İmam Kâzım’dan hikmetli cevaplar
İmam Musa Kazım’ın cevabından sonra Halife Mehdî, Ebû Yûsuf’a, “Bir şey yapamadığını görüyorum” dediğinde, Ebû Yûsuf, “Vurduğu taş baş yaran cinstendi” diyerek şaşkınlığını ve hayranlığını ifade etti
24.09.2024 11:11:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Abbâsî halifeleri tarafından ilmi sebebiyle büyük makamlara getirilen Ebû Yûsuf, İmam Kâzım (a.s.) halifenin yanında olduğu bir sırada, İmam'a soru sormak için izin istedi.
Halifeye, "Soracağım konular hakkında onun bilgisi olduğunu sanmıyorum" demişti.
Ebû Yûsuf, halifeden izin alınca, İmam Mûsâ b. Ca'fer'e (a.s.), "Sana bir soru sorabilir miyim?" dedi. İmam, "Evet" diye buyurdu.
Dedi ki: "İhramlının gölgelenmesine ne dersin?"
İmam, "Câiz değildir" dedi.
Ebû Yûsuf, "Peki, yerde bir çadır kursa ve oraya girse, olur mu?" dedi.
İmam, "Evet" dedi.
Ebû Yûsuf, "Bu ikisi arasında ne fark var?" diye sordu.
Ebû'l-Hasan (a.s.) şu karşılığı verdi: "Sence hayızlı kadın namazı kaza eder mi?"
Ebû Yûsuf, "Hayır" dedi.
İmam: "Orucu kaza eder mi?"
Ebû Yûsuf, "Evet" dedi.
İmam, "Niçin?" diye buyurdu.
Ebû Yûsuf, "Çünkü hüküm böyle nazil olmuştur" dedi.
İmam Kâzım (a.s.) şu karşılığı verdi: "Bu konudaki hüküm de böyle inmiştir."
İmam'ın cevabından sonra Halife Mehdî, Ebû Yûsuf'a, "Bir şey yapamadığını görüyorum" dediğinde, Ebû Yûsuf, "Vurduğu taş baş yaran cinstendi" diyerek şaşkınlığını ve hayranlığını ifade etti. (Bihâru'l-Envâr, c.81, s.108; el- İrşad, c.2,.s.235).
Yine İmam Kâzım'ın Kâbe'nin ve Ravza'nın genişlemesi ile ilgili bir meselede verdiği cevap da Halife Mehdî'yi etkilemiştir:
"Hicrî 161 senesinde, Halife Mehdî, Mescid-i Haram'ın ve Mescid-i Nebevî'nin genişletilmesini emretti. Her iki mescidin yakınındaki evlerde oturanlardan evlerinin yıkımı için izin vermeyenler oldu. Bunun üzerine görüşü alınan fakihler, kişilerin evlerini satmaya zorlanamayacağını fetva verdiler.
Vezir Ali b. Yaktin ise, "İmam Kâzım'dan da görüş alalım" diyerek İmam'ın görüşüne başvurdu.
Hz. İmam Kâzım besmele ile başladığı cevabında şöyle buyurdu: "Eğer Kâbe insanlara konuk olmuşsa, insanların oradaki binalardaki hakkı öncelik taşır. Şayet insanlar Kâbe'nin çevresine yerleşip konuk olmuşlarsa, o takdirde Kâbe, çevresi konusunda daha fazla öncelik taşır."
Halife Mehdî, bu cevabı dikkate alarak, her iki mescidin çevresindeki evlerin yıkılıp genişletilmesini emretmiştir. (Hayâtu'l-İmam Mûsâ b. Ca'fer, c.1, s.451-452).
Halife Mehdî bir seferinde hac maksadı ile yola çıktığında, Kasru'l-İbadi'ye gelince, bir kuyu açılmasını emretti. Kazı işlemleri devam ederken, kuyudan bir rüzgâr esmeye başladı. Su için sarkıtılan kovalar suya düştü ve su çıkarmaya çalışanlar canlarından korktukları için çalışmaya son verdiler.
Vezir Ali b. Yaktin iki işçiye fazla para vererek kazıya devam ettirdi. Adamlar kuyuya indiklerinde bir süre sesleri çıkmadı. Sonra korkmuş bir hâlde dışarı çıktılar. Yüzlerinin rengi kaçmıştı. Neler olduğunu sorduklarında işçiler, "Orada birtakım harabeler, eşyalar, adamlar ve kadınlar gördük. Ne zaman bir şeye el uzatsak, hemen toz olup kayboluyorlardı" dediler. Bunun üzerine Mûsâ b. Ca'fer
(a.s.), "Bunlar Ahkâf halkıdır. Yüce Allah onlara gazab etti; onları ve mallarını yerin dibine batırdı" buyurdu. (Bihâru'l-Envâr, c.48, s.104).
