Bu kadar kısa zamanda bizim kadar çağdaşlaşan bir başka ulus gösterebilir misiniz?
Gösteremezsiniz!
Sanayide dünya devi olamadık, doğru.
Paramızın değeri düşük, o da doğru.
İşsizlik hat safhada, o da doğru.
Kaliteli adam yetiştiremedik, o da doğru. Amma,
Envai çeşit suçlara ilaveten başka başka suçlar ve suçlular yetiştirmek sadece bize ait.
En son ürettiğimiz ve patendi tamamen bize ait, yani Madein Turkish suç; "kapkaçcizim."
Kelime manası kapıp kaçmak olan bu terimin ıstılahı manası; pazarlarda, yollarda, alış veriş yerlerinde, henüz maaşını yeni almış, ya da biriktirdiği üç beş kuruşla, evine çoluk çocuğuna bir kaç şey almak isteyen garibanların çantasını, cüzdanını kapıp kaçmak.
Bir sektör bu.
Bir suç çeşiti.
Bir rezalet,
Bir kepazelik.
Eskiden yoktu, yeni çıktı.
Baklava çalan çocukları affetmek isterke, oklavayı çalanları da affedenlerin, bu tablodaki katkıları ne kadardır bilemeyiz.
Bir yanlışlık oldu.
Onlar, hayatlarında ana olmanın o tarifi imkansız hazzını tatmamış olmakla beraber, evlat acısı yüreğinin, hatta böbreklerinin en ücra köşesinde hissedenlerdi, -her nasıl oluyorsa-.
Duygusaldılar,
Yanlışlıkla suçluları saldılar.
Aslında birer masaldılar.
Baklava çalan çocukların;
Hapishane dört duvar
Ağam soy bana hıyar.
Şarkısını ezberlemelerine gönülleri nasıl razı olsundu?
Ana değillerdi ama anaları vardı.
Baklavayı çok severlerdi.
Ve bir gün yanlışlıkla baklavacı dükkanına yolları düşmüştü.
Bir dilim baklava istemişlerdi baklavacıdan.
Hayatlarında bu kadar tatlı bir şey yememişlerdi.
Tatlı için herşey olur diye düşünmüşler,
Ama bunu kimseye dememişlerdi.
And içtiler kant yerine.
Bir gün baklava ile karşımız çıkan herkesi affedeceğiz diye.
Anladınız mı bu anlattıklarım niye?
Dün pazara gitme sırası bendeydi.
Dövünüyordu bir gariban kadın pazarın ortasında.
Garibandı, çünkü gariban olmayanların semt pazarında işleri ne?
Onlar kıredi kartlarını, makinede çaaart ettiler mi her şey ayaklarına gelirdi.
Şöyle diyordu o gariban;
Yüz dolarımdan vazgeçtim, bari kimliklerimi getirseler.
Ve ekliyordu;
Nasıl çaldılar anlamadım, oysa elim cebimde idi ve dikkat ediyordum çüzdanıma.
Bilmiyordu garibim, onlar bir amatör olarak girdikleri hapishane koğuşlarından bir profesyönel olarak çıkanlardı.
Çaktırmadan, göz ucunuzdan burnunuzu çalanlardı.
Baklava dilimiyle başlayan meslek yaşamları, çantayla zirveye ulaşmıştı.
Affa uğrayanların %80'i geldikleri yere geri döndüler. Bir gün yanlışlıkla uğrayacakları affı beklemaya başladılar bile çoktan.
Baklava denendiğine göre, şimdi sırada ne var bilemiyoruz.
Şunu sıkça yazdık ama yine yazalım;
Suç işlemek bir hastalıktır.
Onun tedavisi de uygun bir cezadır.
Çiçi yapılarak,
Ovalanarak,
Okşanarak,
Hakkında mersiyeler dizilerek ağrısı giden bir baş şu ana kadar görülmemiştir.
İlaçla düzelir ancak, içimi pek hoş olmasa da.
İlacı leblebi gibi içenler olabilir ama, genelde sevimsizdir o. Neylersin ki, onsuz tedavi de olmuyor hani.
Gözünüzü yummak, yüzünü ekşitmek, suratınızı buruşturmak pahasına içmek zorundasınız onu.
İlacınızdır o.
Her biri birbirinden yaman,
Kimi zayıf, kimi azman,
Kimi beceriksiz, kimi güman,
Kimi alçak, kimi asuman,
Ne kadar suçlu varsa, hepsinin tedavisdir ceza.
Suçluyu cezalandırmada, en yakınınız bile olsa merhamette bulunmayın buyuruyor yüce Mevla.
Af ruhsattır ceza evla.
