AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, geleneklere aykırı bir biçimde hükümetin uygulayacağı ekonomi programının bir özetini dün Acil Eylem Planı başlığı altında kamuoyuna açıkladı. Erdoğan'ın deyimiyle Başbakan Abdullah Gül, hükümeti kurduktan sonra bizzat hükümetin 5 yıl boyunca uygulayacağı programı açıklayacak. Hükümet programı, sadece bir yıllık süreyi kapsayan Acil Eylem Planı'nın genişletilmiş bir versiyonu olacak.
Yukarıda bunun geleneklere aykırı olduğundan bahsetttim. Çünkü 1983 ve 1987 yıllarında ANAP Hükümeti de tek başına iktidar olmuştu. O dönemlerde Turgut Özal çıkıp da ANAP'ın ekonomi programını açıklamamıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'den hükümeti kurma görevini aldıktan sonra, hükümetini kurmuş; bizzat hükümet programını açıklamıştı.
Tabii bu yeni durum bir sıkıntıdan kaynaklanıyor. Erdoğan'ın YSK'nın kararı neticesinde milletvekili seçilememesi, bu tuhaf, iki başlı durumu da beraberinde getirdi. Erdoğan, Acil Eylem Planı'nı AK Parti adına açıkladı. Diyeceksiniz ki, AK Parti eşittir hükümettir. Ben de derim ki, böyle bir eşitliğin kurulduğu bir ortamda, "Öncü bir hükümet programının açıklanmasına ne gerek vardı?" Zaten Başbakan Abdullah Gül, pazartesi günü hükümeti kuracak, muhtemelen de salı ya da çarşamba günü de hükümet programını açıklayacak... Dolayısıyla piyasaların rahatlatılması gibi bir şeye de ihtiyaç yoktu. Zaten piyasalar son derece rahat...
Peki AKP Lideri Erdoğan, neden dün böyle bir planı açıkladı? Sözkonusu planın siyasi boyutu nedir? Erdoğan'ın böyle bir plan açıklamasının nedeni, "Asıl Başbakan benim" vurgusunu yapmaktı. Çünkü bir hükümet için asıl olan hükümet programıdır. Parti programı ile hükümet programı AKP yönetiminde olduğu gibi aynı kişiler tarafından hazırlansa dahi, bu böyledir.
Gelelim Acil Eylem Planı'nın içeriğine... Planda pek fazla yenilik yok. Özal misyonunun izlerini taşıyor. Nitekim AKP Genel Başkanı Erdoğan da, planın bu özelliğini "Uzun yıllar tartışılarak, ulusal mutabakatın sağlandığı ama kararlı ve güçlü bir siyasi irade olmadığı için hayata geçirilemeyen hususlar olduğunu" sözleriyle dile getiriyor.
Peki Türkiye'nin uzun yıllardır yapamadıkları nelerdi?
Bunu teorik olarak liberal politikaların uygulanması şeklinde ifade edebiliriz. Nedir bunlar?
1) Hızlı özelleştirme. AKP'nin Acil Eylem Planı'nda bu var. IMF'nin üzerinde durduğu ve koalisyon hükümetlerine yaptıramadığı temel konulardan biri bu...
2) Faiz, döviz ve borsanın serbestleştirilmesi yani finans ekonomisinin uygulanması. IMF'nin üzerinde durduğu başlıca konu bu. IMF, piyasaların serbestleşmesini salık veriyor.
3) Erdoğan, işsizliğin azaltılmasını öncelikli mesele olarak değerlendirse de, bunun için kaynak açıklamadı. Tek beklenti, dünkü basın toplantısına da yansıdığı gibi, faizlerin düşmesi. Faizler düşmediği takdirde, hükümet yatırım yapamayacak; dolayısıyla işsize iş sağlayamayacak.
4) Acil Eylem Planı'nda enflasyon hedefi zikredilmedi. Sanırım Başbakan Abdullah Gül'ün açıklayacağı hükümet programında, bu konuya yer verilecek. Enflasyon hedefi, büyüme hedefi olmayan bir hükümet olamaz çünkü.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Acil Eylem Planı'nda banı tanıdık gelen unsurlar da vardı. Bağımsız Türkiye Partisi'nin seçimler öncesinde hazırladığı 'kaynak paketi'nde yer alan, AKP'nin seçim bildirgesinde yer almayan kimi noktalar burada da yer almış. Nedir bunlar? İşlenmiş mermer üretimine ağırlık verilmesi; Bor Enstitüsü kurulması; yatırımcıya hazine arazisi tahsis edilmesi, özelleştirilecek kuruluşlara gurbetçilerin katılımının sağlanması...
Sonuç itibariyle AK Parti veya bir başka deyişle 58. Hükümet, IMF programını sürdürecek. Erdoğan, programda revizyon düşünüyor ama bu o kadar kolay değil. IMF, Arjantin'de olduğu gibi programın temel parametrelerine dokundurtmayacaktır. Mesela, IMF'nin Şeker ve Tütün yasalarında taviz vermesi beklenmiyor. Reel sektöre kaynak aktarılması, ancak faizlerin düşmesiyle mümkün olacak. IMF'nin öngördüğü gibi, bütçe kriterlerinin tutturulması için yatırımların ertelenmesi beklenecek.
