23 Nisan kutlamaları için gittik meclise uzun bir aradan sonra… Millî duyguların kabardığı vatan aşkıyla millet sevgisiyle yanıp tutuşan sayın vekillerimizin Ulu Önder'in çocuklarımıza armağan ettiği dünyada tek çocuk bayramı olan bugün de tüm çocuklarımızın geleceği ile alakalı önümüzde dağ gibi yığılan karanlıkları, gelecek kaygılarımızı dağıtacak projeler konuşacaklarını, çocuk ve aile sorunlarımıza çözümler anlatacakları ve mutlu çocuklar, huzurlu aileler inşa etmek için partilerin birbiriyle adeta hizmet ve proje yarısına girecekleri bir genel kurul olacak umuduyla gittik meclise.
İktidar sözcüsü demokrasi ile diktatörlük arasındaki farklardan bahsetti. "Türkiye demokratik bir ülkedir diktatör aramayın Türkiye'de" dedi. Bunu kime konuştu anlamadık doğrusu. Sanırım yabancı misyon şeflerine söylemiş olsa gerekti. Eğer millete konuştuysa buna hiç gerek yok çünkü millet demokrasiyi de, diktatörlüğü de yaşadı bu ülkede. Mevcut durumun ne olduğunu en iyi bilendir millet; zaten kendisi seçti bedelini de tahsil ediyor değil mi?
Ana muhalefet sözcüsü tek adam rejiminin sakıncalarından hak hukuk adalet sağlanamadığından bahsetti uzun uzun. Mağduruz mağdur türküleri mırıldandı durdu konuşması gereken tüm zaman içinde. Sanki 23 Nisan çocuk bayramında çocuklarımızdan himmet bekler gibi. Diğer siyasi parti konuşmalarında da çocuklarımızın gelecekleri aile huzuru için bir cümle bir proje duyamadık maalesef.
Bu arada elim telefonuma gitti son dakika haberleri derken bir grup tv kanalının ortaklaşa verdiği bir 23 Nisan bayram kutlama programına rastladım takıldım kaldım. Aaaaa çocuklarımızdan bahsediyorlardı. Prof'lar konuşuyor, dr.'lar konuşuyorlar. Esnaflar, işadamları, öğretmenler konuşuyorlardı. Tuhaflık vardı, tuhaftı doğrusu. Milletin meclisinde konuşulması gerekenler burada konuşuluyordu.
Ama ben meclisteydim, burada konuşulanlar farklıydı, yanlış olan bir şeyler vardı sanki. Dedikodu yapanlar, zulme uğradıklarını söyleyen vekiller, "olmalı, yapılmalı, yapılmadı" diyenler mecliste konuşuyor. Sorunları tespit edip çözümleri konuşanlar dışarıda konuşuyorlardı. Anladım ben yanlış kişiler yanlış yerlere konuşlanmış ülkemizde. Ama bir şeyi anlamadım; bilen bana da anlatsın. Doğru kişiler neden mecliste değil de tv'de konuşuyorlar? Bu adamlar doğru konuşuyorlar ama neden mecliste değiller, hiç düşündünüz mü?
Genel başkanlarını adını söylersem hemen tanıyacaksınız kim bu adamlar: Prof. Dr. Haydar Baş... Vallahi çözümü konuşuyorlar. Olması gerekenleri konuşuyorlar.
Bence ülkeye yazık ediyoruz. Bir an önce milletin sorunlarına çözüm üreten bu insanları milletin meclisine çağırmamız lazım. Bugünkü siyasetçiler çağırmayacaksa neye yararlar ki. Çözümü meclise taşımayacaklarsa yazık. İlk seçimde millet olarak biz bu vatanseverleri meclise koymamız lazım değil mi? Yoksa çok yazık olacak aziz Türk milletine, yazık…
İktidar sözcüsü demokrasi ile diktatörlük arasındaki farklardan bahsetti. "Türkiye demokratik bir ülkedir diktatör aramayın Türkiye'de" dedi. Bunu kime konuştu anlamadık doğrusu. Sanırım yabancı misyon şeflerine söylemiş olsa gerekti. Eğer millete konuştuysa buna hiç gerek yok çünkü millet demokrasiyi de, diktatörlüğü de yaşadı bu ülkede. Mevcut durumun ne olduğunu en iyi bilendir millet; zaten kendisi seçti bedelini de tahsil ediyor değil mi?
