Nefsin terbiyesinde Zikrullah’ın önemi
Nefsin özü ve aslı benliktir. Nefse ruh da diyebiliriz. Esasen Kur’ân-ı Kerim’de nefis diye beyan edilen şeyle ruh diye beyan edilen şey aynı şeydir
11.12.2024 08:20:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Nefsin özü ve aslı benliktir. Nefse ruh da diyebiliriz. Esasen Kur'ân-ı Kerim'de nefis diye beyan edilen şeyle ruh diye beyan edilen şey aynı şeydir.
Ancak tasavvuf müntesipleri ruh ve nefis kelimeleri üzerinde iki mânâ ile birlikte aynı şeyi izah etmeye çalışmışlardır.
Nefsi, ruh-i hayvan; ruhu da, ruh-i sultan ismiyle zikrederek biraz daha bizim anlayacağımız dile tercüme ettiler.
Ruh-i hayvanın, yani nefsin yüzü karanlıktır. Ahlâk-ı zemimenin odaklandığı, kaynaklandığı merkezdir.
Ahlâk-ı hamidenin merkezi de ruh-i sultandır. Bu iki terkibin adına nefis de diyebiliriz, ruh da diyebiliriz. Bir mânâda bir tarafı işin gecesi, diğeri de gündüzüdür.
Nefis ve ruh dediğimiz şey bir bütündür. Onun ahlâk-ı zemime merkezi olan hayvanî tarafını yani nefsi, öldürmek demek, yok etmek mânâsına gelmez.
Huylarını ahlâk-ı hamideye tebdil etmek mânâsına gelir. Yoksa "Ben" dediğimiz şeyi yok etmek mümkün değildir. Ama benliğe bazı sıfatları yüklemek mümkündür. Sahip olduğu ahlâktan başka bir ahlâka tebdil edilebilir.
Hz. Âdem'in yaratılışından bahisle Rabb'imiz; "Artık Ben, ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman siz hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın" buyuruyor.
Bu âyet-i kerimede görülüyor ki, insandaki ruh dediğimiz cevher, nefhâ-i İlâhîdir.
Yani insandaki benlik gelişigüzel bir benlik değildir. Hasletlerini Cenâb-ı Hakk'tan alan, Allah'a ait olan bir benliktir. Bu istense de yok edilemez. O Allah'tan gelmiştir. İnsanın bu tarafı, bu cevheri önünde, yine insana mâni olan hâller vardır.
Bir taraf insanı Allah'a yüceltirken, diğer tarafta beşeriyete, hayvanîyete doğru iter. Bunda da çeşitli nükteler, hikmetler vardır. Zira insanoğlunun sadece Allah'a yücelen bir tarafı olmuş olsaydı, insan denen varlığa gerek olmaması lazımdı. Çünkü melekler vardır. Aynı vazifeyi gören bir başka varlığa neden gerek olsun? Bir başka cihetle, sadece ahlâk-ı zemime tarafı ile yükümlü bulunmuş olsaydı ona da gerek yoktu. O tarafta da hayvan var.
İnsanoğlu ne melektir, ne de hayvandır. İkisinin arası, ortası bir varlıktır. Onu melekleştiren hasletler de onda mevcuttur, hayvanlaştıran hasletlerde mevcuttur.
İşte terbiye dediğimiz şey, hayvanî tarafı Rahmânî tarafa tebdil ettirme cehdidir, gayretidir. Bu bir mücahade hâlidir. Bu hâli insan hayatına geçirecek o makama, o rütbeye, o sıfata ve o hâle sahip olması lazımdır. Ahlâklı insan, erdemli insan, kâmil insan denilen de işte bu insandır.
İnsanoğlu tabiat sahnesine geldiği andan bu tarafa ve hatta Kıyâmet'e kadar işte o erdemi, kemâli elde etmekle mükelleftir. Onun da en önemli özelliği kulluktur. Zâten insanın dünyaya geliş maksadı Allah'ı bilmek, Allah'ı tanımak, yani Ubûdiyettir.
Kalp, Rahmânî ve Şeytanî hislerin, duyguların ve niyetlerin merkezidir. Akıl ise sürekli olarak bu duygunun etkisindedir.
Nefis dediğimiz şey terbiye edilir, kalp tezkiye edilirse, aklı çok iyi yollarda kullanır. Fevkalade yerlerde değerlendirir. Bu terbiye yoksa çok akıllı bir insanın bile yanlışlar yaptığı görülür.
İnsanın ahlâk-ı hamideye sahip olması ancak nefis terbiyesi ile mümkündür. Terbiyeli insanın aklını kullanmadaki ölçüsü farklıdır. Onun zıddı olan insanın ölçüsü çok farklıdır.
Aynı aklı ikiside kullanır. Akıl aynı akıldır fakat gittikleri istikamet birbirlerinin tam zıttıdır. Aklı yönlendiren ahlâktır. Değer hükümlerini ona yönlendiren ahlâktır.
Onun için kalp dediğimiz o duygu merkezini, nefsini tezkiye ederek Allah'a yüceltmek, ibâdet kulvarı ile Cenâb-ı Hakk'ın miracına onu hazırlamak lazımdır. O da zikirle olur. Cenâb-ı Hakk;
"İşte onlar iman edip, gönülleri Allah'ı zikretmekle, O'nu anmakla huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" buyuruyor.
Zikir, kulun miracında kulu Cenâb-ı Hakk'a ulaştıran Burak'tır. Zikirsiz bu iş olmaz. Bunu Allah Kur'ân'da beyan ediyor: "İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."
