“Bizim dinimiz, akla en uygun ve en doğal dindir. Ve ancak bu nedenledir ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, bilime uygun olması gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. Müslümanların toplumsal yaşamında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde varlığını korumaya hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, dini emirlere uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmek zorundayız. (Söylev ve Demeçler II, 1923, s.128)
“Cenab-ı Peygamber, peygamberlerin en sonuncusu olmuştur ve kitabı en eksiksiz kitaptır.” (Nutuk III, 1920, s.1241)
“Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Bilince aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. (Söylev ve Demeçler III, 1923, s. 70)
“Bizim ulvi dinimiz, her Müslüman kişiye, amme taharrisini (halkı araştırmayı) farz kılıyor ve her Müslüman kadın ve erkek, ümmeti tenvir etmekle (nurlandırmakla) mükellef kılıyor.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, s. 148)
“Din lüzumlu bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.” (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetler, 1955,s. 116)
“Hakiki İslam’a vakıf olan ulemamız karşısında imansız ve hain ulema da vardır. Lakin bunları onlara karıştırmak uygun olmaz.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, s. 148)
“Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür, onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.” (Söylev ve Demeçler, 1923, s.128)
Atatürk’ün İslam’a verdiği değer ortadadır. Ama ne hazindir ki, kendini Atatürkçü olarak adlandıranlar Atatürk’ü zerre kadar anlayamadıkları gibi kendi kafalarına göre bir Atatürk tablosu oluşturmuşlar ve kendilerinin özellikle din adına sapkın düşüncelerini, inançsızlıklarını Atatürk’e mal etmeye çalışmışlardır.
Diğer taraftan ise söylemlerini dini terimler ile ifade eden, kendini sanki dinin sahibi gibi gören, mücahit, âlim, arif gibi büyük makamları kendi tekellerine alanlarda bu sözde Atatürkçüleri de kullanarak Atatürk’ü millet nazarında dinsiz göstermeye çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.
Bu anlayışların hepsi haçlı uşağıdır, hepsi haçlı piyonudur, hepsi haçlının oyuncağıdır. Yaşadığımız zaman dilimi bu iddiamın açıkça ispatıdır.
Bugün kendini sağcı, solcu, Atatürkçü, muhafazakâr, dinci vs. diye adlandıran veya adlandırılan anlayışların hangisi haçlı AB ve ABD’ye karşıdır. Bu anlayışların hepsi peş peşe AB ve ABD’ye heyetler, elçiler göndererek teslimiyetlerini sunup, beslenmeleri almıyorlar mı?
Veya şöyle bir akıl yürütelim; Atatürk, Yahudi ve Hıristiyanları dost edindi mi? Onların arzu ve isteklerine uydu mu? Hayır. Tam aksine bütün hayatı bu anlayışlara mücadele ile geçirdi. Ya bugünküler…
Atatürk, emperyalist değildi, sosyalist değildi. Milletin sorunlarını çözmek için bu anlayışların peşine takılmadı. Tam aksine milletine inandı ve milleti ile hem bağımsızlık mücadelesini başardı hem de milli kalkınma hareketini başlattı. Ya şimdikiler…
Atatürk asla Allah-u Teâlâ’ya başkaldırmadı. O’nun yasaklarını kanunla serbest yapmadı. Ya şimdikiler…
Atatürk devletini ve milletini haçlı emperyalizmine teslim etmedi. Tek hak dinin İslam olduğunu hayatının her safhasında belirtti. Hülasa Atatürk adam gibi adamdı. Atatürk bir aynaydı. Onun dinine, namusuna laf atanlar aynaya bakıyorlardı…
“Cenab-ı Peygamber, peygamberlerin en sonuncusu olmuştur ve kitabı en eksiksiz kitaptır.” (Nutuk III, 1920, s.1241)
“Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Bilince aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. (Söylev ve Demeçler III, 1923, s. 70)
“Bizim ulvi dinimiz, her Müslüman kişiye, amme taharrisini (halkı araştırmayı) farz kılıyor ve her Müslüman kadın ve erkek, ümmeti tenvir etmekle (nurlandırmakla) mükellef kılıyor.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, s. 148)
“Din lüzumlu bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.” (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetler, 1955,s. 116)
“Hakiki İslam’a vakıf olan ulemamız karşısında imansız ve hain ulema da vardır. Lakin bunları onlara karıştırmak uygun olmaz.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, s. 148)
“Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür, onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.” (Söylev ve Demeçler, 1923, s.128)
Atatürk’ün İslam’a verdiği değer ortadadır. Ama ne hazindir ki, kendini Atatürkçü olarak adlandıranlar Atatürk’ü zerre kadar anlayamadıkları gibi kendi kafalarına göre bir Atatürk tablosu oluşturmuşlar ve kendilerinin özellikle din adına sapkın düşüncelerini, inançsızlıklarını Atatürk’e mal etmeye çalışmışlardır.
Diğer taraftan ise söylemlerini dini terimler ile ifade eden, kendini sanki dinin sahibi gibi gören, mücahit, âlim, arif gibi büyük makamları kendi tekellerine alanlarda bu sözde Atatürkçüleri de kullanarak Atatürk’ü millet nazarında dinsiz göstermeye çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.
Bu anlayışların hepsi haçlı uşağıdır, hepsi haçlı piyonudur, hepsi haçlının oyuncağıdır. Yaşadığımız zaman dilimi bu iddiamın açıkça ispatıdır.
Bugün kendini sağcı, solcu, Atatürkçü, muhafazakâr, dinci vs. diye adlandıran veya adlandırılan anlayışların hangisi haçlı AB ve ABD’ye karşıdır. Bu anlayışların hepsi peş peşe AB ve ABD’ye heyetler, elçiler göndererek teslimiyetlerini sunup, beslenmeleri almıyorlar mı?
Veya şöyle bir akıl yürütelim; Atatürk, Yahudi ve Hıristiyanları dost edindi mi? Onların arzu ve isteklerine uydu mu? Hayır. Tam aksine bütün hayatı bu anlayışlara mücadele ile geçirdi. Ya bugünküler…
Atatürk, emperyalist değildi, sosyalist değildi. Milletin sorunlarını çözmek için bu anlayışların peşine takılmadı. Tam aksine milletine inandı ve milleti ile hem bağımsızlık mücadelesini başardı hem de milli kalkınma hareketini başlattı. Ya şimdikiler…
Atatürk asla Allah-u Teâlâ’ya başkaldırmadı. O’nun yasaklarını kanunla serbest yapmadı. Ya şimdikiler…
Atatürk devletini ve milletini haçlı emperyalizmine teslim etmedi. Tek hak dinin İslam olduğunu hayatının her safhasında belirtti. Hülasa Atatürk adam gibi adamdı. Atatürk bir aynaydı. Onun dinine, namusuna laf atanlar aynaya bakıyorlardı…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025