Kalıbımı basarak söylüyorum; Hamas ziyaretinde yaşanan rezalet ve bu rezaletin tüm detayları Washington-Londra-Telaviv üçgeninde kotarılmış ve Abdullah Gül de bunun gereğini (!) yerine getirmiştir. Hikayenin aslı astarı budur! Yani "Batı bastırdı, görüşme iptal" türü bir durum sözkonusu değildir. Belki Sabah gazetesindeki bu manşetin atılması da planlanmıştır ama AKP'nin genel merkezi, Başbakanı ya da Dışişleri Bakanı bunu istem dışı ya da ilgili adreslerin bilgisi dışında gerçekleştirmemişlerdir. Üstüne basa basa ifade ediyorum ki ziyaret Washington, Telaviv ve Londra'nın onay ve izniyle gerçekleştirilmiştir. İzin ve onay kelimesinin altını çiziyor, icazet kelimesini özellikle kullanmadığımı belirtiyorum.Bu kadar iddialıyım. Delilim şu: "Abdullah Gül'ün Dışişleri koltuğuna oturduğu günden bu yana özellikle dış politikada sadece ve sadece Batı'nın çıkarlarını içeriye hazmettirme politikası güdülmüş ve bunun adına da reel politik denmiştir."Abdullah Gül'ün bu konudaki şeceresi AB, İsrail ve ABD adına parlak zaferlerle doludur. Irak savaşı öncesinde İstanbul'da topladığı "Irak'a komşu İslam ülkeleri toplantısı"nda tüm dünya ABD'ye karşı bir duruş çıkacağını zannederken, Abdullah Gül, konferansa katılan tüm ülkeleri resmen yanıltmış ve ev sahibi olmanın da avantajını kullanarak ABD'nin isteği doğrultusunda bir kararın çıkmasını sağlamıştır. Yine Irak savaşı öncesinde Taha Yasin'i Ankara'ya davet etmiş, sonra da basın mensuplarının karşısına çıkarak "Biz elimizden geleni yaptık" diye savaşın fitilini yakmıştır. Kısaca Gül'ümüz yalanla gerçeği birbirine harmanlayarak ABD'nin Irak'ı işgalinin önünü açmış ve bunu içeriye hazmettirecek bol atraksiyonlu oyunlar tezgahlamıştır!***Hamas ziyareti ile ortaya çıkan ikinci fotoğraf da şunlar yazılıdır ve bu fotoğraf birinci tesbitimizde ne kadar haklı olduğumuzu da ispat etmektedir:"Ankara'nın kendisine ait hiçbir senaryosu yoktur. Yabancı başkentlerin elinde kucaktan kucağa dolaşmaktadır".Eğer böyle değilse dünya kamuoyu önünde düştüğümüz şu zavallılığın izahı nasıl yapılabilir?Ankara'ya gelen ve Filistin halkının sandıktan açık ara birinci çıkardığı heyetle hükümetim görüşmemektedir. Buradaki acziyeti, zavallılığı lütfen bir tarafa not edin. Ortadoğu'da düşürüldüğümüz 3. sınıf ülke sıfatını buna ekleyin ve de şu sonuca ulaşın."Bundan sonra Türkiye'yi bölgede kim takar, kim ciddiye alır? Mesela Barzani telefonlarınıza dahi çıkmazsa ne yapacaksınız!"Bir heyet -davet var ya da yok- Ankara'ya geliyor ve İsrail'den gelen zılgıt üzerine o heyeti AKP genel merkezinde arka kapıdan içeriye alarak görüşüyorsunuz. Böylece, hem Filistin davasına zarar veriyor, hem de kendinizin sıfır puan bir irade olduğunuzu ispat ediyorsunuz!Ayıptır, yazıktır ve de günahtır. Abdullah Gül bu son tavrı ile - hükümetin kimyasına da bağlı olarak- Cumhuriyet döneminin en başarısız ve en Batıcı Dış işleri Bakanı sıfatını fazlası ile hak etmiştir.Şahsen İsmail Cem İpekçi'yi, bu bakanın yanında mumla aradığımı ve ona bir özür borçlu olduğumu buradan ilan ediyorum!***Eline yüzüne bulaştırmak olarak da tarif edebileceğimiz ziyaret skandalının 3. boyutunda Hükumet, Millete şu mesajı vermektedir: "Bakın, biz bir şeyler yapmak istiyoruz ama müsaade etmiyorlar ki..." Yani, türban sorununu çözmek için askeri engel gösteren hükümet, dış politika için de İsrail ve ABD'yi sözümona bahane olarak kullanmaya çalışmaktadır. Bu oyun -tekrarlıyorum ki- Telaviv'in ya da ABD'nin bilgisi dışında değildir. Herkes üzerine düşen rolü oynamaktadır ve sonuçta bu millete "Sen bir hiçsin ve hiçbir şey yapamazsın" mesajı verilmektedir.Bundan çıkacak sonucu ben söyleyeyim:Bu iktidar çok büyük bir yanlışa imza atarken ve bunun gizlemek için bu skandal senaryoyu sahneye koymuştur.Bunun adının İran savaşı olduğunu tahmin etmek zor değildir! Yakında bu işin kokusu çıkar ve Gül-Erdoğan ikilisi ABD'nin İran savaşına hangi taşeronlukla hizmet edeceğini anlarız! Bir ihtimal daha var ki o daha yakın ve sıcak ihtimal olarak önümüzde duruyor. Ankara'da toplanan Savunma Sanayi İcra Kurulunda hava savunma füzelerinin ihalesi İsrail'e verilir, böylece de suçluluk psikolojisinden kurtulmuş oluruz!Son bir notta İsrail'in "biz de PKKile görüşürsek ne yaparsınız" göz dağına...El cevap: Hiçbir şey yapmış olmazsınız. Sadece bir gerçeği herkesin gözü önünde sergilemiş olursunuz o kadar! "Merd-i Kıpti sirkatin söylermiş şecaat arz ederken " der geçer gideriz. Hükumet se zaten size çalışıyor. Ben anlaşacağınızdan adım kadar eminim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021