Akşam vakti. Köylü pazarından aldığı kabağı temizlemek için bıçağı biliyordu. İyice keskin duruma gelince başladı soymaya. Sert kabuklarını ayırayın derken bıçak kaydı. Bir anda parmağını yandan kesti. Kanı durmak bilmiyordu. Hemen acil servise götürdüler. Doktor: "Birkaç dikiş atılacak ve tetanos iğnesi yapılacak" dedi. Görevli sağlık memuru, hemşireler güler yüzlü merhametliydi.O esnada, yanı başındaki yatakta tedavi gören küçük çocuğun ağlaması ve konuşması dikkat çekiciydi. Ayağına tığ batan küçük kızın ayağındaki tığ çıkarıldıktan sonra rahatladı. Minik bedeni çok acı çekmiş. Babasına, nasıl oldu diye soruyordu bir hasta yakını. Babası: "Annesi yerde unutmuş. Çocuk bilmeden basınca ayağına batmış'' deyince küçük kız "Öyle olmadı, annem tığı bana attı. Tığ gelip ayağıma saplandı?''Kapıdan 75 yaşlarında yaşlı birini getirdiler. İdrarına bağlı olan hortum tıkanmış. Bir yudum su bile içemiyorum. Nefesim daralıyor, deyip inliyordu. Hasta yakını: "Daha yeni götürmüştük doktora. Hem de özel muayenehanesine.'' Görevli hekim teşhisini yaptıktan sonra pıhtılaşan kan temizlendi adamcağız rahat bir nefes aldı.12 yaşlarında bir çocuk düşüp ayağını incitmiş. Hemen filmler çekiliyor, nöbetçi doktor, gerekirse branş doktoru uzman hemen gelip teşhis ve tedaviye koşuyorlar.Sıra eli kesilen hastaya geldi. Kesilen parmağına iki ağrı kesici iğne yapıldı lakin ağrıyı hâla hissediyordu. Bir iğne daha yapıldıysa da ağrı tam olarak kesilmiyordu. Görevli, doktora danışınca doktor: "Bazen böyle olabiliyor'' dedi. Bir dikiş daha atılması gerekiyordu. Hastaya "bir sabır daha bekliyoruz'' diyen görevliye tamam devam edin dedi hasta. Dikiş atılırken hastanın gözleri dolmuştu. Görevli ve hasta yakınları bunu can acısından zannetmişlerdi. Biraz sonra "geçmiş olsun bitti'' diyen görevli, hastanın dalgın gözlerini fark etmişti. Hasta sedyede dalıp gitmiş, düşünüyordu. Ben bir iğne acısına hem de uyuşturulduğu halda zor dayandım "Aman Allah'ım Irak'ta ilaçsız, susuz kalan iğnesiz kolu bacağı kesilen çocuklar, anneler, babalar kim bilir ne kadar acı çekiyorlar. Ben sıcacık yerde hemşirelerin, görevli sağlık memurlarının, doktorların, tertemiz, elverişli mekanda tedavi olurken hasta hanelerini bile, barbarların, kafirlerin bombaladığı Müslüman kardeşlerimin hali ne perişandır.'' Bu düşünceler içerisindeyken görevli sağlık personelinin sesiyle kendine geldi.Ayağa kalktı. Parmağı sarılmış tedavi olmuştu. Acil servisten ayrılırken kapıda yüksek sesle konuşan biri dikkatini çekmişti. Bakın şu hastanenin servisine kimseye ayırım yapılıyor mu? Şu hakkı bu hakkı diye milleti bölüp parçalamak isteyenlerin, katillerin, barbarların oyununa gelmeyelim. Onların gündemlerine, onların hile ve tuzaklarına düşmeyelim. "İt ürür kervan yürür'' biz yürümemize bakalım. Yokluk ve bela gelince uyanmanın faydası olmaz, deyip sözlerine devam ederken hasta eve doğru gidiyordu?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Sabri / diğer yazıları
- Ramazanlaşmak / 17.07.2012
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011


























































