Yukarıda bunun geleneklere aykırı olduğundan bahsetttim. Çünkü 1983 ve 1987 yıllarında ANAP Hükümeti de tek başına iktidar olmuştu. O dönemlerde Turgut Özal çıkıp da ANAP'ın ekonomi programını açıklamamıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'den hükümeti kurma görevini aldıktan sonra, hükümetini kurmuş; bizzat hükümet programını açıklamıştı.
Tabii bu yeni durum bir sıkıntıdan kaynaklanıyor. Erdoğan'ın YSK'nın kararı neticesinde milletvekili seçilememesi, bu tuhaf, iki başlı durumu da beraberinde getirdi. Erdoğan, Acil Eylem Planı'nı AK Parti adına açıkladı. Diyeceksiniz ki, AK Parti eşittir hükümettir. Ben de derim ki, böyle bir eşitliğin kurulduğu bir ortamda, "Öncü bir hükümet programının açıklanmasına ne gerek vardı?" Zaten Başbakan Abdullah Gül, pazartesi günü hükümeti kuracak, muhtemelen de salı ya da çarşamba günü de hükümet programını açıklayacak... Dolayısıyla piyasaların rahatlatılması gibi bir şeye de ihtiyaç yoktu. Zaten piyasalar son derece rahat...
Peki AKP Lideri Erdoğan, neden dün böyle bir planı açıkladı? Sözkonusu planın siyasi boyutu nedir? Erdoğan'ın böyle bir plan açıklamasının nedeni, "Asıl Başbakan benim" vurgusunu yapmaktı. Çünkü bir hükümet için asıl olan hükümet programıdır. Parti programı ile hükümet programı AKP yönetiminde olduğu gibi aynı kişiler tarafından hazırlansa dahi, bu böyledir.
Gelelim Acil Eylem Planı'nın içeriğine... Planda pek fazla yenilik yok. Özal misyonunun izlerini taşıyor. Nitekim AKP Genel Başkanı Erdoğan da, planın bu özelliğini "Uzun yıllar tartışılarak, ulusal mutabakatın sağlandığı ama kararlı ve güçlü bir siyasi irade olmadığı için hayata geçirilemeyen hususlar olduğunu" sözleriyle dile getiriyor.
Peki Türkiye'nin uzun yıllardır yapamadıkları nelerdi?
Bunu teorik olarak liberal politikaların uygulanması şeklinde ifade edebiliriz. Nedir bunlar?
1) Hızlı özelleştirme. AKP'nin Acil Eylem Planı'nda bu var. IMF'nin üzerinde durduğu ve koalisyon hükümetlerine yaptıramadığı temel konulardan biri bu...
2) Faiz, döviz ve borsanın serbestleştirilmesi yani finans ekonomisinin uygulanması. IMF'nin üzerinde durduğu başlıca konu bu. IMF, piyasaların serbestleşmesini salık veriyor.
3) Erdoğan, işsizliğin azaltılmasını öncelikli mesele olarak değerlendirse de, bunun için kaynak açıklamadı. Tek beklenti, dünkü basın toplantısına da yansıdığı gibi, faizlerin düşmesi. Faizler düşmediği takdirde, hükümet yatırım yapamayacak; dolayısıyla işsize iş sağlayamayacak.
4) Acil Eylem Planı'nda enflasyon hedefi zikredilmedi. Sanırım Başbakan Abdullah Gül'ün açıklayacağı hükümet programında, bu konuya yer verilecek. Enflasyon hedefi, büyüme hedefi olmayan bir hükümet olamaz çünkü.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Acil Eylem Planı'nda banı tanıdık gelen unsurlar da vardı. Bağımsız Türkiye Partisi'nin seçimler öncesinde hazırladığı 'kaynak paketi'nde yer alan, AKP'nin seçim bildirgesinde yer almayan kimi noktalar burada da yer almış. Nedir bunlar? İşlenmiş mermer üretimine ağırlık verilmesi; Bor Enstitüsü kurulması; yatırımcıya hazine arazisi tahsis edilmesi, özelleştirilecek kuruluşlara gurbetçilerin katılımının sağlanması...
Sonuç itibariyle AK Parti veya bir başka deyişle 58. Hükümet, IMF programını sürdürecek. Erdoğan, programda revizyon düşünüyor ama bu o kadar kolay değil. IMF, Arjantin'de olduğu gibi programın temel parametrelerine dokundurtmayacaktır. Mesela, IMF'nin Şeker ve Tütün yasalarında taviz vermesi beklenmiyor. Reel sektöre kaynak aktarılması, ancak faizlerin düşmesiyle mümkün olacak. IMF'nin öngördüğü gibi, bütçe kriterlerinin tutturulması için yatırımların ertelenmesi beklenecek.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.