"Ezakıyel, nasıl Üzeyir oldu?"
Doğan Kasadoğlu adlı okurumuz aradı;
"Üzeyir Garih Bey dostumdu, ölümünden dolayı çok çok üzgünüm" dedi. "Ancak" diye ekledi:
"Anlamıyorum, gazetelerde Üzeyir Bey'in adını babasına Şeyh Küçük Hasan'ın verdiği yazılıyor. Maalesef bunların hiç biri doğru değil.
-Peki nedir?
-Ben, 1978'lerde Alarko'da ithalat koordinatörü olarak çalışıyordum. Bir gün ismini değiştireceğini, işlemlerin nasıl yapılacağını söyledi. Mahkemeye dilekçesini ben yazdım, Ozangül Akışık adlı kadın tanık oldu; Ezakiyel olan adı, Üzeyir oldu."
Bu arada Garih'in isim tashihini kütüğe geçiren dönemin Şişli Nüfus Müdürü, emekli Lütfü Karataş'ı, Şarköy'de bulduk. Olayı doğruladı, ancak olayın tarihini 1960'ların sonu ya da 70'lerin başı olarak hatırladı ve "Olay doğrudur. Mahkeme kararını kütüğe ben geçirdim" dedi.
Murat Bardakçı'nın notu: Ezakiyel, İbranicedir, peygamber ismidir. Üzeyir olarak değiştirilmesi tamamen Türkçe telaffuzuna uydurulmasıdır. Aynı, Abraham'ın İbrahim, Salamon'un Süleyman olması gibi. Garihler Türk Yahudisidir. (Hürriyet Gazetesi, 28 Ağustos 2001)
HHH
Yukarıdaki yazı 28 Ağustos 2001 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, Yalçın Bayer'in köşesinde yayınlandı.
HHH
Aşağıdaki yazı da 27 Ağustos tarihli Hürrüyet Gazetesi'nde yarım sayfa flaş haber olarak çıktı. Bu haberin kaynağı da Garih'in ustabaşı Babaeskili Cemal Cumaali.
"ADINI KOYMUŞ
... Zaman zaman Garih Bey'le mezarın başında karşılaştık. Bana dua ettirirdi. 'Oku Cemal' derdi. Ellerini açıp, bizim gibi duaya eşlik ederdi. Ziyaretlerimden birinde, bana hikâyenin geri kalanını da anlattı. Garih Bey'in babası, uzun süre çocuğu olmayınca Mevlana Küçük Hüseyin Hazretleri'ne gitmiş ve 'Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de çocuğumuz olsa' demiş. Birkaç gün sonra bu zat gelmiş ve Garih'in babasına şunları söylemiş: 'Sizin bir erkek çocuğunuz olacak. Adını Üzeyir koyun.' Gerçekten de yıllardır evlat hasreti ile yanıp tutuşan Garih Ailesi'nin bir oğlu olmuş. Adını da Üzeyir koymuşlar. Garih Bey bu yüzden, her cumartesi günü, Mevlana Küçük Hüseyin'in kabrini ziyaret ederek, onun için duada bulunurdu. Aynı zamanda baba dostu Fevzi Çakmak'ı da yadetmiş olurdu."
(27 Ağustos 2001, Hürriyet Gazetesi)
Birinde Küçük Hasan, diğerinde Küçük Hüseyin diye isimlerin farklı olması da bir tuhaf.
Bütün bu tip olayların sonrasında bu tip gelişmeler kaçınılmaz oluyor.
O ana kadar bilinmeyen, duyulmayan olay ve kahramanlar, menkibe ve methiyeler, bir bir ortaya çıkar.
Hani şu misal;
"Kel ölür sırma saçlı olur,
Kör ölür badem gözlü olur."
Ama bütün bu olaylardan bir yere varılmak hedefleniyorsa işte o zaman bir sıkıntı var.
Bu yanlışlarla ilgili bir kaç şey söylemek gerek diye düşünüyorum.
Üzeyir Garih'in ölümüyle yeniden ortaya çıkan/çıkarılan "gizli Müslüman" tabirinin mefhumu muhalifi/karşı anlamlısı şu olmuyor mu? "gizli Hıristiyan" ya da "gizli Yahudi" gibi.
Üzeyir Garih'le ilk "gizli Müslüman" ortaya çıktı, inşallah bir gün de "gizli Yahudi" ve "gizli Hıristiyan" tipler de ortaya çıkar.
Sizin öğrenmeniz için.
Yoksa bilen biliyor bu "gizli" tipleri.
İlk ipucu; kişiliğin aynası olan çehre/yüz, Kur'an tabiriyle "Sîmahum/simaları" bize çok şey anlatır bu tipler için aslında.
Neylersin ki, değişen/değiştirilen isimler Nüfus İdaresi'nde kayıt altına alındığı gibi, değişen imanların bir kayıt merkezi yok dünyada.
