Mübarek Ramazan ayında Türkiye siyaseti Ramazan konularının önüne geçti.
Özellikle Körfez ülkelerinde başlayan karışıklık Katar'a karşı hareket etmesi kararlaştırılan Türkiye'nin başını çok ağrıtacağa benziyor.
Zira, Türkiye ne zaman Birleşik Devletler'in yanında veya siyaseti istikametinde adım atsa bize pahalıya patlıyor.
Dış politikamızın milli olması gereğini vurgulayan tek siyasi Prof. Dr. Haydar Baş Bey.
"Ülkemiz üzerinde hesabı olmayan, menfaat çatışmasına girmeyeceğimiz ve bütünlüğümüze kast etmeyecek dünyalar ile siyasi ilişkilerimizi geliştirmeliyiz" diyor ısrarla Sayın Baş.
Ne hazin bir tecelli ki, Türk millletinin nohut, mercimek, kömür gibi yanlış kriterleri dikkate alarak sandığa gitmesi nedeniyle Meclis'te dahi yer alamadı.
Eğer Sayın Baş'a kulak verilse idi inanın bugün Türkiye'nin kronikleşmiş yaraları, Kıbrıs meselesi, Ermeni sorunu hatta terör halledilmiş olurdu.
Kıbrıs AB üyesi Yunanistan'ın istediği şekilde elimizden çıkmak üzere Ermeni sorununa "soykırım" demek yetmiyor, bu konuda üzüntüleri dile getirmek tüm politikamızı zaten bitirdi.
Hele terör... İçeride ve dışarıda terörle boğuşuyoruz.
Sayın Baş'ın terörü bitirecek bir dosya dolusu projesi vardı. Vatandaşlık maaşı projesi uygulanmaya konsaydı hayat güneydoğu ve doğuda çok farklı olurdu.
İktidar koltuğuna oturmak okyanus ötesinden geçiyor maalesef.
Bunun bedeli de denileni yapmak.
"AB olmadan biz hiçiz" diyenlere, "Ne AB, ne ABD tam bağımsız Türkiye" diye karşı durdu senelerce?
Kapitalizmin pençesinde ezilen Türk milleti eğer Milli Ekonomi Modeli'ne "evet" demiş olsa idi, işsizlik, açlık bitecekti; bunu da yapamadı.
Ehl-i Beyt açılımını da tam anlayamadı millletimiz.
"Şii ve Sünni kardeştir" diye vurguladı ısrarla ve bunu ispatladı.
Aleviler, "Bizden oy almak için yapıyor" diye yorum yaptılar; Sünniler de, "Haydar Hoca Alevi oldu" dediler, söylemlerini dinleyince..
Oysa büyük bir Amerikan oyununu bozuyordu çıkışları ile?
Gelinen noktada, en fazla ihtiyacımız olan şeyin birliğin merkezi Ehl-i Beyt'te buluşmak olduğunu yeni yeni anlıyor bazıları?.
Ancak O'nu yıllardır takip eden bizler, her şeye rağmen Atatürk konusundaki gerçekleri ortaya çıkardıktan sonra Türk milletinin bu sefer "Baş" diyeceğine inanıyoruz.
Zira, millet Ata'sı konusunda tüm iftiralara rağmen duyarlı.
Laik cumhuriyete, üniter devlete, Atatürk'e, bağımsızlığına halen sevdalı.
İnşaallah bu sefer doğru adreste buluşuruz.
Zira gidecek başka Türkiye'miz yok.
Özellikle Körfez ülkelerinde başlayan karışıklık Katar'a karşı hareket etmesi kararlaştırılan Türkiye'nin başını çok ağrıtacağa benziyor.
Zira, Türkiye ne zaman Birleşik Devletler'in yanında veya siyaseti istikametinde adım atsa bize pahalıya patlıyor.
Dış politikamızın milli olması gereğini vurgulayan tek siyasi Prof. Dr. Haydar Baş Bey.
"Ülkemiz üzerinde hesabı olmayan, menfaat çatışmasına girmeyeceğimiz ve bütünlüğümüze kast etmeyecek dünyalar ile siyasi ilişkilerimizi geliştirmeliyiz" diyor ısrarla Sayın Baş.
Ne hazin bir tecelli ki, Türk millletinin nohut, mercimek, kömür gibi yanlış kriterleri dikkate alarak sandığa gitmesi nedeniyle Meclis'te dahi yer alamadı.
Eğer Sayın Baş'a kulak verilse idi inanın bugün Türkiye'nin kronikleşmiş yaraları, Kıbrıs meselesi, Ermeni sorunu hatta terör halledilmiş olurdu.
Kıbrıs AB üyesi Yunanistan'ın istediği şekilde elimizden çıkmak üzere Ermeni sorununa "soykırım" demek yetmiyor, bu konuda üzüntüleri dile getirmek tüm politikamızı zaten bitirdi.
Hele terör... İçeride ve dışarıda terörle boğuşuyoruz.
Sayın Baş'ın terörü bitirecek bir dosya dolusu projesi vardı. Vatandaşlık maaşı projesi uygulanmaya konsaydı hayat güneydoğu ve doğuda çok farklı olurdu.
İktidar koltuğuna oturmak okyanus ötesinden geçiyor maalesef.
Bunun bedeli de denileni yapmak.
"AB olmadan biz hiçiz" diyenlere, "Ne AB, ne ABD tam bağımsız Türkiye" diye karşı durdu senelerce?
Kapitalizmin pençesinde ezilen Türk milleti eğer Milli Ekonomi Modeli'ne "evet" demiş olsa idi, işsizlik, açlık bitecekti; bunu da yapamadı.
Ehl-i Beyt açılımını da tam anlayamadı millletimiz.
"Şii ve Sünni kardeştir" diye vurguladı ısrarla ve bunu ispatladı.
Aleviler, "Bizden oy almak için yapıyor" diye yorum yaptılar; Sünniler de, "Haydar Hoca Alevi oldu" dediler, söylemlerini dinleyince..
Oysa büyük bir Amerikan oyununu bozuyordu çıkışları ile?
Gelinen noktada, en fazla ihtiyacımız olan şeyin birliğin merkezi Ehl-i Beyt'te buluşmak olduğunu yeni yeni anlıyor bazıları?.
Ancak O'nu yıllardır takip eden bizler, her şeye rağmen Atatürk konusundaki gerçekleri ortaya çıkardıktan sonra Türk milletinin bu sefer "Baş" diyeceğine inanıyoruz.
Zira, millet Ata'sı konusunda tüm iftiralara rağmen duyarlı.
Laik cumhuriyete, üniter devlete, Atatürk'e, bağımsızlığına halen sevdalı.
İnşaallah bu sefer doğru adreste buluşuruz.
Zira gidecek başka Türkiye'miz yok.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018