İmam Rıza’nın veliaht ilan edilme süreci
İmam Câfer der ki: “Siz, imamlığı istediğimiz kişiye verebilecek yetkiye sahip olduğumuzu mu sanıyorsunuz? Hayır! Allah’a yemin ederim ki, bu Resûlullah’ın ahdidir ki, bir adamdan diğerine geçer, ta ki sahibine varıncaya kadar...”
17.01.2024 08:18:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





"İmam Ali" adlı eserimizde geniş olarak ifade ettiğimiz gibi imamet İlahî bir sorumluluktur.
Ancak Allah'ın tayin etmesi ve Resûlullah'ın nass ile bildirmesiyle gerçekleşebilir. Bu konuda Müslümanların bir seçim veya tercih hakkı olamaz.
Bu konuda İmam Câfer der ki: "Siz, imamlığı istediğimiz kişiye verebilecek yetkiye sahip olduğumuzu mu sanıyorsunuz? Hayır! Allah'a yemin ederim ki, bu Resûlullah'ın ahdidir ki, bir adamdan diğerine geçer, ta ki sahibine varıncaya kadar..."
İşte bu hakikatler istikametinde İmam Kâzım, İmam Rıza'nın ümmetin imamı olduğunu pek çok defa ashabına söylemiş ve üzerine düşeni yapmıştır. Ancak, Abbasilerin baskıları sebebiyle bunu toplulukların önünde açıklamamıştır.
Nuaym b. Hasan, İmam Kâzım'ın kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Ali, oğullarımın en büyüğüdür. Sözümü en çok dinleyen odur. Bana en fazla itaat eden odur. Benimle beraber "Camia" ve "Cifir" kitabını okuyan odur. Bu kitabı ise bir peygamberden veya peygamberin vârisinden başkası okumaz."
İmam Kâzım, oğlu Rıza'nın imametini daha ilk yıllarda açıklamıştır. Bir rivayette belirtildiğine göre, Mufaddal b. Ömer, İmam Kâzım'a şöyle der: "Sana feda olayım, bu çocuğa karşı içimde öyle bir sevgi uyandı ki senden başka kimseye karşı böyle bir sevgi uyanmamıştı."
İmam da ona şu karşılığı verir: "Ey Mufaddal! Babam için ben ne isem, benim için de o odur. Bir zürriyet ki bazısı bazısındandır. Allah rahmeti geniş olandır, bilendir."
Mufaddal der ki: "Senden sonra imam o mudur?" İmam Kâzım, "Evet" dedi.
İmam Kazım'ın İmam Rıza'yı vasiyet etmesinde ilk aşama
İmam Mûsa Kâzım imamet görevini üstlenmesinin ilk dönemlerinde oğlu Ali Rıza'nın imamlığını yakın ashabın ve sır saklayan kişilere bazen açık ifadelerle, bazen de ima yoluyla ilan etmiştir.
Davud b. Rezin'den şöyle rivayet edilir: "Ebu İbrahim'e (Mûsa Kâzım) bir miktar mal götürdüm. Bir kısmını aldı, geri kalanını da bana verdi.
Dedim ki: 'Sana feda olayım, niçin bu malı geri veriyorsun?' Dedi ki: 'Onu yanında sakla, sahibi gelip isteyinceye kadar."
İmam Kâzım vefat edince, İmam Rıza bana, 'Yanındaki malı getir' diye haber gönderdi. Ben de söz konusu malı kendisine gönderdim."
İmam Kâzım bazen de güvendiği kimselere oğlu Ali Rıza'nın imamlığını açıkça söylemiştir.
Ali b. Abdullah Hâşimî'den şöyle rivayet edilir: "Resûlullah'ın kabrinin yanındaydık. Biz ve dostlarımız toplam altmış kişi kadardık. Bu sırada Ebu İbrahim Mûsa b. Câfer (İmam Kâzım) geldi. Oğlu Ali'nin elini tutuyordu.
Dedi ki: 'Benim kim olduğumu biliyor musunuz?' Biz, 'Evet, sen bizim efendimizsin, büyüğümüzsün' dedik. Dedi ki: 'Adımı ve soyumu zikredin'. Biz dedik ki: 'Sen Mûsa b. Câfer b. Muhammed'sin.' 'Peki, bu kimdir?' dedi. Biz de dedik ki: 'Ali b. Mûsa b. Câfer'dir.'
İmam Kâzım, 'Şahit olun, o hayatta benim vekilim, ölümümden sonra da benim vasimdir' buyurdu."
