Diyarbakır'da başlayan isyan hareketleri AKP'nin Türkiye'yi sürüklediği vahim tablonun sadece bir yüzü. Hürriyet'ten Oktay Ekşi de, yazısında Türkiye'nin vahim manzara-i umumiyesinden bir kesit sunmuş... Büyük Atatürk, meşhur Nutuk'u okurken söze, o günkü "Vaziyet ve manzarai umumiye"yi anlatmakla başlar. Aynı gözle bakınca, bugünkü Türkiye'nin göstergeleri iyi şeyler söylemiyor. Türkiye öyle bir noktaya gelmiş olmalı ki, Danimarka'daki Roj TV bile, talimat verip Diyarbakır'daki dükkanları kapattırabiliyor.Kepenk indirmeyen dükkánlar, bankalar ve bazı devlet daireleri o talimat sonucu saldırıya uğruyor ve tahrip ediliyor.Devam edelim mi?Olaylar gece de sürüyor, ertesi gün tekrar patlıyor, 36'sı güvenlik görevlisi olmak üzere 100'den fazla insan yaralanıyor...Olayları Demokratik Toplum Parti'li (DTP) belediye başkanları ile il ve ilçe başkanları başlatıyor, onlar durduruyor. Yöredeki valiler, kaymakamlar ve güvenlik güçlerinin başındakiler ise etkili olamıyor.Nitekim resmi makamlar Nevruz'da kitlesel olaylar bekliyor ama bu dediğimiz ağızlar öyle bir çağrı yapmadığı için olay çıkmıyor.Ama başta söylediğimiz gibi Roj TV bile isterse Türkiye'nin en duyarlı bölgesinde karışıklık yaratabiliyor.Tablo bu iken TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın "Sevindirici olan, verilen talimatlar boşa çıkmıştır. Halkımız itibar etmemiştir" dediği kamuoyuna yansıyor.Gazeteler, o sırada Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Sudan'da olduğunu, oradan Darfur'a, sonra Suudi Arabistan'a uğrayarak Cidde ve Mekke'ye gideceğini bildiriyor.İçişleri Bakanlığı ulusal birliğimizi ciddi şekilde tehdit etmeye başlayan -biraz daha böyle gidersek dönülmez noktaya geleceğimiz bilinen- bu olaylar ve bu gidiş hakkında kamuoyuna ve TBMM'ye bilgi vermediği gibi, bu konuda herhangi bir önlem de önermiyor.geriye dönüp bakalım:Aylar önce Genelkurmay Başkanlığı'nın "Güneydoğu'daki terör eylemlerini önlemek amacıyla Başbakanlığa bağlı bir birim kurulması" için yaptığı önerinin "gereksiz" diye reddedildiğini anımsarsınız. Aradan zaman geçtikten sonra o öneriyi reddedenlerin bir birim kurmaya kalktıklarını da en azından duymuş olmalısınız.Ne oldu? Abdullah Gül'ün başkanlığında oluşturulacağı bildirilen birim hangi aşamada? Faaliyete geçip de sonuç alıcı önlemleri uygulamaya başlaması için Türkiye'nin bölünmesini mi bekliyoruz?O noktada atıl (hareketsiz) beklerken, terörle mücadele eden güçlerimizin moralini bozduğumuzun farkında mıyız? Gördüğünüz gibi bir dağınıklık, bir perişanlık, bir politikasızlık sürecini yaşıyoruz. Bu sürecin tüm siyasi ve tarihi sorumluluğunun Adalet ve Kalkınma Partisi'ne ait olduğunu biliyoruz. Ama post elden gittikten sonra "Bu sonuca sen sebep oldun" diye yakalarına yapışsak neye yarar diyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.