Hatırlayacağınız üzere geçenlerde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, İsrail ziyareti sırasında Hizbullah ve Hamas tarafından kaçırılan İsrailli askerlerin aileleriyle gizli bir görüşme gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Gül'ün asker yakınlarına "Sevdiklerinizden haber alabilmeniz için elimden geleni yapacağım" sözünü verdiğini de öğrendik. Bu görüşme yüce Türk milletinden gizlenmek istedi ne yazık ki! ABD ve İsrail'e yaranmak için yapılan ziyaret oyununu, yaranmaya çalıştığı İsrailliler basına sızdırarak bozdu.Olayın aslına bakarsanız, İktidara göre bu olay sessiz sedasız örtbas olacaktı. Ama İsraillilerin basına haberi sızdırması bütün planları alt üst etti. Dışişleri sözcüsü Tan; düzenlediği basın toplantısında bu olayı açıklamak zorunda kaldı. Sayın Gül'e somak istiyorum. Siz iktidarın 2. adamı olarak bu oyuna neden geldiniz? Yüce Türk milleti; ülkemizi kimlere emanet ettiğinizin farkında mısınız? İktidarın ülkemizi ayaklar altına almaktaki marifeti 10 üzerinden 10 alır.İsrail'in sadece 2 adet askeri rehin alınmış. Diğer taraftan Lübnan ve Filistin kan ağlıyor. Orada kaç aile ziyaret ettiniz? Ayrıca Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcılığını yaptığınız ülkemiz her gün kaç tane şehit veriyor. Ülkemizin bu kahraman evlatlarını yetiştiren vefakâr baba ve analarının kaç tanesini ziyaret ettiniz? Kaç tanesinin yarasını bir nebze olsun hafifletmeye çalıştınız? Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, "Türkiye'nin Lübnan'a asker gönderme konusunda karar vermesi durumunda, bunun kesinlikle herhangi bir çatışma içine girecek, yerli unsurlarla karşı karşıya gelecek veya onların silahsızlandırılması gibi bir misyonu üstlenmeyeceğini" söylüyor. Peki bizim askerimizin orada ne işi var. Veya şöyle de diyebiliriz; orada 2 adet devlet var. Sizler sadece 1 devletin baskıları sonucu oraya asker göndermeyi tartışıyorsunuz. Sonuçta da öyle görünüyor ki asker göndermeyi çok istiyorsunuz. Bakalım Lübnan asker istiyor mu? İstiyorsa hangi mantıkta asker istiyor? Daha bir oyun soğumadan neden İsrail'in 2. oyununa düşmekte karalısınız? Bu kararlılıkla ülkemizi getirdiğiniz durum ortadadır. Her alanda İsrail'deki düşmüş olduğunuz durum yaşanmaktadır. ABD ile ilişkilerde, AB ile ilişkilerde her başlangıcın sonu oyuna gelmenizle neticeleniyor. Bu ülkenin insanına ne zaman sahip çıkmayı düşünüyorsunuz. Menfaatlerini ne zaman korumayı düşünüyorsunuz? 3.5 yıllık süreç hep oyuna gelmekle sonuçlandı. Daha ne kadar sürecek? Şayet ben bu ülkenin Dışişleri bakanı olsam bu olayın ardından istifa ederdim. Veya bütün Türk milletinden özür dilerdim. Hiç bir şey yapamıyorsam, "ülkemin Başbakan yardımcısı ve Dışişleri bakanı olarak İsrail beni oyuna getirdi" demezdim. Ülkemi Dünya arenasında ayaklar altına almazdım. Ben burada şunu seziyorum. Bu ülkenin değerli halkını çok basite aldığınız apaçık ortadadır. Bu olayda yaşandığı üzere, ne desem önemli değil mantığıyla hareket ettiniz, etmeye de devam ediyorsunuz. Gururu ayaklar altına alınan Yüce Türk milleti bunun hesabını soracaktır. Şunun da altını çizmek istiyorum. Devlet adamı nasıl olunur? Devlet nasıl yönetilir? Nerede ne yapılması gerekmektedir? İç ve dış siyasetimiz nasıl olmalıdır? Ekonomi nasıl yönetilmelidir? Bu konuda eksiklerinizi gidermek için size bir tavsiyemiz var: Türk insanın örnek aldığı, Rusya'nın örnek aldığı, Dünyanın örnek aldığı, ABD'ye elini öptürmüş, yüzlerce profesör tarafından dünyanın lideri ilan edilerek; Milli Ekonomi Modeli ile Nobel'e aday gösterilmiş, lider insan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'den ders almanızdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İsmail Çetin / diğer yazıları
- Ehli Beş perspektifi: Türkiye’nin Kurtuluş Formülü / 20.01.2026
- Millet-devlet-maneviyat dengesi: İnanç gönülde, hukuk devlette / 19.01.2026
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025
- Millet-devlet-maneviyat dengesi: İnanç gönülde, hukuk devlette / 19.01.2026
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025































































