Doğruyu ancak zikirle bulur. Ancak onunla doyar. Bunun dışında hiçbir şeyle doymaz." (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)
Ancak tasavvuf müntesipleri ruh ve nefis kelimeleri üzerinde iki mânâ ile birlikte aynı şeyi izah etmeye çalışmışlardır.
Nefsi, ruh-i hayvan; ruhu da, ruh-i sultan ismiyle zikrederek biraz daha bizim anlayacağımız dile tercüme ettiler.
Ruh-i hayvanın, yani nefsin yüzü karanlıktır. Ahlâk-ı zemimenin odaklandığı, kaynaklandığı merkezdir.
Ahlâk-ı hamidenin merkezi de ruh-i sultandır. Bu iki terkibin adına nefis de diyebiliriz, ruh da diyebiliriz. Bir mânâda bir tarafı işin gecesi, diğeri de gündüzüdür.
Nefis ve ruh dediğimiz şey bir bütündür. Onun ahlâk-ı zemime merkezi olan hayvanî tarafını yani nefsi, öldürmek demek, yok etmek mânâsına gelmez.
Huylarını ahlâk-ı hamideye tebdil etmek mânâsına gelir. Yoksa "Ben" dediğimiz şeyi yok etmek mümkün değildir. Ama benliğe bazı sıfatları yüklemek mümkündür. Sahip olduğu ahlâktan başka bir ahlâka tebdil edilebilir.
Hz. Âdem'in yaratılışından bahisle Rabb'imiz; "Artık Ben, ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman siz hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın" buyuruyor.
Bu âyet-i kerimede görülüyor ki, insandaki ruh dediğimiz cevher, nefhâ-i İlâhîdir.
Yani insandaki benlik gelişigüzel bir benlik değildir. Hasletlerini Cenâb-ı Hakk'tan alan, Allah'a ait olan bir benliktir. Bu istense de yok edilemez. O Allah'tan gelmiştir. İnsanın bu tarafı, bu cevheri önünde, yine insana mâni olan hâller vardır.
Bir taraf insanı Allah'a yüceltirken, diğer tarafta beşeriyete, hayvanîyete doğru iter. Bunda da çeşitli nükteler, hikmetler vardır. Zira insanoğlunun sadece Allah'a yücelen bir tarafı olmuş olsaydı, insan denen varlığa gerek olmaması lazımdı. Çünkü melekler vardır. Aynı vazifeyi gören bir başka varlığa neden gerek olsun? Bir başka cihetle, sadece ahlâk-ı zemime tarafı ile yükümlü bulunmuş olsaydı ona da gerek yoktu. O tarafta da hayvan var.
İnsanoğlu ne melektir, ne de hayvandır. İkisinin arası, ortası bir varlıktır. Onu melekleştiren hasletler de onda mevcuttur, hayvanlaştıran hasletlerde mevcuttur.
İşte terbiye dediğimiz şey, hayvanî tarafı Rahmânî tarafa tebdil ettirme cehdidir, gayretidir. Bu bir mücahade hâlidir. Bu hâli insan hayatına geçirecek o makama, o rütbeye, o sıfata ve o hâle sahip olması lazımdır. Ahlâklı insan, erdemli insan, kâmil insan denilen de işte bu insandır.
İnsanoğlu tabiat sahnesine geldiği andan bu tarafa ve hatta Kıyâmet'e kadar işte o erdemi, kemâli elde etmekle mükelleftir. Onun da en önemli özelliği kulluktur. Zâten insanın dünyaya geliş maksadı Allah'ı bilmek, Allah'ı tanımak, yani Ubûdiyettir.
Kalp, Rahmânî ve Şeytanî hislerin, duyguların ve niyetlerin merkezidir. Akıl ise sürekli olarak bu duygunun etkisindedir.
Nefis dediğimiz şey terbiye edilir, kalp tezkiye edilirse, aklı çok iyi yollarda kullanır. Fevkalade yerlerde değerlendirir. Bu terbiye yoksa çok akıllı bir insanın bile yanlışlar yaptığı görülür.
İnsanın ahlâk-ı hamideye sahip olması ancak nefis terbiyesi ile mümkündür. Terbiyeli insanın aklını kullanmadaki ölçüsü farklıdır. Onun zıddı olan insanın ölçüsü çok farklıdır.
Aynı aklı ikiside kullanır. Akıl aynı akıldır fakat gittikleri istikamet birbirlerinin tam zıttıdır. Aklı yönlendiren ahlâktır. Değer hükümlerini ona yönlendiren ahlâktır.
Onun için kalp dediğimiz o duygu merkezini, nefsini tezkiye ederek Allah'a yüceltmek, ibâdet kulvarı ile Cenâb-ı Hakk'ın miracına onu hazırlamak lazımdır. O da zikirle olur. Cenâb-ı Hakk;
"İşte onlar iman edip, gönülleri Allah'ı zikretmekle, O'nu anmakla huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" buyuruyor.
Zikir, kulun miracında kulu Cenâb-ı Hakk'a ulaştıran Burak'tır. Zikirsiz bu iş olmaz. Bunu Allah Kur'ân'da beyan ediyor: "İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."
Doğruyu ancak zikirle bulur. Ancak onunla doyar. Bunun dışında hiçbir şeyle doymaz." (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.





















































































