde.
3- Bölgeyi mayın ve bomba tarlasına çeviren dış destekli teröristler cami, okul, hastane, market vs. yakıyor, insanların evlerine, işyerlerine ve arabalarına el koyuyor.
4- Bölgede eğitim bitti. Öğretmenler memleketlerine gönderilirken bazı okullar teröristler tarafından karargah olarak kullanılmaya başlandı.
5- Çatışmaların ortasında kalan yüz binler tıpkı Suriyeliler gibi evlerini terk ediyor.
6- Şırnak'ta teröristlerin hedefi olan hastaneyi tanklar koruyor.
7- Haftalardır süren sokağa çıkma yasakları OHAL dönemlerini mumla aratıyor.
8- Güneydoğu'daki gerginlik büyükşehirlere de yansımaya başladı.
* * *
Evet... Durum vahim.
Ortada kelimenin tam anlamıyla savaş var. Irak'taki, Suriye'deki, Libya'daki tablo artık ne yazık ki ülkemizde.
Bölgenin Türkiye'den koparılmak istendiği malum. Güneydoğumuz 4 parçalı Kürdistan (Büyük İsrail) projesinin kuzey parçasını teşkil ediyor.
Hal böyle olunca bugün bölgede askerimizle, polisimizle çatışanların sadece terör örgütü PKK militanları olduğunu düşünmek saflık olur.
Bugün Diyarbakır'da, Şırnak'ta, Mardin'de teröristlerle birlikte;
1- Hiçbir denetime tabi tutulmadan Suriye'den Türkiye'ye girmelerine izin verilen IŞİD militanları
2- ABD, İsrail ve Avrupa ülkelerinin istihbarat elemanları
3- Yahudi asıllı Barzani'nin elemanları da güvenlik güçlerimize kurşun sıkmakta.
* * *
Peki, Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
Daha 6 ay öncesine kadar "OHAL kalktı, baskılar bitti, köyümde özgürce yaşıyorum. Çözüm süreci başladı, anaların gözyaşı dindi. Onlar konuşur AK Parti yapar" pankartları bilboardları süslerken ne oldu da bu noktaya geldik.
Ne olduğu belli!
AKP'nin açılım saçmalığı ve başkanlık sistemi hayali sayesinde terör örgütü şehirlere yerleşti. Bunu biz değil kendileri söylüyor.
Önemine binaen bu itirafları hatırlatmak isterim,
1- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çözüm Süreci'ni bunlar (PKK) adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar.
2- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çözüm süreci içerisinde valilerimiz verdiğimiz talimat doğrultusunda operasyonlara girmiyordu.
3- Bülent Arınç: Üzerinde silah olan PKK'lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, askerlere el sallıyorlardı, asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu. Bizi aldatmış kabul edebilirler, biz kendimiz aldanmadık, her şeyden haberimiz vardı.
4- AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu: PKK Bütün bölgeyi, iş adamlarını haraca bağladı, vergi daireleri kurdu, asayiş birimleri kurdu, kimlik kontrolleri yaptı, mahkemeler kurdu. Çözüm sürecinde bölgede paralel devlet gibi yapılandı. Hükümet ne yaptı? Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonları durdurdu.
* * *
Durum bu; bile bile lades!
Siz buna basiretsizlik mi, gaflet mi, ihanet mi yoksa daha başka bir şey mi dersiniz orası size kalmış.
* * *
Gelelim meselenin en kritik noktasına!
Ülkeyi 13 yıldır tek başına yönetenler terör örgütünün ülkeyi silah deposu haline getirmesine göz yumarken bir isim vardı ki, milleti ayıktırmaya çalıştı.
O isim Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tı.
Haydar hoca bıkmadan, usanmadan ülkeyi karış karış dolaştı ve uyardı; "Bunlar ülkeyi felakete sürüklüyor" dedi.
O tarihi ikazlardan birkaçı şöyle;
1- "Öyle bir noktaya geldik ki Batı'nın, ecnebinin bize yapamadıklarını kendi içimizdeki gafiller yapar duruma gelmiştir. (24 Mayıs 2015-İstanbul)"
2- "Bu süreçte AKP terörle masaya oturdu ve Türkiye'nin barışını, Anayasasını konuşuyor. Bu Türkiye'yi bölünmeye götürecek sürecin başlangıcıdır. O halde bu Anayasal bir suçtur. Bu süreç toplumda barışı değil çatışma ortamını çıkaracaktır. Barış derken bir de bakacağız ki herkes silahı beline koymuş mahalleleri, sokakları pay etmeye başlamış. (17 Mart 2013-Ankara)"
3- "Bu açılım nedir? Güneydoğulu Kürt kardeşlerim iyi bilsin ki bunların derdi onlara bir huzur, saadet, mutluluk getirmek değildir. Bakın Barzani hareketine. Barzani hareketi nedir? Barzani bir Yahudi hareketidir, Kürt hareketi değildir. Kobani denilen bölgede Büyük İsrail'in temellerini attılar. O İsrail'in uzantısıdır. Şimdi bunu genişletmek istiyorlar. Bunun için de Kürt kardeşlerimizi kullanmak istiyorlar. Şayet Kürt kardeşlerimiz bilhassa da Alevi Kürt kardeşlerimiz bu oyuna gelirse Filistinlinin kaderini yaşarlar, Allah muhafaza etsin. Kamuoyu sakın oyuna gelmesin. Eğer bu oyun tahakkuk ederse hicret edecek vatan da bulamayız. (8 Şubat 2015 -Trabzon)"
4- "Bakın bu adamlar bir şey bilmezler. Ülkeyi kana bulayacaklar haberiniz olsun. Gaipten haber vermiyorum. Bu adamlar cahildir. Bunlar tarihi, coğrafyayı bilmezler, sınırlarımızdan haberleri yok. Bugüne kadar geldiler. Yumurta kapıya dayandı. Ne yapacaklar? Hiçbir şey yapamazlar. ( 6 Temmuz 2015-İstanbul)"
5- "Henüz daha bir çakmak taşı çakılmamışken, 'Türkiye karanlık bir döneme girdi' dedim. Gaziantep'te söyledim, İstanbul'da söyledim. Türkiye şimdi ise zifirî karanlık bir döneme girdi.
Türkiye geri dönüşü olmayan bir noktaya getirildi. Aslında burada benim anlatmak istediğim şu: Kürtler devlet kuracak da, onun için hareket ediyorlar diye bir şey yok.
Bu arkadaşları maalesef büyük bir oyuna getirdiler. Oynanan oyun Büyük Ortadoğu Projesi adı altında Büyük İsrail devletini kurmaktır. Bunu göremeyen hiç kimse Türkiye'nin içine sokulduğu durumu çözemez. Adamların tek derdi Büyük İsrail. BOP, Büyük İsrail'i hayata geçirmektir. (14 Eylül 2015-İstanbul)"
* * *
Yazımızın sonunda soralım; sizce Türkiye'nin içine girdiği zifiri karanlık tablonun esas sorumlusu kim?
Esas sorumlu iktidar mı, yoksa bu iktidarı 13 yıldan buyana sürdürdüğü gayri milli politikalarına rağmen ısrarla iktidarda tutan millet mi?
Saygılar?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Bayram Çoşgun / diğer yazıları
- Teröriste kravat taktırınca! / 01.03.2025
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024