Irak'ın idam edilen devrik lideri Saddam Hüseyin'in üvey kardeşi, eski Irak istihbarat teşkilatı şefi Barzan İbrahim El Tikriti dün sabah asılarak idam edildi. Sözcü ayrıca, idamda hazır bulunanların hepsinin kurallara uyduğunu, Saddam Hüseyin'in iki hafta önceki idamında şahit olunan sahnelerin tekrarlanmadığını dile getirdi. Barzan İbrahim el-Tıkriti ve Avad Hamed el-Bander, 1982 yılında 148 Şii'nin öldürüldüğü Duceyl katliamıyla ilgili davada Saddam Hüseyin'le birlikte insanlığa karşı suç işlemekten idama mahkum edilmişti. Saddam Hüseyin 30 Aralık'ta asılmış, idamının gerçekleştiği koşullar uluslararası tepki çekmişti. Saddam Hüseyin'in idamı ardından başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası kurumlar, el-Bander ve el-Tıkriti'nin asılmaması için çağrılarını yoğunlaştırmışlardı. BM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Louise Arbour, Saddam Hüseyin'in adil yargılanmadığı yolundaki kaygılarının el-Tıkriti ve e-Bender için de geçerli olduğunu belirtmişti. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de geçtiğimiz hafta düzenlediği bir basın toplantısında idamların ertelenmesi gerektiğini, Irak'ta şartların cezaların infazına uygun olmadığını belirtmişti. Barzan el-Tıkriti, duruşmalarda verdiği ifadede 1982 yılında Saddam Hüseyin'e yönelik suikast girişiminin ardından Duceyl'de halkın sorguya çekilmesi ya da gözaltına alınmasında kendisinin bir rolü olmadığını söylemişti. Duceyl'de 148 Şii'nin öldürülmesiyle ilgili olarak yargılanan Barzan el-Tıkriti, Duceyl'i suikast girişiminin olduğu gün ve ertesi günü olmak üzere sadece iki kez ziyaret ettiğini savunmuştu. Duceyl'de ölüm cezasına çarptırılan kişilerin yargılandıkları Irak Devrim Mahkemesi'nin 1980'li yıllarda başyargıcı olan Avad Hamid el-Bander ise ifadesinde öldürülen kişilerin 1982 yılında Saddam Hüseyin'e karşı düzenlenen suikast girişimine karıştıklarını itiraf ettiklerini, adil bir şekilde yargılandıklarını ve dolayısıyla kendilerine ölüm cezası verilmesinin haklı olduğunu savunmuştu. Duceyl davasının yargıcı, el-Bander'e, suçlanan 148 kişinin davasının sadece iki hafta içinde sonuçlandığını hatırlatarak, nasıl bu kadar kısa süre içinde adil şekilde yargılandıklarını sorduğunda el-Bender, ülkenin o dönemde İran'la savaş içinde olduğunu ve bu nedenle davanın kısa süre içinde tamamlandığını söylemişti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.