Zor günlerden geçiyoruz. En büyük meselemiz ekonomi. Şartlar her geçen gün ağırlaşıyor. Zamlar hepimizi bunalttı.
Her şey apaçık ortada.
Ama vatandaş geçim savaşıyla mücadele ederken iki şey dikkat çekici,
1- Cebindeki parası Türk Lirası karşısında değerlenen yabancılar çılgınlar gibi ülkenin tadını çıkarıyor. Alış veriş yapıyorlar, tatil yapıyorlar, en güzel evlerde oturuyorlar, en güzel arabalara biniyorlar vs. Bu ülkenin sefası yabancılara, cefası ise yerlilere ait artık.
2- Vatandaş ağır ekonomik şartlar altında ezilirken iktidar sahipleri başka bir alemde yaşıyor. Enflasyonun bizden 10 kat daha düşük olduğu ülkelerdeki durumu bize "Bakın onlar battı, yiyecek ekmek bile bulamıyorlar, halinize şükredin" diye anlatıyorlar. Gerçi bu da özel bir yetenek ama neyse.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD medyasına, "Ben ekonomistim. Şu anda yüzde 8-9 enflasyonun bile tehdit ettiği ülkeler var. Bizde yüzde 80 var. Benim ülkemde marketlerde raflar boş değil. Ama Amerika'da, Fransa'da, Almanya'da raflar boş. Benim vatandaşım şu anda istediği her ürünü marketlerde bulabiliyor" diyor.
* * *
'Ben ekonomistim, ekonominin sorumlusu benim' açıklamaları hala hafızalarda olan Erdoğan son zamanlarda Türkiye ekonomisiyle AB ve ABD ekonomisini karşılaştırıp aslında, "Biz daha iyiyiz" propagandasına hız verdi.
İşte bu kıyaslamalarından birkaç örnek:
- "Hangi alanda ülkemizi Avrupa'yla, dünyayla karşılaştırırsanız karşılaştırın terazinin bizim bulunduğumuz kefesi ağır basıyor. Diyorlar ki 'Onlarda enflasyon yüzde 9. Bizde yüzde 80'e dayandı.' İyi de onlardaki yüzde 9 enflasyonun ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla bizdeki enflasyonun etkileri aynı değil ki."
- "Avrupa'da temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışıyla ücretlerdeki artış arasında öyle derin uçurum var ki, insanlar sokaklara dökülmeye başladı. Gösterge faizleriyle, enflasyon arasındaki 5-6 kat farkı söylemiyorum. Biz bu sıkıntıların hiçbiriyle karşı karşıya değiliz."
- "Şu anda İngiltere'de, Avrupa'da, Amerika'da raflar boş. Bizde bolluk bereket yoluna devam ediyor fakat nankörlere ne anlatırsan anlat, anlamazlar."
Tabi bu noktada gözlerinden ışıklar saçarak gezen sayın bakanımızı da es geçemeyiz. Şu sözleri efsaneler arasına çoktan girdi bile, "Yabancı ülkenin bir bakanıyla sohbet ediyoruz; 'sizin enflasyon çok yüksek' dedi, ben de 'doğru ama bakın ben bu enflasyonla sokağa çıkabiliyorum. Siz yüzde 10'luk enflasyonla sokağa çıkamıyorsunuz' dedim."
* * *
Hem Sayın Erdoğan'dan hem de iktidar kanadından bu ve buna benzer çok sayıda örnek var. Kendi yazdıkları senaryo çerçevesinde ABD'nin, Avrupa'nın açlıktan kırıldığını ancak bizim bolluk bereket içinde yaşadığımıza inanmamızı istiyorlar. Bunun için de en mahir oldukları din istismarını da ihmal etmiyorlar.
Tarım Bakanımız Kirişçi, "Önümüzdeki sene yapılacak olan seçim çok önemli. Hepimiz öbür dünyaya gideceğiz. O tarafa gittiğimizde soracaklar" diyerek durumu özetliyor.
Bakan beyin de dediği gibi hepimiz öbür tarafa gideceğiz. Herkese elbette sorular sorulacak. Merak ediyorum kendisine şu sorular sorulursa nasıl cevap verecek
1- Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye'yi neden en büyük ithalatçı durumuna düşürdünüz?
2- Üretim yapması gereken çiftçi neden ağır maliyetler ve faiz altında eziliyor?
3- Ülkenin tarım arazileri neden peyderpey yabancıların eline geçiyor?
4- Neden AB istedi diye Türk çiftçisine kotalar koydunuz?
Soruları çoğaltmak mümkün elbette. Öbür dünyadakilerin işine karışacak değiliz tabi. Bakan bey bu yolu açtığı için birkaç soru sorduk. Zira öbür dünyada sadece namaz-oruç soruları sorulmayacak. Herkese verilen imkânları nerede ve nasıl kullandığı da sorulacak.
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024