Çanakkale savaşlarıyla ilgili bir araştırma yapan Avustralyalı araştırmacı Lawless, "Savaş ortamında bile Türklerin hep doğru şeyi yapmaya çalıştığını gördüm. O çok kötü dönemde bile Türklerin merhametli davranması beni duygulandırdı" diye konuştu Avustralya'nın New South Wales (NSW) Eyaleti Eğitim Bakanlığı Tarih Müfradatı Sorumlusu Jennifer Lawless, 2000 yılından beri devam eden "Gelibolu Savaş Esirlerinin Tecrübeleri" konulu projesi çerçevesinde, bir taraftan Çanakkale Savaşı'nda esir düşen Avustralyalı askerleri belirlemeye çalışırken, diğer taraftan da askerlerin 1915-1918 esir tutuldukları yerlerdeki yaşamlarını araştırıyor. Lawless, araştırmasında, bugün kadar bilinmeyen çok önemli bilgilere ulaştığını, Türklerin o zor dönemlerde bile esirlere insanca, merhametli davrandığını belirlediğini anlattı. Çanakkale Savaşı'nda esir düşen Avustralyalı askerler için kurulan en büyük kampın Afyonkarahisar'da olduğunu, Adana, Çankırı, Yozgat, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul'un da aralarında bulunduğu 23 kampta yaklaşık 200 Avustralyalı esirin 1915'ten 1918 yılına kadar bu kamplarda yaşadığını tespit ettiğine değinen Lawless, esirlerden 66'sı hakkında çok geniş bilgiye sahip olduğunu ifade etti.Esir değil, misafir muamelesiLawless, askerlerin kamplarda son derece insani muamelelere maruz kaldıklarını ortaya çıkardığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Avustralyalı askerler kaçmayacaklarına dair söz verince kapalı yerlerde tutulmamışlar, Türklerle iç içe yaşam sürmüşler. Askerler esir oldukları sürece bir nevi Türklerle kültürel alışverişte bile bulunmuşlar. Örneğin Gediz'deki tutsaklar bin kitaptan oluşan bir kütüphanenin kurulmasını sağlamışlar, dil öğrenmişler, dil öğretmişler, yerel yöneticilerin desteğiyle bando kurmuşlar, Gediz halkıyla birlikte ava gitmişler. Ressam olan esirler resim çalışmalarını sürdürmüşler. Bazı yerlerde demiryolu, karayolu yapımında Türklerle birlikte çalışmışlar. Türkler esirlere tutsak değil, misafir muamelesi yapmışlar." En zor şartlarda bile merhamet abidesiEsirlerin yazılarından, ülkelerine dönerken duygusal anlar da yaşadıklarını anladığına işaret eden Lawless, çalışmasının esirlerle ilgili yapılan ilk sağlıklı araştırma olduğu ifade etti. Avustralyalı bir kişinin, daha önce Anadolu'da esir olan dedesinin günlüğünden yola çıkarak bir kitap yayınladığını, bu kitapta da kendisinin araştırmasını doğrulayan bilgiler bulunduğunu vurgulayan Lawless, diğer yayınlarda ise genellikle, "Türklerin esirlere kötü davrandığının öne sürüldüğünü dile getirerek, şöyle konuştu: "Diğer araştırmacılar hiç araştırma yapmadan Türklerin esirlere kötü davrandığını yazmıştı. Bu araştırma, benim onun doğru olmadığını bulmamı sağladı. Savaş ortamında bile Türklerin hep doğru şeyi yapmaya çalıştığını gördüm. O çok kötü dönemde bile Türklerin merhametli davranması beni duygulandırdı. Şimdi bile araştırmam için gittiğim her yerde insanların yardım etme çabaları nedeniyle çok duygulanıyorum. Çok zor bir konu ama insanlar bana harika davranıyorlar."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.