Dünkü yazımızda PKK terörü ile ilgili Obama ile yapılan 90 dakikalık görüşmenin sonuçlarını yazdık. Bugün ise o 90 dakikada yaşanan Suriye, füze kalkanı, İsrail, Filistin ve Kıbrıs sonuçlarına değinelim. Erdoğan açıklamalarında, Suriye'nin Türkiye'ye karşı "kara propaganda başlatmış" olduğunu iddia ediyor. Suriye yönetimine güveninin kalmadığını ABD gibi Türkiye'nin de Suriye'ye karşı yaptırımlar ortaya koyacağını vurguluyor. Ve "Ben mevcut Suriye yönetimiyle görüşmeleri kesmiş vaziyetteyim. Ne yazık ki Suriye yönetimi bizi böyle bir karar alma noktasına getirmiştir" diyor Erdoğan. 1 yılda ne değişti ki! Kardeşim, dedin. Eşlerinizle beraber samimi pozlar verdin. Vizeyi kaldırdın. Bir sürü anlaşma yaptın. Ne değişti ki bir yılda bu noktaya geldin Sayın Erdoğan? *İsrail ve Mavi Marmara artı FilistinMavi Marmara olayından sonra yaşanan gelişmeler; hükümetin ısrarla istediği özür ve tazminat talepleri, konunun Birleşmiş Milletler'e taşınması ve bu süreçte ABD'nin sessiz kalması. İsrail aleyhine hiçbir açıklama yapmadığı gibi, karar alınmasına da müsaade etmemesine rağmen Sayın Erdoğan ABD için; "Doğu Akdeniz'de uluslararası sulardaki gemilerimize yapılmış saldırı hususunda haklılığımızı teyit ediyorlar" diyor. Haliyle bu "teyitte" hükümeti "teselli" ediyordur herhalde! Ama Sayın Erdoğan her ne kadar ABD'de olsa bile Türkiye'de "one minute" çıkışı bekleyen vatandaşlarını da unutmuş değil. "Sayın Obama, özellikle İsrail ile ilgili konuda bize, şu anda "yapmayın" deme durumunda değil, çünkü haklılığımızı biliyor. Bizim şu andaki tavrımızın aynen devam edeceğini belirttik. Özür dilenmedikçe, tazminat ödenmedikçe ve Gazze'ye abluka kaldırılmadıkça bu işin gerçekleşmesi mümkün değildir." Aynı İsrail Güney Kıbrıs yönetimi ile Akdeniz'de petrol arama çalışmaları başlattı. Erdoğan bu arayışları bir "çılgınlık" ve barış sürecini sabote olarak niteledi. Ama "kadim dost" ABD ne yaptı? ABD Dışişleri yetkilileri; "ABD, Kıbrıs'ın enerji arama çalışmalarını desteklemekte. Kıbrıs Rum Kesimi'nin Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama hakkı olduğunu. Bu, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılan görüşmeleri engellememeli" açıklamasında bulundular. Tayyip Erdoğan, Filistin devletinin her zaman yanında olacaklarını belirtip, ABD'nin de BM nezdinde Filistin'i devlet olarak tanımasını temenni ettiğini, vurguladı. ABD, Filistin'in başvurusunu veto etti, tanımadı. Erdoğan ise bu vetoyu "hiç şık olmadı" diye yorumladı. Tabi bu görüşmenin birde ABD açısından görünümü var. Bizzat Obama, Tayyip Erdoğan'ı yere göğe sığdıramadı. Övdükçe övdü! "Türkiye, NATO'nun müttefiki ve bizim de iyi bir dostumuz. Afganistan konusundaki desteği ve Libya'nın özgürleştirilmesi sürecindeki işbirliğinden ötürü Sayın Başbakan'a teşekkür ediyorum" diyen Obama, Türkiye'ye füze savunma radarının yerleştirilmesi aşamasında Ankara'nın göstermiş olduğu sorumluluğu takdir ettiğini belirtti. Ayrıca ABD Başkanı Obama'nın, Başbakan Erdoğan'ın sergilediği liderlik, demokrasiye olan taahhütleri nedeniyle de kendisine teşekkür etmek istediğini söylediği, bildirildi.Financial Times'ın Erdoğan'ın ABD gezisi ile ilgili attığı başlık ve yorumları bizim ülkemizdeki medyaya ders niteliğindeydi. Financial Times "Türkiye, ABD'nin dümen suyuna daha fazla girdi."Tabi bizim yandaş, yoldaş medyada da bu gezi geniş yer buldu. Haberler, yorumlar yapıldı. Tabi hangi amaçla ve gayeyle yapıldığını artık herkes biliyor. Öyle bakış açıları, öyle yorumlar vardı ki, sormayın gitsin. Sadece birini aktarayım, gerisini siz tahmin edin. Ünlü gazeteci (!) ve televizyoncu (!) Mehmet Ali Birant bu geziye katıldı. Bu geziyle alakalı köşesinde bir yazı yazdı. Bakın Birant köşesinden vatandaşa neler aktarıyor; "Başbakanlığa yeni ve bir büyük uçak gerekiyor" başlıklı yazısından; "Başbakanlığa artık daha yeni, daha büyük, daha konforlu bir uçak gerekli olacak... 35 kişilik uçağın ön tarafı biraz daha hallice ancak arka taraf, bakanların bir bölümü, üst düzey bürokratlar ve davet edilen 3-4 gazeteci oturur. Tam anlamıyla bir işkence odası gibi. Başbakan'ın ön tarafta uzanarak yatabileceği bir yer var ancak orası da çok rahatsız. Arka tarafın ise, normal uçakların ekonomi sınıfından hiç farkı yok?"Sonuç olarak diyebiliriz ki, ABD'nin ev sahipliğinde ve yine ABD'nin teknik direktör ve hakemliğinde yapılan bu doksan dakikanın sonunda, Türkiye birkaç atak yapmış ama atakları hep ofsayt olarak durdurulmuş. Suriye hükmen mağlup olmuş. Kıbrıs'a 35 metreden frikik golü atılmış. Filistin ise daha başlama vuruşuyla gölü yemiş. Maçın hırçın çocuğu, rakibe tekme, tokat giren İsrail bırakın kırmızı kartı maçın oyuncusu seçilmiş. Tabi bu 90 dakikayı millet izledi. Şimdi AKP yorumcuları çıkacak; ataklarımız yanlış kararlarla kesildi, rakip sert oynadı, galip gelen taraf biz olmalıydık, hak etmediğimiz bir mağlubiyet aldık vs. diyecekler. Ama maç bitti. Mağlup olduk. Artık milletimizin bunu görmesi lazım. Bu kadroyla bu ülke kazanamaz. Bir an önce bu kadronun değişmesi lazım?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025
- Saha, söylenenleri doğrulamıyor / 21.12.2025
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025
- Saha, söylenenleri doğrulamıyor / 21.12.2025


































































































