İslam inanç ve akidesi kişinin hayatının her cephesini kuşatarak insanı disiplin, kontrol ve sorumluluk bağlarıyla mutlak hesap gününe hazırlar İbadetler, imandaki samimiyet ve insandaki teslimiyetle orantılıdır. Kişinin İslamiyeti, teslimiyeti nispetindedir. Teslimiyeti ise, nefsinin arınmışlığı nurlanmışlığı ve terbiyesi nispetinde ortaya çıkar. Bu sebeple nefsin terbiyesi olmadan ne gerçek ilim ve idrak ve ne de İslam'ı Hakk'ın murad ettiği hüviyetiyle anlamak mümkün olur. Bu noktadaki inançtaki akide sağlamlığı ve ibadetlerdeki ihlas herşeyden önce gelir. Fıtri arayışına cevap bekleyen insanoğlunun, bu mecrada İslam akidesinin yegane ve en kamil bir akide olduğuna, bu akide dışındaki bütün inançların batıl olduğuna itikat etmesi esastır.İslam inanç ve akidesi kişinin hayatının her cephesini kuşatır. İnanç ve akide sosyal hayatı ve o hayatı yaşayan insanı disiplin, kontrol ve sorumluluk bağlarıyla mutlak hesap gününe hazırlar. Bu kuşatıcı İslam dininin kaynakları ise Kitap (Kur'anı Kerim), Sünnet, İcmayı Ümmet ve Kıyası Fukaha'dır. Ancak edillei şeriyye denilen bu kaynakların hikmet ile takviyesi gerekmektedir. Mümin insan ister dış tabiatında ister iç tabiatında omsun itaat ve teslimiyetiyle Allah'ın hükmüne kayıtsız ve şartsız teslim olmalıdır. Bu ise insanda muhabbet, ihlas ve ihsan sırrına ermek için hem iç ve hem de dış tabiatta ciddi bir nefis terbiyesi şarttır. Böylece mücerret ilahi emirler, hikmetle bütünleşip müminin vücut ülkesinde Hakk'ın hakimiyetini mümkün kılar ki, müşahhas İslam kamil manada ortaya çıkmış olur. Bu sebeple İslam'ı anlamak ve yaşamak iddiası, müminlerin kamil insan olma yoluna sulûk etmesiyle ispatlanır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.