Fayda vermez "lahevla".
Anlayana.
Gösteremezsiniz!
Sanayide dünya devi olamadık, doğru.
Paramızın değeri düşük, o da doğru.
İşsizlik hat safhada, o da doğru.
Kaliteli adam yetiştiremedik, o da doğru. Amma,
Envai çeşit suçlara ilaveten başka başka suçlar ve suçlular yetiştirmek sadece bize ait.
En son ürettiğimiz ve patendi tamamen bize ait, yani Madein Turkish suç; "kapkaçcizim."
Kelime manası kapıp kaçmak olan bu terimin ıstılahı manası; pazarlarda, yollarda, alış veriş yerlerinde, henüz maaşını yeni almış, ya da biriktirdiği üç beş kuruşla, evine çoluk çocuğuna bir kaç şey almak isteyen garibanların çantasını, cüzdanını kapıp kaçmak.
Bir sektör bu.
Bir suç çeşiti.
Bir rezalet,
Bir kepazelik.
Eskiden yoktu, yeni çıktı.
Baklava çalan çocukları affetmek isterke, oklavayı çalanları da affedenlerin, bu tablodaki katkıları ne kadardır bilemeyiz.
Bir yanlışlık oldu.
Onlar, hayatlarında ana olmanın o tarifi imkansız hazzını tatmamış olmakla beraber, evlat acısı yüreğinin, hatta böbreklerinin en ücra köşesinde hissedenlerdi, -her nasıl oluyorsa-.
Duygusaldılar,
Yanlışlıkla suçluları saldılar.
Aslında birer masaldılar.
Baklava çalan çocukların;
Hapishane dört duvar
Ağam soy bana hıyar.
Şarkısını ezberlemelerine gönülleri nasıl razı olsundu?
Ana değillerdi ama anaları vardı.
Baklavayı çok severlerdi.
Ve bir gün yanlışlıkla baklavacı dükkanına yolları düşmüştü.
Bir dilim baklava istemişlerdi baklavacıdan.
Hayatlarında bu kadar tatlı bir şey yememişlerdi.
Tatlı için herşey olur diye düşünmüşler,
Ama bunu kimseye dememişlerdi.
And içtiler kant yerine.
Bir gün baklava ile karşımız çıkan herkesi affedeceğiz diye.
Anladınız mı bu anlattıklarım niye?
Dün pazara gitme sırası bendeydi.
Dövünüyordu bir gariban kadın pazarın ortasında.
Garibandı, çünkü gariban olmayanların semt pazarında işleri ne?
Onlar kıredi kartlarını, makinede çaaart ettiler mi her şey ayaklarına gelirdi.
Şöyle diyordu o gariban;
Yüz dolarımdan vazgeçtim, bari kimliklerimi getirseler.
Ve ekliyordu;
Nasıl çaldılar anlamadım, oysa elim cebimde idi ve dikkat ediyordum çüzdanıma.
Bilmiyordu garibim, onlar bir amatör olarak girdikleri hapishane koğuşlarından bir profesyönel olarak çıkanlardı.
Çaktırmadan, göz ucunuzdan burnunuzu çalanlardı.
Baklava dilimiyle başlayan meslek yaşamları, çantayla zirveye ulaşmıştı.
Affa uğrayanların %80'i geldikleri yere geri döndüler. Bir gün yanlışlıkla uğrayacakları affı beklemaya başladılar bile çoktan.
Baklava denendiğine göre, şimdi sırada ne var bilemiyoruz.
Şunu sıkça yazdık ama yine yazalım;
Suç işlemek bir hastalıktır.
Onun tedavisi de uygun bir cezadır.
Çiçi yapılarak,
Ovalanarak,
Okşanarak,
Hakkında mersiyeler dizilerek ağrısı giden bir baş şu ana kadar görülmemiştir.
İlaçla düzelir ancak, içimi pek hoş olmasa da.
İlacı leblebi gibi içenler olabilir ama, genelde sevimsizdir o. Neylersin ki, onsuz tedavi de olmuyor hani.
Gözünüzü yummak, yüzünü ekşitmek, suratınızı buruşturmak pahasına içmek zorundasınız onu.
İlacınızdır o.
Her biri birbirinden yaman,
Kimi zayıf, kimi azman,
Kimi beceriksiz, kimi güman,
Kimi alçak, kimi asuman,
Ne kadar suçlu varsa, hepsinin tedavisdir ceza.
Suçluyu cezalandırmada, en yakınınız bile olsa merhamette bulunmayın buyuruyor yüce Mevla.
Af ruhsattır ceza evla.
Fayda vermez "lahevla".
Anlayana.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024