Kalbinde nifak olanlar, şifa bulmak bir yana Kur'an'dan şüphe ettikleri için hastalıkları artmıştır Şartların ve bünyenin elverişli hale gelmesi halinde hemen zuhur eden hastalıklardan birisi de "nifak"tır. Ağaç kurdunun, düştüğü ağacı kemirip öğüttüğü gibi, nifak da düştüğü bünyeyi, kalbi kemirir ve ifsad eder. Bu çeşit hastalıklı kalp taşıyanlar ise bulundukları cemaatler, cemiyetler ve milletler içinde ağaç kurdunun yaptığını yaparlar. Fesat çemberini bir türlü kırıp çıkamadıkları için ıslah niyetiyle yaptıkları herşey aslında ifsadın ta kendisidir. "Hem bunlara; 'yeryüzünü fesada vermeyin' denildiği zaman; 'Biz ancak ıslah edicileriz' derler. Doğrusu bunlar, ortalığı ifsad edenlerdir; lakin şuurları yok, farkında değillerdir" (Bakara, 11-12).Elbette bu şuursuzluğun ve sürekli ifsad peşinde koşmanın sebepleri vardır, ama en önemli sebep Rabb'imizin beyanı ile 'kalplerindeki maraz'dır. Şüphesiz her hastalığın bir çaresi, bir ilacı vardır; ama kalpleri marazlı münafıklar bizzat ilacın kendisi olan Kur'an'dan şüpheye düştükleri için ve ilacı kullanmaya yanaşmadıkları için şifa bulmaları bir yana, "Allah onların marazlarını artırmıştır" (Bakara, 10). Cemiyet bünyesine musallat olan bu amansız mikrobu bertaraf etmek ve hiç olmazsa tahribatını asgariye indirebilmek için onu bütün özellikleri ile tanımak lazımdır. Tanıyabilmek için de, elbette en sağlıklı bilgi veren Kur'an incelenmelidir. Kur'an'a ve ilgili eserlere müracaat ettiğimizde görüyoruz ki, münafıklarla ilgili ayetlerin hemen hepsi Medine'de nazil olmuştur ve adeta Mekke döneminde münafık diye bir sınıf yoktur. İnananlar var, inkar edenler var. Çünkü inanmadıkları halde Müslümanlara yaranmak ve birtakım menfaatler koparmak için rol yapmayı gerektirecek durum yoktur ortada. Ne zaman ki Hicret gerçekleşip devlet kuruluyor ve Müslümanlar güç sahibi oluyorlar, işte o zaman münafık diye bir sınıf ortaya çıkıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.