Zahmetsiz edinilen mal ve ilim eğer Allah vergisi değilse hırsızlıktır. Ayet-i kerimede Allah (c.c.), "Şehîdin, kul hakkı dışındaki bütün günahlarını Allah Teâlâ mağfiret eder" buyuruluyor. Allah (c.c.) için seve seve canını feda eden şehitin dahi vaziyeti böyle ise diğer fanilerin hakkına girdikleri insanlardan helallik almadan bağışlanmalarının asla mümkün olmayacağı ayet-i kerimeden anlaşılmaktadır.
Kul hakkı ile ilgili olarak Allah (c.c.) buyuruyor: "Ve birbirinizin mallarınızı aranızda bâtıl ile (haksızlıkla) yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, bildiğiniz halde günahla yemeniz için, onu hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin." (Bakara 188). Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a), "Yalan yemin ile bir Müslümanın hakkını alan kimseye Allah Cenneti haram eder ve Cehennemi farz kılar" buyurmuştu.
"Az bir şey olsa da mı yâ Resûlallâh?" diye sordular. Peygamber Efendimiz (s.a.a), "Erak ağacından bir çubuk da olsa!" buyurdu ve bu sözünü üç defa tekrarladı. (Müslim, Îmân, 218; Muvatta, Akdiye, 11).
Bazı insanlar vardır, başkalarının eserlerini kendisininmiş gibi gösterip bu durumu bilmeyenlerin takdirini kazanmaya çalışırlar. Bu hakkın bir gün ortaya çıkacağını düşünmeden insanların hakkına girerek sanki bu ilim kendilerininmiş gibi insanlara ellerinde ki güçle lanse ederler. Buna intihal denir. (İntihal: İntihal bir başkasının işini, fikrini veya sözlerini, gerçekte bunların sahibi olan kişiye atıfta bulunmadan kendine aitmiş gibi kullanmaktır).
Bu haksızlığı yaparken de bu eser ve ilmin gerçek sahibi olan insanları hem görmezden gelirler hem de o insanları sindirmeye, yıldırmaya ve yok etmeye çalışırlar. Bu tür insanlar ne kadar değerli ve önemli olduklarını halka kabul ettirmek için kendi kişilikleri hakkında bile yalana başvurabiliyorlar. Sağlam, sürdürülebilir bir yalanlar serisi söyleyip sahip olmak istedikleri türden bir hayatın içinde yaşamaya başlıyor veya kendileri daha önemli biriymiş gibi göstermek için başarılarını mübalağa ederek anlatıyorlar.
Bir kısım insanlar için onaylanma ve beğenilme açlıkları tatmin oluncaya kadar bu tezgâhta her şey mubahtır. İhanet ve aldatma geçmişlerine bakarsanız kendi kendini kandırmak da dahil, muhtemelen hariçten gelecek tasdiklenmeye ne kadar çok ihtiyaç duyduklarını görebilirsiniz. Tasdiklenme ihtirasları o kadar artar ki, hakikatte sahip oldukları yeterli olmadığından her zaman yalan söyleme ihtiyacı hissederler. Eğer bu teşebbüs sonucu belirleyecekse, başkasının başarısını sahiplenmek dahi olsa bu rizikoyu da göze almaya hazırdırlar.
Bu konu ile ilgili örnek vermek gerekirse son zamanlarda ülkemizde ve dünya genelinde gözümüzün önünde gelişen ve hatta oynanan bir intihali anlatmadan geçemeyeceğim. Aslında herkesin yakından tanıdığı ve bildiği Milli Ekonomi Modeli tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş Bey birçok sahada hep ilk buluşları yapmıştır. Ancak bazı insanlar ve devletler bu tezin sahibinin adını kullanmaksızın tezi kendi eserleriymiş gibi anlatmaya başladılar.
Misal hepinizin ve dünyanın gözü önünde hızla zirveye yükselen milli paralar ile uluslararası ticaret dalgası gün geçtikçe büyüyerek artmaktadır. Doları bir kenara atarak milli paralar ile ülkelerin ticaret yapması projesini bizler ilk olarak milli paralarla ticaret, Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında İstanbul'da organize edilen 1. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde tüm dünyaya tanıtılan Milli Ekonomi Modeli kitabının 277'inci sayfasında "Dış Ticaret" başlığı altında okuduk. Amerikan Doları yerine ilgili ülkelerin milli paralarının kullanılması projesini iktisat literatürüne Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kazandırıldı.
Milli paralarla ticaretin yapılabilmesi için önce paranın milli olması şarttır. Dışarıdan alınan borç para milli olabilir mi? Veya bugün Türkiye ve dünya ülkelerinin çoğunun yaptığı gibi Merkez Bankası'nda bulunan dolar rezervinin karşılığı basılan yerli paraya "milli para" diyemeyiz. Prof. Dr. Baş'ın meşhur ifadesiyle bu para milli değil, "doların tercümesi"dir. Milli Ekonomi Model'inde kapsamlı olarak anlatıldığı gibi bu para da ülkelerin emek üretimlerini sömürmektir. Milli Ekonomi Modeli, paranın emek ve üretim karşılığı olması gerektiğini ifade eder. Ülkemizin ekonomisi göz önündedir. Her gün dev firmalarının iflas haberleri birbirini kovalıyor. Et, baklagiller ve hatta ot bile ithal ediyoruz. Devletin satılmayan fabrikası kalmamış. Bu halde hükümetin ekonomiden ne kadar anladığı ortada iken milli paralar ile ticareti kendi fikirleriymiş gibi insanlara lanse etmeleri akla hayale durgunluk vermektedir.
Bu ilmin sahibi dünyada iktisat literatürüne Milli Ekomomi Modelini ve onun parçası olan Milli Parayı sokan Prof. Dr. Haydar Baş'tır. Rusya ve birçok ülke Sayın Baş'tan ve O'nun modelinden istifade ediyor, Duma'sında bu gerçeği bizzat konuşma fırsatı vererek ilan ediyor; bizim siyasilerimiz ise hala O'nun isminden bahsetmekten bile imtina ediyorlar.
Bugün Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in iktisat literatürüne kattığı Amerikan Doları yerine ilgili ülkelerin milli paralarının kullanılması projesini sahiplenmeye kalkan akl-ı evveller henüz daha kendilerinin milli olduklarını dahi ispat etmiş değillerdir. Milli Ekonomi Modeli daha toplama, çıkarma işlemini dahi beceremeyen sağında solundakilerin kim olduklarını çözemeyen, bir dediği, bir dediğini tutmayan, 1 saat evvel dediğini bir saat sonra yalanlayan ve önüne gelenler tarafından habire kandırılan insanların zekâsının ürünü olamayacak kadar büyüktür. Dışa bağımlılıkta yarışan AB kapılarını milliliğinden ve inancından tavizler vererek aşındıran insanların Milli Ekonomi Modelinin bir parçası olan milli paralar ile ticarete kendi projeleriymiş gibi sahip çıkmaya kalkmaları abesle iştigal etmek ve emek hırsızlığıdır.
Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir ilim adamının, liderin, yüce Türk Milletinin bağrından çıktığından dolayı ben bir Müslüman Türk evladı olarak gurur duyuyorum. Benim gibi Müslüman Türk milletine mensup olan her bir birey de gurur duymaktadır. Gurur duymayan, O'nun başarısını engelleyen ve Sayın Baş'ın başarısını kendi başarısıymış gibi lanse edenlerin dininden ve milliyetinden ciddi manada şüphe duymaktayım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Gökhan Demir / diğer yazıları
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020