BTP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erimhan, Fransa'da ve Almanya'da esen Türkiye karşıtı rüzgarları değerlendirdi. Erimhan, "gerek Fransa'da, gerekse Hollanda'da AB Anayasası oylaması resmen 'Türkiye'ye evet, hayır' referandumuna dönüşmüştür" dedi
*Türkiye karşıtlığı revaçtaBTP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erimhan, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın evet oylarını artırmak adına asılsız Ermeni iddiaları için 'soykırım' ifadesini kullandığına işaret ederek, "sözün fazlası deliye söylenir" misali Türkiye'nin üyeliğinin mümkün olmadığını ifade ettiğini ve ama yine de Fransız halkını etkileyemediğini belirtti.
*Müslüman Türkiye'ye yer yokAvrupa'da esen Türkiye karşıtı rüzgarların Fransa ile sınırlı olmadığına işaret eden Erimhan, şunları söyledi: "Birliğin Fransa ile birlikte en önemli iki üyesinden birisi olan Almanya'da kapılar yüzümüze kapatılmaktadır. İktidara geleceğine kesin gözüyle bakılan Alman Hristiyan - Demotratların lideri Angela Merkel'in Türkiye'ye dönük tavrı biliniyor. Kısa bir süre önce Ankara'yı ziyaret eden Merkel, gözümüzün içine baka baka şunları söylemişti: Türkiye'nin AB'ye girmesine izin vermeyiz. Çünkü Türkiye Müslüman bir ülkedir."
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erimhan Fransa'da ve Almanya'da esen Türkiye karşıtı rüzgarları değerlendirdi. Avrupa Birliği'nin temel direği olarak kabul edilen Fransa'da AB Anayasası'na dönük yapılan tartışmaların, Türkiye'nin bu birliğe üyeliğinin tam bir hayal olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Erimhan, "gerek Fransa'da, gerekse Hollanda'da AB Anayasası oylaması resmen 'Türkiye'ye evet, hayır' referandumuna dönüşmüştür. Sonuç ortadadır. Türkiye'yi, Avrupa Birliği için asla ve asla düşünmüyorlar" diye konuştu.Erimhan açıklamasına şöyle devam etti: "Fransa Cumhurbaşkanı evet oylarını artırmak adına asılsız Ermeni iddiaları için "soykırım" ifadesini kullanmış, "sözün tamamı deliye söylenir" misali Türkiye'nin üyeliğinin mümkün olmadığını ifade etmiş; ama yine de Fransız halkını etkileyememiştir.Dahası Avrupa'da esen Türkiye karşıtı rüzgarlar bununla da sınırlı değildir. Birliğin Fransa ile birlikte en önemli iki üyesinden birisi olan Almanya'da kapılar yüzümüze kapatılmaktadır. Hem de en sert bir şekilde... İktidara geleceğine kesin gözüyle bakılan Alman Hristiyan - Demotratların lideri Angela Merkel'in Türkiye'ye dönük tavrı biliniyor. Kısa bir süre önce Ankara'yı ziyaret eden Merkel, gözümüzün içine baka baka şunları söylemişti:'Türkiye'nin AB'ye girmesine izin vermeyiz. Çünkü Türkiye Müslüman bir ülkedir.'Fransa - Almanya ve Fransa'da ortaya çıkan bu tavır bir "birlik görüşü" olduğunu bilmiyoruz söylemeye gerek var mı?"Avrupa is-te-mi-yorHükümet bu koşullar altında "tek taraflı aşık" rolünden vazgeçmelidir. Alınmayacağımız daha başka türlü nasıl söylenebilir? Başbakan'ın katolik nikahını anlayabiliriz. Ancak ne AB, ne de Türkiye bu kör aşkı istemiyor. Dolayısıyla sadece hükümet adına bu tiyatroyu sürdürmek hem anlamsızdır, hem de telafisi olmayacak bir bedeli vardır.Kıbrıs, Ermeni soykırımı, Patrikhane, Güneydoğu ve toptan Türkiye'nin bağımsızlığının, bütünlüğünün ortadan kaldırılması... Hükümet tüm bu parçalanma tavizlerini AB adına veriyor, en azından böyle gösteriyordu.Şimdi Avrupa'da bir kez daha ortaya çıkan bu tavır karşısında bütün bu bahaneler, gerçekten tümüyle anlamını yitirmiştir.İktidar behemehal bu oyundan vazgeçmelidir.Millet de AB de terkedecek!İktidar bu kara sevdadan vazgeçmekte zorlanabilir. Çünkü hükümetin AB dışında bir projesi yoktur. Daha doğrusu bu hükümet başlıbaşına bir AB projesidir. Ancak ne olursa olsun, hangi sözler verilmiş, hangi icazet alınmış olursa olsun bu işin başka bir yolu yoktur.Hükümet Avrupa Birliği yerine, millete üye olmanın yolunu aramadılır. Aksi takdirde tıpkı bugün hızlı bir şekilde başladığı gibi bu iktidarı hem Avrupa Birliği hem de millet terkedecektir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.