Davud b. Kesir er-Rıkkî şöyle der: "Mûsa Kâzım'a dedim ki: 'Sana feda olayım, iyice yaşlandım. Elimden tut ve beni ateşten kurtar. Senden sonra imamımız kim olacak?' İmam, oğlu Rıza'yı işaret etti ve 'Benden sonra sizin imamınız budur' dedi."
Haydar b. Eyyub'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Medine'de 'el- Kuba' adı verilen bir yerde bulunuyorduk. Muhammed b. Zeyd b. Ali de orada bulunuyordu. Her zaman yanımıza geldiği vakitten biraz geç bir vakitte geldi.
Dedik ki: 'Allah bizi sana feda etsin, neden geciktin?' Dedi ki: 'Bugün Mûsa Kâzım, Ali ve Fâtıma'nın evladından toplam on yedi kişi olmak üzere bizi çağırdı. Ve hayatta iken ve öldükten sonra oğlu Ali'nin vasisi ve vekili olduğuna şahit tuttu.
Yetkisinin ona geçtiğini bildirdi.' Sonra Muhammed b. Zeyd, imamın maksadını şöyle açıkladı: Allah'a yemin ederim ki ey Haydar, bugün onun imamlığını ilan etti."
Abdullah bin Hâris'ten şöyle rivayet edilmiştir: "Ebu İbrahim bizi çağırdı ve şöyle dedi: 'Sizi niçin topladığımı biliyor musunuz?' Biz, 'Hayır' dedik. Dedi ki: Şahit olun, şu oğlum Ali benim vasimdir ve benden sonra benim yetkilerime kâimdir. Benimle buluşmak zorunda olan bir kimse onun yazısı olmadan benimle buluşmasın."
Hüseyin bin Beşir şöyle der: "Ebu'l-Hasan Mûsa b. Câfer, tıpkı Resûlullah'ın Gadir günü Ali'yi halka vasisi olarak tanıtmak üzere ayağa kaldırdığı gibi oğlu Ali'yi ayağa kaldırıp tanıttı ve şöyle dedi: "Ey Medineliler! -veya ey mesciddekiler- bu, benden sonraki vasimdir!"
Abdurrahman b. Haccac şöyle der: "Ebu'l-Hasan Mûsa b. Câfer, oğlu Ali'yi vasi olarak tayin etti ve onun için bir yazı yazarak Medine'nin ileri gelenlerinden altmış kişiyi buna şahit tuttu."
Hicri 178 yılında Muhammed b. Sinan, İmam Mûsa Kâzım'ın oğlu Rıza'yı vasi tayin ettiğini haber verdi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Ancak Allah'ın tayin etmesi ve Resûlullah'ın nass ile bildirmesiyle gerçekleşebilir. Bu konuda Müslümanların bir seçim veya tercih hakkı olamaz.
Bu konuda İmam Câfer der ki: "Siz, imamlığı istediğimiz kişiye verebilecek yetkiye sahip olduğumuzu mu sanıyorsunuz? Hayır! Allah'a yemin ederim ki, bu Resûlullah'ın ahdidir ki, bir adamdan diğerine geçer, ta ki sahibine varıncaya kadar..."
İşte bu hakikatler istikametinde İmam Kâzım, İmam Rıza'nın ümmetin imamı olduğunu pek çok defa ashabına söylemiş ve üzerine düşeni yapmıştır. Ancak, Abbasilerin baskıları sebebiyle bunu toplulukların önünde açıklamamıştır.
Nuaym b. Hasan, İmam Kâzım'ın kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Ali, oğullarımın en büyüğüdür. Sözümü en çok dinleyen odur. Bana en fazla itaat eden odur. Benimle beraber "Camia" ve "Cifir" kitabını okuyan odur. Bu kitabı ise bir peygamberden veya peygamberin vârisinden başkası okumaz."
İmam Kâzım, oğlu Rıza'nın imametini daha ilk yıllarda açıklamıştır. Bir rivayette belirtildiğine göre, Mufaddal b. Ömer, İmam Kâzım'a şöyle der: "Sana feda olayım, bu çocuğa karşı içimde öyle bir sevgi uyandı ki senden başka kimseye karşı böyle bir sevgi uyanmamıştı."
İmam da ona şu karşılığı verir: "Ey Mufaddal! Babam için ben ne isem, benim için de o odur. Bir zürriyet ki bazısı bazısındandır. Allah rahmeti geniş olandır, bilendir."
Mufaddal der ki: "Senden sonra imam o mudur?" İmam Kâzım, "Evet" dedi.
