En çok seher vakitleri içime düşüyorsun. Aslında Sen ezelden beri benlesin. Benlesin çünkü Sen benle olmazsan ben olmazdım.
Seni arıyorum! Geceleri ağlatıyorsun ya beni.
Seni arıyorum! Gündüzleri koşturuyorsun ya beni.
Seni arıyorum! Bazen uçan kuşta, bazen açan çiçekte, bazen ufacık bir zerrede hissediyorum Seni. Tabii ki öteye gitmiyor, sadece hissediyorum. Gönül bu ya, ne aklı dinliyor, ne akıl vereni. Gönül bu ya, bu derdi taşıyanlarla olmak istiyor. Benim derdimden bir dertliler anlıyor. Gerisi hep yalan. Gerçekte Senden başka her şey yalan. Öyle bir yalan ki gerçek gelse de herkese, bir gün bakmışsın geçip gidiyor. Asıl zor olan Senin gerçekliğini anlatma zorluğu veya imkânsızlığı.
Merak ediyorum bu hayat hep böyle mi geçer? Yoksa günün birinde görebilecek miyim Seni. Senden olana dokunabilecek miyim? Günler geçiyor işte ben hep Seni aramadayım. Bazı günler vazgeçsem de izini sürmekten, dedim ya, geceleri hep içime düşüyorsun. Vazgeçtiğime bin pişman oluyorum, üzülüyorum, ağlıyorum. Alnımı yere vuruyorum, ellerimi kaldırıyorum beni affet diye. Ne bağışlandığımı biliyorum ne de bağışlanmadığımı. Buna rağmen yine de başlıyorum Seni aramaya.
Gün geliyor dostların arasına karışıp arıyorum Seni. İsmini sayıklarken dudaklarımız, bütün perdeler kalkıyor, arada engel kalmıyor, Sen beni söylüyorsun ben Seni. Bu böyle sürüp gidiyor. Yine de kavuşamıyorum sana ey sonsuzluk...
İsmini Davudi sesleriyle haykırıp dururken, bir çuvalın içinde olduğumu hissediyorum. Yırtıp çıkasım geliyor çuvalın içinden. "Al" diyorum "Beni buralardan al da kurtulam. Alda aslıma kavuşam".
Seni aramak beni sarhoş ediyor. Öyle güzel sarhoşluk ki hiç geçmesin istiyorum. Kendimi tanıyamıyorum o haldeyken. Bir bakmışsın gülüyorum, bakmışsın ağlıyorum. Bir de bunun üzerine kalkıp oynuyorum. Ey benimin beni, beni bu kadar dolaştırma. Gönlümün artık sabrı yok, istiyor Seni. Karanlık geceler örtüm, tenhalar mekanım oldu. Bir Sen eksiksin yanımda bir de Sen. İzin ver de kalksın aradan engeller. Lutfet de aramızda ne perdeler kalsın, ne de duvarlar. Hani Mevlana'nın dediği gibi:
Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova
Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider
Arif olan geldi mi usulca başını koyar
Ne Müslümanlığa yer var orda ne de kafirliğe.
Hüseyin TURAN
Seni arıyorum! Geceleri ağlatıyorsun ya beni.
Seni arıyorum! Gündüzleri koşturuyorsun ya beni.
Seni arıyorum! Bazen uçan kuşta, bazen açan çiçekte, bazen ufacık bir zerrede hissediyorum Seni. Tabii ki öteye gitmiyor, sadece hissediyorum. Gönül bu ya, ne aklı dinliyor, ne akıl vereni. Gönül bu ya, bu derdi taşıyanlarla olmak istiyor. Benim derdimden bir dertliler anlıyor. Gerisi hep yalan. Gerçekte Senden başka her şey yalan. Öyle bir yalan ki gerçek gelse de herkese, bir gün bakmışsın geçip gidiyor. Asıl zor olan Senin gerçekliğini anlatma zorluğu veya imkânsızlığı.
Merak ediyorum bu hayat hep böyle mi geçer? Yoksa günün birinde görebilecek miyim Seni. Senden olana dokunabilecek miyim? Günler geçiyor işte ben hep Seni aramadayım. Bazı günler vazgeçsem de izini sürmekten, dedim ya, geceleri hep içime düşüyorsun. Vazgeçtiğime bin pişman oluyorum, üzülüyorum, ağlıyorum. Alnımı yere vuruyorum, ellerimi kaldırıyorum beni affet diye. Ne bağışlandığımı biliyorum ne de bağışlanmadığımı. Buna rağmen yine de başlıyorum Seni aramaya.
Gün geliyor dostların arasına karışıp arıyorum Seni. İsmini sayıklarken dudaklarımız, bütün perdeler kalkıyor, arada engel kalmıyor, Sen beni söylüyorsun ben Seni. Bu böyle sürüp gidiyor. Yine de kavuşamıyorum sana ey sonsuzluk...
İsmini Davudi sesleriyle haykırıp dururken, bir çuvalın içinde olduğumu hissediyorum. Yırtıp çıkasım geliyor çuvalın içinden. "Al" diyorum "Beni buralardan al da kurtulam. Alda aslıma kavuşam".
Seni aramak beni sarhoş ediyor. Öyle güzel sarhoşluk ki hiç geçmesin istiyorum. Kendimi tanıyamıyorum o haldeyken. Bir bakmışsın gülüyorum, bakmışsın ağlıyorum. Bir de bunun üzerine kalkıp oynuyorum. Ey benimin beni, beni bu kadar dolaştırma. Gönlümün artık sabrı yok, istiyor Seni. Karanlık geceler örtüm, tenhalar mekanım oldu. Bir Sen eksiksin yanımda bir de Sen. İzin ver de kalksın aradan engeller. Lutfet de aramızda ne perdeler kalsın, ne de duvarlar. Hani Mevlana'nın dediği gibi:
Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova
Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider
Arif olan geldi mi usulca başını koyar
Ne Müslümanlığa yer var orda ne de kafirliğe.
Hüseyin TURAN
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.