Bu konuda yazacağım.
Doğan Kasadoğlu adlı okurumuz aradı;
"Üzeyir Garih Bey dostumdu, ölümünden dolayı çok çok üzgünüm" dedi. "Ancak" diye ekledi:
"Anlamıyorum, gazetelerde Üzeyir Bey'in adını babasına Şeyh Küçük Hasan'ın verdiği yazılıyor. Maalesef bunların hiç biri doğru değil.
-Peki nedir?
-Ben, 1978'lerde Alarko'da ithalat koordinatörü olarak çalışıyordum. Bir gün ismini değiştireceğini, işlemlerin nasıl yapılacağını söyledi. Mahkemeye dilekçesini ben yazdım, Ozangül Akışık adlı kadın tanık oldu; Ezakiyel olan adı, Üzeyir oldu."
Bu arada Garih'in isim tashihini kütüğe geçiren dönemin Şişli Nüfus Müdürü, emekli Lütfü Karataş'ı, Şarköy'de bulduk. Olayı doğruladı, ancak olayın tarihini 1960'ların sonu ya da 70'lerin başı olarak hatırladı ve "Olay doğrudur. Mahkeme kararını kütüğe ben geçirdim" dedi.
Murat Bardakçı'nın notu: Ezakiyel, İbranicedir, peygamber ismidir. Üzeyir olarak değiştirilmesi tamamen Türkçe telaffuzuna uydurulmasıdır. Aynı, Abraham'ın İbrahim, Salamon'un Süleyman olması gibi. Garihler Türk Yahudisidir. (Hürriyet Gazetesi, 28 Ağustos 2001)
HHH
Yukarıdaki yazı 28 Ağustos 2001 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, Yalçın Bayer'in köşesinde yayınlandı.
HHH
Aşağıdaki yazı da 27 Ağustos tarihli Hürrüyet Gazetesi'nde yarım sayfa flaş haber olarak çıktı. Bu haberin kaynağı da Garih'in ustabaşı Babaeskili Cemal Cumaali.
"ADINI KOYMUŞ
... Zaman zaman Garih Bey'le mezarın başında karşılaştık. Bana dua ettirirdi. 'Oku Cemal' derdi. Ellerini açıp, bizim gibi duaya eşlik ederdi. Ziyaretlerimden birinde, bana hikâyenin geri kalanını da anlattı. Garih Bey'in babası, uzun süre çocuğu olmayınca Mevlana Küçük Hüseyin Hazretleri'ne gitmiş ve 'Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de çocuğumuz olsa' demiş. Birkaç gün sonra bu zat gelmiş ve Garih'in babasına şunları söylemiş: 'Sizin bir erkek çocuğunuz olacak. Adını Üzeyir koyun.' Gerçekten de yıllardır evlat hasreti ile yanıp tutuşan Garih Ailesi'nin bir oğlu olmuş. Adını da Üzeyir koymuşlar. Garih Bey bu yüzden, her cumartesi günü, Mevlana Küçük Hüseyin'in kabrini ziyaret ederek, onun için duada bulunurdu. Aynı zamanda baba dostu Fevzi Çakmak'ı da yadetmiş olurdu."
(27 Ağustos 2001, Hürriyet Gazetesi)
Birinde Küçük Hasan, diğerinde Küçük Hüseyin diye isimlerin farklı olması da bir tuhaf.
Bütün bu tip olayların sonrasında bu tip gelişmeler kaçınılmaz oluyor.
O ana kadar bilinmeyen, duyulmayan olay ve kahramanlar, menkibe ve methiyeler, bir bir ortaya çıkar.
Hani şu misal;
"Kel ölür sırma saçlı olur,
Kör ölür badem gözlü olur."
Ama bütün bu olaylardan bir yere varılmak hedefleniyorsa işte o zaman bir sıkıntı var.
Bu yanlışlarla ilgili bir kaç şey söylemek gerek diye düşünüyorum.
Üzeyir Garih'in ölümüyle yeniden ortaya çıkan/çıkarılan "gizli Müslüman" tabirinin mefhumu muhalifi/karşı anlamlısı şu olmuyor mu? "gizli Hıristiyan" ya da "gizli Yahudi" gibi.
Üzeyir Garih'le ilk "gizli Müslüman" ortaya çıktı, inşallah bir gün de "gizli Yahudi" ve "gizli Hıristiyan" tipler de ortaya çıkar.
Sizin öğrenmeniz için.
Yoksa bilen biliyor bu "gizli" tipleri.
İlk ipucu; kişiliğin aynası olan çehre/yüz, Kur'an tabiriyle "Sîmahum/simaları" bize çok şey anlatır bu tipler için aslında.
Neylersin ki, değişen/değiştirilen isimler Nüfus İdaresi'nde kayıt altına alındığı gibi, değişen imanların bir kayıt merkezi yok dünyada.
Bu konuda yazacağım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024