Başbakan ikinci kez Anayasa Mahkemesi'ni doğrudan suçladı. Birkaç gün önce "Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı demokrasiye sıkılmış kurşundur... Tarih bu kararı alanları hep yargılayacaktır" demişti. Önceki gün daha net konuştu!"Bu karar yargı için talihsizliktir, yüz kızartıcıdır. Bu karar dayatmayla verilmiştir." Kimin dayatmasıyla? Dikkat ediniz, fırsat bulunca bütün yargıyı suçluyor, töhmet altına sokmaya yelteniyor. Bu sözleri ağır suç oluşturur. Kararın dayatma ile verildiği gibi iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir başbakan, yargı kararları için böyle konuşamaz. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Henüz "devlet adamı" olamadığı için rastgele, bilmeden, anlamadan, kafadan konuşuyor. Sinirlenince ne dediğini şaşırıyor. Vatandaşı "Al ananı git" diye kovuyor, şehitlerimiz için "kelle" demekten utanmıyor. Hak ettiği yanıtı dün Anayasa Mahkemesi verdi. Şimdi konuşsun bakalım! Unutmasın, gelecekte kendisi Yüce Divan'a sevk edilecek ve hesabını orada, o Anayasa Mahkemesi önünde verecek.* * *Bir Başbakan düşünün, devletin çoğu kurumuyla arası bozuk. Ya küs, ya da kavgalı! Cumhurbaşkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri, YÖK, yüksek yargı, adli ve idari yargı... Hepsi onun boy hedefi! Yüzde 34 oyla, seçim yasalarının cilvesiyle tek parti iktidarı olmuş, kendisini Türk milletinin "tek egemen gücü" zannediyor! Kendisini haklı çıkarmak için "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet bizi seçti ve egemenliği biz kullanırız" anlayışı sergiliyor! Üç köfte beş kuruşa! Sadece yüzde 34 oyla ulusal egemenlik! Ya geri kalan yüzde 66 oy? Onlar soldaki sıfırlar!Emin Çölaşan
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.