Ana muhalefet sözcüsü tek adam rejiminin sakıncalarından hak hukuk adalet sağlanamadığından bahsetti uzun uzun. Mağduruz mağdur türküleri mırıldandı durdu konuşması gereken tüm zaman içinde. Sanki 23 Nisan çocuk bayramında çocuklarımızdan himmet bekler gibi. Diğer siyasi parti konuşmalarında da çocuklarımızın gelecekleri aile huzuru için bir cümle bir proje duyamadık maalesef.
Bu arada elim telefonuma gitti son dakika haberleri derken bir grup tv kanalının ortaklaşa verdiği bir 23 Nisan bayram kutlama programına rastladım takıldım kaldım. Aaaaa çocuklarımızdan bahsediyorlardı. Prof'lar konuşuyor, dr.'lar konuşuyorlar. Esnaflar, işadamları, öğretmenler konuşuyorlardı. Tuhaflık vardı, tuhaftı doğrusu. Milletin meclisinde konuşulması gerekenler burada konuşuluyordu.
Ama ben meclisteydim, burada konuşulanlar farklıydı, yanlış olan bir şeyler vardı sanki. Dedikodu yapanlar, zulme uğradıklarını söyleyen vekiller, "olmalı, yapılmalı, yapılmadı" diyenler mecliste konuşuyor. Sorunları tespit edip çözümleri konuşanlar dışarıda konuşuyorlardı. Anladım ben yanlış kişiler yanlış yerlere konuşlanmış ülkemizde. Ama bir şeyi anlamadım; bilen bana da anlatsın. Doğru kişiler neden mecliste değil de tv'de konuşuyorlar? Bu adamlar doğru konuşuyorlar ama neden mecliste değiller, hiç düşündünüz mü?
Genel başkanlarını adını söylersem hemen tanıyacaksınız kim bu adamlar: Prof. Dr. Haydar Baş... Vallahi çözümü konuşuyorlar. Olması gerekenleri konuşuyorlar.
Bence ülkeye yazık ediyoruz. Bir an önce milletin sorunlarına çözüm üreten bu insanları milletin meclisine çağırmamız lazım. Bugünkü siyasetçiler çağırmayacaksa neye yararlar ki. Çözümü meclise taşımayacaklarsa yazık. İlk seçimde millet olarak biz bu vatanseverleri meclise koymamız lazım değil mi? Yoksa çok yazık olacak aziz Türk milletine, yazık…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İzzet Yaşar / diğer yazıları
- Kimle barışmak, kimle kavga etmek lazım / 13.11.2024
- İsrail'i dinleyin! / 05.08.2024
- Kontrol kayboldu mu? / 23.07.2024
- Tasarruf etmek zaruret midir? / 17.05.2024
- 31 Mart ne anlama geliyor? / 03.04.2024
- Beka meselesi / 06.03.2024
- Angara gerçeği! / 14.02.2024
- Beka meselesi! / 10.02.2024
- Bugünler de geçecek! / 07.02.2024
- Nereye gidiyoruz? / 27.01.2024
- İsrail'i dinleyin! / 05.08.2024
- Kontrol kayboldu mu? / 23.07.2024
- Tasarruf etmek zaruret midir? / 17.05.2024
- 31 Mart ne anlama geliyor? / 03.04.2024
- Beka meselesi / 06.03.2024
- Angara gerçeği! / 14.02.2024
- Beka meselesi! / 10.02.2024
- Bugünler de geçecek! / 07.02.2024
- Nereye gidiyoruz? / 27.01.2024