İmam Kazım'ın İmam Rıza'yı vasiyet etmesinde ilk aşama
İmam Mûsa Kâzım imamet görevini üstlenmesinin ilk dönemlerinde oğlu Ali Rıza'nın imamlığını yakın ashabın ve sır saklayan kişilere bazen açık ifadelerle, bazen de ima yoluyla ilan etmiştir.
Davud b. Rezin'den şöyle rivayet edilir: "Ebu İbrahim'e (Mûsa Kâzım) bir miktar mal götürdüm. Bir kısmını aldı, geri kalanını da bana verdi.
Dedim ki: 'Sana feda olayım, niçin bu malı geri veriyorsun?' Dedi ki: 'Onu yanında sakla, sahibi gelip isteyinceye kadar."
İmam Kâzım vefat edince, İmam Rıza bana, 'Yanındaki malı getir' diye haber gönderdi. Ben de söz konusu malı kendisine gönderdim."
İmam Kâzım bazen de güvendiği kimselere oğlu Ali Rıza'nın imamlığını açıkça söylemiştir.
Ali b. Abdullah Hâşimî'den şöyle rivayet edilir: "Resûlullah'ın kabrinin yanındaydık. Biz ve dostlarımız toplam altmış kişi kadardık. Bu sırada Ebu İbrahim Mûsa b. Câfer (İmam Kâzım) geldi. Oğlu Ali'nin elini tutuyordu.
Dedi ki: 'Benim kim olduğumu biliyor musunuz?' Biz, 'Evet, sen bizim efendimizsin, büyüğümüzsün' dedik. Dedi ki: 'Adımı ve soyumu zikredin'. Biz dedik ki: 'Sen Mûsa b. Câfer b. Muhammed'sin.' 'Peki, bu kimdir?' dedi. Biz de dedik ki: 'Ali b. Mûsa b. Câfer'dir.'
İmam Kâzım, 'Şahit olun, o hayatta benim vekilim, ölümümden sonra da benim vasimdir' buyurdu."
Davud b. Kesir er-Rıkkî şöyle der: "Mûsa Kâzım'a dedim ki: 'Sana feda olayım, iyice yaşlandım. Elimden tut ve beni ateşten kurtar. Senden sonra imamımız kim olacak?' İmam, oğlu Rıza'yı işaret etti ve 'Benden sonra sizin imamınız budur' dedi."
Haydar b. Eyyub'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Medine'de 'el- Kuba' adı verilen bir yerde bulunuyorduk. Muhammed b. Zeyd b. Ali de orada bulunuyordu. Her zaman yanımıza geldiği vakitten biraz geç bir vakitte geldi.
Dedik ki: 'Allah bizi sana feda etsin, neden geciktin?' Dedi ki: 'Bugün Mûsa Kâzım, Ali ve Fâtıma'nın evladından toplam on yedi kişi olmak üzere bizi çağırdı. Ve hayatta iken ve öldükten sonra oğlu Ali'nin vasisi ve vekili olduğuna şahit tuttu.
Yetkisinin ona geçtiğini bildirdi.' Sonra Muhammed b. Zeyd, imamın maksadını şöyle açıkladı: Allah'a yemin ederim ki ey Haydar, bugün onun imamlığını ilan etti."
Abdullah bin Hâris'ten şöyle rivayet edilmiştir: "Ebu İbrahim bizi çağırdı ve şöyle dedi: 'Sizi niçin topladığımı biliyor musunuz?' Biz, 'Hayır' dedik. Dedi ki: Şahit olun, şu oğlum Ali benim vasimdir ve benden sonra benim yetkilerime kâimdir. Benimle buluşmak zorunda olan bir kimse onun yazısı olmadan benimle buluşmasın."
Hüseyin bin Beşir şöyle der: "Ebu'l-Hasan Mûsa b. Câfer, tıpkı Resûlullah'ın Gadir günü Ali'yi halka vasisi olarak tanıtmak üzere ayağa kaldırdığı gibi oğlu Ali'yi ayağa kaldırıp tanıttı ve şöyle dedi: "Ey Medineliler! -veya ey mesciddekiler- bu, benden sonraki vasimdir!"
Abdurrahman b. Haccac şöyle der: "Ebu'l-Hasan Mûsa b. Câfer, oğlu Ali'yi vasi olarak tayin etti ve onun için bir yazı yazarak Medine'nin ileri gelenlerinden altmış kişiyi buna şahit tuttu."
Hicri 178 yılında Muhammed b. Sinan, İmam Mûsa Kâzım'ın oğlu Rıza'yı vasi tayin ettiğini haber verdi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.