Tarifsiz hüzünler içerisinde seni uğurlarken, ufuklar alabildiğine sisli, görülebilen dağlar yumurta gibi bembeyazdı ve geceler ayazdı. Seninle vedalaştıktan sonraki ilk sabah kahvaltısında herkes çekinerek oturmuş, elini korka korka uzatmıştı lokmaya. Ailenin en küçük ferdi senden söz ederek bir daha gelip gelmeyeceğini, gelirsen ne zaman geleceğini sormuştu da hep bir ağızdan "on bir ay sonra" demiştik.O gün bu gündür, yani tam on bir aydır yollarına bakıp, hasretinle yanıyoruz.Bembeyaz kış örtüsü ile gitmiştin şimdi sonbahar yağmurları ile dönüyorsun, ne güzel.Ufkumuzu, afakımızı, semamızı ve arzımızı, yurdumuzu, yuvamızı, evimizi barkımızı, içimizi, dışımızı, gencimizi, yaşlımızı nurlandırmak ve şereflendirmek üzere teşrif ediyorsun.Hoş geldin safalar getirdin.Heybende ne var diye sormaya haya ediyoruz ve biliyoruz ki, getirdiklerin her biri, emsalsiz hazineler hükmündedir.Biliyoruz ki, yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa, altı milyar insan da katip olsa kıyamet sabahına kadar yazsalar, getirdiklerinin kıymetini yazamazlar, tarifini yapamazlar ve değerini hesap edemezler.Yıl boyunca çok hilal gözetliyoruz. Doğuyorlar, dolunay olup sonra dünyamıza göz kırparak kayboluyorlar. Hepsi de güzel ama senin yerini hiç birisi tutmuyor. Senin doğuşun başka, duruşun başka ve bakışın ise bambaşka güzel.Hayatımıza yeni baştan çekidüzen verişini, gecemizi ayrı, gündüzümüz ayrı planlayarak yirmi dört saatimize tatlı tatlı müdahale edişini özledik. Yemek saatlerimizi sil baştan düzenlemeni, uykularımıza ayar çekişini özledik. Gecenin bir vaktinde dimdik ayağa kaldırıp sofranın başına oturtmanı özledik. Gönülleri cuşa getirmeni, yürekleri yufkalaştırmanı ve muhtaçlara yönlendirmeni özledik.Gönüllere girerek, yüreklere yerleşerek, kalplere taht kurarak önce insanda yaptığın köklü değişikliği, sonra da insanın bulunduğu her ortamı, caddeyi, sokağı, evi, barkı, bahçeyi parkı kendi özel renklerinle renklendirmeni hasseten özledik.Gelişinle, yıl boyunca gülmeyi unutmuş olanların yüzlerine tebessüm geleceğine, binbir çeşit dert ve ihtiyaç içinde kıvrananların sancılarının dineceğine, dertlerine devalar erişeceğine inanıyoruz.Hoş geldin safalar getirdin, geldin de onbir aylık hasretimizi sona erdirdin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025




























































