Halifeye, "Soracağım konular hakkında onun bilgisi olduğunu sanmıyorum" demişti.
Ebû Yûsuf, halifeden izin alınca, İmam Mûsâ b. Ca'fer'e (a.s.), "Sana bir soru sorabilir miyim?" dedi. İmam, "Evet" diye buyurdu.
Dedi ki: "İhramlının gölgelenmesine ne dersin?"
İmam, "Câiz değildir" dedi.
Ebû Yûsuf, "Peki, yerde bir çadır kursa ve oraya girse, olur mu?" dedi.
İmam, "Evet" dedi.
Ebû Yûsuf, "Bu ikisi arasında ne fark var?" diye sordu.
Ebû'l-Hasan (a.s.) şu karşılığı verdi: "Sence hayızlı kadın namazı kaza eder mi?"
Ebû Yûsuf, "Hayır" dedi.
İmam: "Orucu kaza eder mi?"
Ebû Yûsuf, "Evet" dedi.
İmam, "Niçin?" diye buyurdu.
Ebû Yûsuf, "Çünkü hüküm böyle nazil olmuştur" dedi.
İmam Kâzım (a.s.) şu karşılığı verdi: "Bu konudaki hüküm de böyle inmiştir."
İmam'ın cevabından sonra Halife Mehdî, Ebû Yûsuf'a, "Bir şey yapamadığını görüyorum" dediğinde, Ebû Yûsuf, "Vurduğu taş baş yaran cinstendi" diyerek şaşkınlığını ve hayranlığını ifade etti. (Bihâru'l-Envâr, c.81, s.108; el- İrşad, c.2,.s.235).
Yine İmam Kâzım'ın Kâbe'nin ve Ravza'nın genişlemesi ile ilgili bir meselede verdiği cevap da Halife Mehdî'yi etkilemiştir:
"Hicrî 161 senesinde, Halife Mehdî, Mescid-i Haram'ın ve Mescid-i Nebevî'nin genişletilmesini emretti. Her iki mescidin yakınındaki evlerde oturanlardan evlerinin yıkımı için izin vermeyenler oldu. Bunun üzerine görüşü alınan fakihler, kişilerin evlerini satmaya zorlanamayacağını fetva verdiler.
Vezir Ali b. Yaktin ise, "İmam Kâzım'dan da görüş alalım" diyerek İmam'ın görüşüne başvurdu.
Hz. İmam Kâzım besmele ile başladığı cevabında şöyle buyurdu: "Eğer Kâbe insanlara konuk olmuşsa, insanların oradaki binalardaki hakkı öncelik taşır. Şayet insanlar Kâbe'nin çevresine yerleşip konuk olmuşlarsa, o takdirde Kâbe, çevresi konusunda daha fazla öncelik taşır."
Halife Mehdî, bu cevabı dikkate alarak, her iki mescidin çevresindeki evlerin yıkılıp genişletilmesini emretmiştir. (Hayâtu'l-İmam Mûsâ b. Ca'fer, c.1, s.451-452).
Halife Mehdî bir seferinde hac maksadı ile yola çıktığında, Kasru'l-İbadi'ye gelince, bir kuyu açılmasını emretti. Kazı işlemleri devam ederken, kuyudan bir rüzgâr esmeye başladı. Su için sarkıtılan kovalar suya düştü ve su çıkarmaya çalışanlar canlarından korktukları için çalışmaya son verdiler.
Vezir Ali b. Yaktin iki işçiye fazla para vererek kazıya devam ettirdi. Adamlar kuyuya indiklerinde bir süre sesleri çıkmadı. Sonra korkmuş bir hâlde dışarı çıktılar. Yüzlerinin rengi kaçmıştı. Neler olduğunu sorduklarında işçiler, "Orada birtakım harabeler, eşyalar, adamlar ve kadınlar gördük. Ne zaman bir şeye el uzatsak, hemen toz olup kayboluyorlardı" dediler. Bunun üzerine Mûsâ b. Ca'fer
(a.s.), "Bunlar Ahkâf halkıdır. Yüce Allah onlara gazab etti; onları ve mallarını yerin dibine batırdı" buyurdu. (Bihâru'l-Envâr, c.48, s.104).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.