Portekiz'e 3-0 kaybettik. Bir beraberlik bundan sonra son 16 turuna yükselmemize yetecek.
Tabii haliyle çok üzgünüm. Neden?
Kötü bir yenilgi aldık. Fakat tek neden bu değil.
Bu maç öncesi en çok duyduğumuz tartışma Arda Güler üzerineydi.
Arda Portekiz'e karşı oynar mı oynamaz mı? Daha doğrusu oynamalı mı oynamamalı mı?
Korkaklar Arda oynamasın dediler. Gerekçeleri şu idi. Eğer Arda oynarsa takım savunması zayıflar ve sağ kanadımız çok zayıflarmış.
Yahu kardeşim ayağında top tutan, şut atan ve klas hareketler yapabilen bir oyuncun var onu da oynatmıyorsun.
Bakın arkadaşlar Türk futbolu böyle bir noktaya varamaz.
Arda rakip için bir tehdittir ve bir tehdit olarak rakibin ona tedbir almasına vesile olur.
Böyle bir oyuncu neden oynatılmaz. Arda'nın oynamaması milli takımda neler oluyor dedirtiyor.
Arda ilk 11'de yoktu. Yorgunluğu olduğu söylendi. Peki yorgun neden sonradan oyuna giriyor.
Eğer oynayabilecek durumda ise neden oyun 3-0 olduktan sonra giriyor.
Orda girse ne olacak? O saatten sonra ne yapabilirdi ki. Yani ne olduğu belli olmayan bir durum.
Şimdi bakın modern futbolda ceza sahası önü ve orta saha genelde oyun kurmayı engelleyecek anlamda kalabalık.
Geriye boş alan olarak sağ ve sol kanatlar kalıyor.
Bu bölgede hangi takımın kanat oyuncuları daha iyi ise o takım maçı kazanıyor işin açıkçası.
Portekiz maçı bu duruma güzel bir örnek oldu.
Portekiz'in solunda oynayan Leao ve Nuno Mendes ile sağında oynayan Bernardo Silva ve bek Cancelo bizim kanatlarımızı darmadağın ettiler.
Kim bu Leao sıradan ortalama bir kanat oyuncusu bence. Mevkisinin en iyi örneği olmadığı açık.
Fakat Zeki Çelik Leao karşısında darmadağın oldu.
Zeki Çelik kim. Roma'nın sağ beki. İtalya'da birbirlerine rakip oldukları için Montella, Zeki'yi Leao'yu karşına koymuş olmalı. Fakat işe yaramadı.
İlk golde Nuno Mendes'in yüklenmesi de golü oluşturan aksiyondu.
Takımın en kötüsü kim diye sorarsanız ben Ferdi Kadıoğlu derim.
Kendi takımındaki görüntüsünden çok uzaktı. Kendi kalemize attığımız ikinci gol öncesi orta sahada öyle bir çalım yedi ki sırt üstü yere düştü.
Yere düşmek denince Yunus ve Barış Alper Yılmaz'ın sürekli kayıp yere düşmeleri birçok hücumuzun heba olamalarına neden oldu.
Neden özellikle Yunus sıklıkla yere düştü. Doğru kramponu seçmemiş miydi acaba.
Bu maçın skorunun 4-0 olmaması işten değildi.
Neden? Çünkü 66. dakikada Ronaldo topu rahatlıkla kaleye gönderebilecek iken Bernardo Silva'ya asist yapmaya çalıştı.
Şu işe bakar mısınız. Dünya starı bir oyuncunun sahip olduğu futbol anlayışı ne kadar farklı.
Gol atmak yerine pası tercih etti. Ronaldo ne şartta olursa olsun pas vermek düşüncesini bencilliğe tercih etti. Hepimize örnek olsun.
Portekiz'e bu sonuç ile yenilince güzel bir yaz akşamı hüzünlü bir yaz akşamına döndü.
Bir beraberlik üst tura çıkmamız için yetecek. Tek tesellimiz bu.
Fakat akşamki performans ile bu sonucu nasıl elde edeceğiz belli değil.
Bir an önce kendimize gelip Çekya'yı yenmemizi diliyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Göksu / diğer yazıları
- Fenerbahçe için hazin son / 03.04.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025