KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Rum liderliğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını Kıbrıs konusuna yeni bir unsur olarak eklemeye çalıştığını, Taşınmaz ve Taşınır Malların iadesi, Takası ve Tazmini Yasa Tasarısı ile bunun önünü kesmeyi amaçladıklarını söyledi Başbakan Soyer, Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs Türk halkının varlığını tehdit edecek yaklaşımları gündeme getirmesi halinde, AB ileilişkilerin kesilmesi noktasına gelinebileceğini, Kıbrıs Türk halkınınvarlığını tehdit eden anlayışlar karşısında sessiz kalınmayacağını vurguladı. Soyer, Bayrak Televizyonu'nda yayımlanan Akis programında yaptığı açıklamada, Taşınmaz ve Taşınır Malların İadesi, Takası ve Tazmini Yasa Tasarısı'nın Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'ndan sorunsuz bir şekilde geçeceği inancını dile getirdi. Rum liderliğinin bazı uluslararası avantajlarını kullanarak Kıbrıskonusundaki parametreleri değiştirmeye ve AİHM kararları gibi yeni unsurları gündeme getirmeye çalıştığını kaydeden Soyer, şunları söyledi: "Rum liderliği sorunun çözümünde önceleri BM kararlarının esas olması gerektiğini söylüyordu. Sonra buna AB ilkeleriyle uyumu ekledi.Şimdi ise AİHM kararlarını eklemeye çalışıyor. Tazmin Komisyonu değişiklik yasasıyla bunun önünü kesmek ve Kıbrıs konusuna yeni bir unsur eklenmesini engellemek istiyoruz. Çünkü Rum liderliği AİHM kararlarını sürece yeni bir unsur olarak ekleyerek, iki kesimliliği ortadan kaldırmaya ve tüm Rumların 1974 öncesi koşullarda olduğu gibi evlerine herhangi bir kısıtlama olmadan dönmelerine olanak sağlayacak bir yolu açmak istiyor. Bu Kıbrıs konusunda bugüne kadar ortaya konulan parametreleri tamamen değiştirmeye çalışmaktır, iki kesimliliği ortadan kaldırmaktır. Biz bunu engellemeliyiz. Değişiklik yasası bunun içindir." AB'nin Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret tüzükleri çerçevesinde yayınlanacak deklarasyonu dün geri çekmesi konusuna da değinen Soyer, "AB'nin yaklaşımı, kendi ilkeleriyle bağdaşmayan, kabul edilemez bir notadaydı. Bunu kabul etmemiz mümkün değildi. Bunun için net bir şekilde gerekirse AB ile ilişkileri keseriz mesajını da verdik" dedi.Soyer, AB'nin Rum tarafının etkisiyle tek başına Mali Yardım Tüzüğü'nü, yayınlanacak deklarasyonla, önşartlara bağlayan bir yaklaşımla gündeme getirdiğine işaret ederek şunları söyledi: "Deklarasyonda vurgulanan ana nokta şuydu: 259 milyon euro'nun, yani mali yardımın Maraş'ın iadesine, Gazimağusa Limanı'nın Rumlarla birlikte ortak kullanımına, AİHM kararlarının mal-mülk konularında esas olmasına ve mal-mülk konularında Türk tarafının moratoryum uygulamasına bağlanması. Bu kabul edilmezdi. Kıbrıs Türk halkı siyasi eşitliği temelinde kapsamlı bir çözüme gidilebilmesine olanak tanıyan Annan Planı'nı 24 Nisan'daki referandumda kabul etmişti. Bu planda toprak iadesi de vardı. Kıbrıs Türk halkı niçin elinde bulunan birtakım olguları verme noktasında 'Evet' demişti? Para için değil! Kıbrıs Türk halkı planı para için kabul etmemişti. Siyasi eşitliği için kabul etmişti. Kıbrıs Türk halkı siyasi eşitliği temelinde birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eşit tarafı olarak bütünlüklü bir çözüme ulaşmak ve AB içinde onuru ile, gururu ile, toplumsal varlığı ile yer alabilmek için kabul etmişti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.