Nasuh Mahruki: TSK’nın devre dışı bırakılması 6 Şubat depremlerinde can kaybını artırdı
AKUT Eski Başkanı Nasuh Mahruki'den Kahramanmaraş depremlerine dair çok konuşulacak açıklamalar
08.02.2024 12:29:00 / Güncelleme: 08.02.2024 12:38:28
Önder Yılmaz
Önder Yılmaz





AKUT Eski Başkanı Nasuh Mahruki 6 Şubat depremlerinin birinci yılında çarpıcı açıklamalar yaptı.
Depremde yaşanan can kaybının en büyük nedenlerinden birinin koordinasyon eksikliği olduğunu ifade eden Mahruki TSK'nın sahaya geç sürülmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi.
Nasuh Mahruki şunları söyledi;
"1959 yılından bu yana yasayla Türkiye'de afetlerle mücadelenin asli unsuru, asli sorumlusu Türk Silahlı Kuvvetleri'ydi. Doğru olanı da budur çünkü afetler savaş koşullarıdır. İşte elektrik yok, su yok, telefon yok, kamu otoritesi yok, kamu düzeni yok, ambulans yok, eczane yok, doktor yok, polis yok, hiçbir şey yok. Afet koşulları savaş koşullarıdır. Dolayısıyla afet koşullarıyla da ancak onunla mücadele edebilecek kapasitedeki unsurlar başa çıkabilir.
"Dünyadan yardım istediler, TSK'yı devreye sokmadılar"
Zamana karşı bir yarış bu ve İnsanlar en çok ilk dakikalar, ilk saatler, ilk gün kurtarılır. Nitekim Türkiye 4 seviye afet ilan etti ilk saatlerde ve uluslar arası yardım çağrısı yaptı ama Türk ordusunu devreye sokmadı.
Malatya'da İkinci Ordu var, koskoca bir Ordu. Fakat tabii sıkıntı burada şu; EMASYA Protokolü iptal edilince DAFYAR planları da çöpe atıldı, DAFYAR taburları da yok edildi. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içerisinde afetle mücadele konusunda -Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda özellikle- eğitimli personel kalmadı artık.
"TSK 17 Ağustos'ta 10 bin 528 kişi kurtarmıştı"
17 Ağustos'ta Türk Silahlı Kuvvetleri 10 bin 528 yurttaşımıza dokundu ilk saatlerden itibaren sahada olduğu için ve büyük sayıda askerle sahada olduğu için. Ama 6 Şubat depremlerinde 17 Ağustos'a kıyasla çok çok daha fazla sayıda insana dokunması, kurtarabilmesi beklenirken sadece 327 kişi kurtarabildi.
"AFAD'ın devasa bir afetle başa çıkamayacağı ortada"
Şu anda bakın bir sene geçti üzerinden hala Türk ordusu afetlerle mücadelenin asli unsuru değil, hala yetki ve sorumluluk AFAD'da. AFAD'ın böyle devasa bir operasyonun altından kalkamayacağı ortada. AFAD'ın başında biliyorsunuz Diyanet'ten gelme birisi var. Türkiye'nin en büyük sorunu ehliyetsizlik ve liyakatsizlik. Bütün kurumlar ehliyetsiz ve liyakatsiz insanlar tarafından dolduruldu. Hatta birçoğu da bunların birçok kurumda sınav soruları çalınarak, belli mevkilere makamlara getirilmiş insanlar.
Dolayısıyla böylesi bir devasa krizle, afetle karşı karşıya kaldığında kritik süreçlerde karar verebilecek, risk üstlenebilecek, doğru karar verebilecek, inisiyatif alabilecek bütün o iletişimi, ulaşımı, koordinasyonu layığıyla sağlayabilecek donanımda bir insan yok. Olması da beklenemez zaten."
Depremde yaşanan can kaybının en büyük nedenlerinden birinin koordinasyon eksikliği olduğunu ifade eden Mahruki TSK'nın sahaya geç sürülmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi.
Nasuh Mahruki şunları söyledi;
"1959 yılından bu yana yasayla Türkiye'de afetlerle mücadelenin asli unsuru, asli sorumlusu Türk Silahlı Kuvvetleri'ydi. Doğru olanı da budur çünkü afetler savaş koşullarıdır. İşte elektrik yok, su yok, telefon yok, kamu otoritesi yok, kamu düzeni yok, ambulans yok, eczane yok, doktor yok, polis yok, hiçbir şey yok. Afet koşulları savaş koşullarıdır. Dolayısıyla afet koşullarıyla da ancak onunla mücadele edebilecek kapasitedeki unsurlar başa çıkabilir.
"Dünyadan yardım istediler, TSK'yı devreye sokmadılar"
Zamana karşı bir yarış bu ve İnsanlar en çok ilk dakikalar, ilk saatler, ilk gün kurtarılır. Nitekim Türkiye 4 seviye afet ilan etti ilk saatlerde ve uluslar arası yardım çağrısı yaptı ama Türk ordusunu devreye sokmadı.
Malatya'da İkinci Ordu var, koskoca bir Ordu. Fakat tabii sıkıntı burada şu; EMASYA Protokolü iptal edilince DAFYAR planları da çöpe atıldı, DAFYAR taburları da yok edildi. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içerisinde afetle mücadele konusunda -Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda özellikle- eğitimli personel kalmadı artık.
"TSK 17 Ağustos'ta 10 bin 528 kişi kurtarmıştı"
17 Ağustos'ta Türk Silahlı Kuvvetleri 10 bin 528 yurttaşımıza dokundu ilk saatlerden itibaren sahada olduğu için ve büyük sayıda askerle sahada olduğu için. Ama 6 Şubat depremlerinde 17 Ağustos'a kıyasla çok çok daha fazla sayıda insana dokunması, kurtarabilmesi beklenirken sadece 327 kişi kurtarabildi.
"AFAD'ın devasa bir afetle başa çıkamayacağı ortada"
Şu anda bakın bir sene geçti üzerinden hala Türk ordusu afetlerle mücadelenin asli unsuru değil, hala yetki ve sorumluluk AFAD'da. AFAD'ın böyle devasa bir operasyonun altından kalkamayacağı ortada. AFAD'ın başında biliyorsunuz Diyanet'ten gelme birisi var. Türkiye'nin en büyük sorunu ehliyetsizlik ve liyakatsizlik. Bütün kurumlar ehliyetsiz ve liyakatsiz insanlar tarafından dolduruldu. Hatta birçoğu da bunların birçok kurumda sınav soruları çalınarak, belli mevkilere makamlara getirilmiş insanlar.
Dolayısıyla böylesi bir devasa krizle, afetle karşı karşıya kaldığında kritik süreçlerde karar verebilecek, risk üstlenebilecek, doğru karar verebilecek, inisiyatif alabilecek bütün o iletişimi, ulaşımı, koordinasyonu layığıyla sağlayabilecek donanımda bir insan yok. Olması da beklenemez zaten."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.