Her iki kişiden birinde karaciğer yağlanması görülüyor!
Karaciğer yağlanması, dünya genelinde en yaygın ve hızla artan kronik karaciğer hastalıklarından biri olarak öne çıkıyor
19.08.2024 17:37:00
Ahmet Haydar Tarhanlı
Ahmet Haydar Tarhanlı





Karaciğer yağlanması, dünya genelinde en yaygın ve hızla artan kronik karaciğer hastalıklarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye'de de obezite ve diyabetin hızla artmasıyla birlikte önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş durumda. Uzmanlar, Türkiye'de karaciğer yağlanması sıklığının %48 olduğunu ve vücut kitle indeksi 25'in üzerinde olan kişilerde bu oranın %63'e çıktığını belirtiyor.
Karaciğer yağlanması genellikle belirti vermeden ilerliyor ve çoğunlukla ultrasonografi gibi radyolojik görüntülemeler veya karaciğer fonksiyon testlerindeki bozukluklar ile tespit ediliyor. Ancak, önlem alınmadığında ileri aşamalarda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine yol açabiliyor. Uzmanlar, 2030 yılında karaciğer yağlanmasının siroz ve karaciğer naklinin en sık sebebi olmasının beklendiğini ifade ediyor.
Karaciğer yağlanması, alkole bağlı ve alkol dışı nedenlerden kaynaklanabiliyor. Karaciğerde %5-10'dan fazla yağ birikimi sonucunda gelişiyor. Metabolik sendromun bir parçası olarak da ortaya çıkabilen bu durum, obezite, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, insülin direnci, kalp damar hastalıkları ve ürik asit yüksekliği gibi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Alkol kullanmayan kişilerde de, karaciğerde alkol hasarına benzer bir yağ birikimi tablosu görülebiliyor. Metabolik sendrom bulguları olan kilolu bireylerde alkol tüketimi, hastalığın ilerlemesine önemli derecede katkıda bulunuyor.
Aşırı kilolu kişiler, obezite hastaları, diyabet ve insülin direnci yüksek olanlar, kan yağları yüksek olanlar, vücut kitle indeksi 25'in üzerinde olanlar, bel çevresi kalın olanlar (erkeklerde 94 cm'in üzeri, kadınlarda 80 cm'in üzeri) ve alkol kullananlar karaciğer yağlanması riski altında. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, düzensiz yemek yeme alışkanlıkları, menopoz ve bazı ilaçların kullanımı da riski artırıyor.
Normal kilolu kişilerde de karaciğer yağlanması görülebiliyor. Bu kişilerde insülin direnci, visseral obezite (iç organ yağlanması) ve genetik faktörler risk oluşturuyor. Karaciğer yağlanması olan hastalar, diyabet ve kalp hastalıkları açısından mutlaka taranmalı. Karaciğer yağlanması olan kişilerde diyabet riski 2-5 kat, kalp ve damar hastalıkları riski ise 2-3 kat artıyor. Diyabet hastaları, metabolik sendromu olanlar, ailede karaciğer yağlanmasına bağlı karaciğer sirozu öyküsü olanlar ve alkol tüketen bireyler karaciğerde sertleşme veya hasar gelişimi açısından değerlendirilmelidir.
Günümüzde, karaciğerdeki hasarı belirlemek için Fibroscan/CAP yöntemi kullanılıyor. Bu yöntemle, karaciğerdeki yağ miktarı ve sertlik derecesi kantitatif olarak ölçülebiliyor, böylece birçok hastada karaciğer biyopsisine gerek kalmadan karaciğerin durumu değerlendirilebiliyor.
Karaciğer yağlanması genellikle belirti vermeden ilerliyor ve çoğunlukla ultrasonografi gibi radyolojik görüntülemeler veya karaciğer fonksiyon testlerindeki bozukluklar ile tespit ediliyor. Ancak, önlem alınmadığında ileri aşamalarda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine yol açabiliyor. Uzmanlar, 2030 yılında karaciğer yağlanmasının siroz ve karaciğer naklinin en sık sebebi olmasının beklendiğini ifade ediyor.
Karaciğer yağlanması, alkole bağlı ve alkol dışı nedenlerden kaynaklanabiliyor. Karaciğerde %5-10'dan fazla yağ birikimi sonucunda gelişiyor. Metabolik sendromun bir parçası olarak da ortaya çıkabilen bu durum, obezite, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, insülin direnci, kalp damar hastalıkları ve ürik asit yüksekliği gibi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Alkol kullanmayan kişilerde de, karaciğerde alkol hasarına benzer bir yağ birikimi tablosu görülebiliyor. Metabolik sendrom bulguları olan kilolu bireylerde alkol tüketimi, hastalığın ilerlemesine önemli derecede katkıda bulunuyor.
Aşırı kilolu insanlar risk altında
Aşırı kilolu kişiler, obezite hastaları, diyabet ve insülin direnci yüksek olanlar, kan yağları yüksek olanlar, vücut kitle indeksi 25'in üzerinde olanlar, bel çevresi kalın olanlar (erkeklerde 94 cm'in üzeri, kadınlarda 80 cm'in üzeri) ve alkol kullananlar karaciğer yağlanması riski altında. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, düzensiz yemek yeme alışkanlıkları, menopoz ve bazı ilaçların kullanımı da riski artırıyor.
Normal kilolu kişilerde de karaciğer yağlanması görülebiliyor. Bu kişilerde insülin direnci, visseral obezite (iç organ yağlanması) ve genetik faktörler risk oluşturuyor. Karaciğer yağlanması olan hastalar, diyabet ve kalp hastalıkları açısından mutlaka taranmalı. Karaciğer yağlanması olan kişilerde diyabet riski 2-5 kat, kalp ve damar hastalıkları riski ise 2-3 kat artıyor. Diyabet hastaları, metabolik sendromu olanlar, ailede karaciğer yağlanmasına bağlı karaciğer sirozu öyküsü olanlar ve alkol tüketen bireyler karaciğerde sertleşme veya hasar gelişimi açısından değerlendirilmelidir.
Günümüzde, karaciğerdeki hasarı belirlemek için Fibroscan/CAP yöntemi kullanılıyor. Bu yöntemle, karaciğerdeki yağ miktarı ve sertlik derecesi kantitatif olarak ölçülebiliyor, böylece birçok hastada karaciğer biyopsisine gerek kalmadan karaciğerin durumu değerlendirilebiliyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.