Danıştay'a gerçekleştirilen saldırıyı "ulusalcı bir çeteye" yamamak için adamlar hâlâ, bir kusmuktan daha iğrenç olan yalanı ağızlarında gargara edip duruyor bu haram lokmayı bu necip millete "yedirmeye" çalışıyorlar.
İşte benim bağımsız olmayan haber merkezlerini gerçeğin boğazlandığı mezbahaya benzetmem bu yüzden. 73 milyonu bir yalana inandırmaya çalışmak 73 cebine elini sokup hırsızlık etmekten daha beter bir kul hakkıdır. Hadi bunu Allah(c.c.)tan korkmayanlar (dünyalık için) yapıyor, yapabiliyor. İyi de, o beş vakit namaz kılanlar, o geceleri teeccüde kalkanlar, o zekât verenler, o Hacca gidenler, o zikir halkalarına katılanlar evet onlar nasıl oluyor da asla 'ulusalcı' denilen kesimin yapmadığı anlaşılmış ve bir CIA-MOSSAD operasyonu olduğu kuvvetle muhtemel bir cinayeti ısrarla bugün için sanki dünün Sultan Galiyev'inden Mehmet Akif'ine kadar geniş bir yelpazede yer alan "vatanseverlere" yüklemeye çalışıyorlar.Yoksa bunu CIA ve MOSSAD'ın Türkiye faaliyetlerini perdelemek için mi yapıyorlar?Hatırlarsınız, Şubat 2006'nın ilk haftasında Trabzon'da Santa Maria Kilisesi Papazı Andrea Santaro bir genç tarafından öldürülmüştü. Orada da tıpkı Danıştay'daki katil gibi cinayeti işleyen şahıs 35-36 saat içerisinde yakalandı. Rahip Santaro cinayeti sonrası da Danıştay baskını sonrası hükümet yetkililerinin "İşi çözdük" demesi ve meseleyi "ulusalcılara" yıkma imâlı mesajları gibi bir gelişme olmuş, Hürriyet'ten Nur Batur cinayetle ilgili operasyonu yürüten bir üst düzey yetkilinin kendisini aradığını ve "Cinayeti işleyen çocuğun Haydar Baş ideolojisi ile yetiştiğini" söylediğini ve o gün de tıpkı Vakit gazetesine bu hadisede yapılan Yeni Mesaj Gazetesi'ne yapılmış gazetede 4 yıl önce çıkmış bir yazı alıntılanarak, "İşte papaz böyle hedef gösterildi" denilmek istenmişti.İlginç olan Haydar Baş'ın da bugün ısrarla Danıştay baskını ile irtibatlandırılmak istenen "ulusalcılar" gibi ABD'nin Irak'ı işgaline, Büyük Ortadoğu Projesi'ne, AB'ye karşı ciddi bir duruş sergiliyor olmasıydı. "Milli Ekonomi Modeli" diye bir kitap yazan, bir tez üreten, bu tezini üniversite platformlarında mevcut Kapitalist sisteme meydan okurcasına savunan, "Bir itirazınız varsa söyleyin!" diye Türkiye'deki bütün yazar-çizer, ekonomistlere gönderen Haydar Baş bu Batı karşıtı duruşu karşısında "sanki yokmuş gibi" bir muameleye tabi tutulurken, ilginçtir, hiç alâkası olmayan bir konuda, Trabzon'da bir kilise papazının öldürülmesi üzerine Hürriyet gibi bir gazetede manşete oturuyor, özel televizyonlarda Rahip Santaro cinayeti ile yan yana anılır oluveriyor?Ve ilginçtir cinayeti işleyen çocuğun annesi AKP Trabzon Kadın Kollarında aktif üye olarak bulunuyor amma bu konu ısrarla gözden kaçırılmaya çalışılıyor.Danıştay'daki cinayette de aynı şeyler yapılmıyor mu? Soruşturmayı yürüten birimin başındaki emniyetçinin Türkiye'deki etkin bir cemaate irtibatlı olduğuna dair Valilik sicili ve mahkeme kararını gözden kaçırmak için elden gelen yapılmıyor mu?Habercilik bu mu?Bu milletten gerçeği saklamak ve hakikati çarpıtarak bu millete sunmak İslâm'la, milliyetçilikle, hak-hukuk, âdaletle örtüşür mü? Peygamber(s.a.v) olsaydı böyle mi yapardı. Atatürk sağ olsaydı Türk'ün ciğerine yönelen MOSSAD-CIA operasyonlarını ille de vatanım, milletim, bayrağım diyen ve hâdise ile hiç alakası olmayan bu insanlara mı yüklerdi?Ve Atatürk sağ olsaydı Milli Ekonomi Modeli'ni görmezlikten mi gelirdi yoksa, "Gel çocuk, işin aslı nedir hele bir anlat bakalım!" mı derdi?Sen beri tarafta "kendinden" saydığın insanın iki kere iki otuz demesine itiraz edeni hainlikle suçlayacaksın ve fakat öte yandan iki kere iki dört eder diyenleri, ama o dün şöyle diyordu, yahut, canım öteki tarikat önderi diye perdelemeye çalışacaksın? İşte tam da buna "cahiliye dönemi" denir. Cahiliye dönemi insanları akılsız insanlar değillerdi. Onlar ticarette, edebiyatta, felsefede zirvedeydiler lakin hakikate yani iki kere ikinin dört ettiğine inanmıyor yani Allah(c.c)'ın varlığını kabule yanaşmıyorlardı.Bu milleti seven herkes, hakikatin müminin yitik malı olduğunu bilecek ve onu nerede bulursa alacak. Bu imânının ve fıtratının gereğidir. Çünkü Türk milleti hakikate sırt çevirmediği dönemlerde hakikati engizisyonlarda boğazlayan cahiliye ifritlerine atının üzengisini öptürmüştü. Elbet yine Türk milleti hakikatle buluşacak ve elbet o gün de haber merkezlerini hakikati boğazlayarak mezbahaya çevirmiş Artin Kemallere diz çöktürecek, aman diletecek, el öptürecek. Tabi şaşırmamak, yılmamak lâzım.Milli Mücadele sürecinde de işgalciler övülürken Mustafa Kemal ve arkadaşlarına aynı şeyler yapıldı. Hasan Demir
İşte benim bağımsız olmayan haber merkezlerini gerçeğin boğazlandığı mezbahaya benzetmem bu yüzden. 73 milyonu bir yalana inandırmaya çalışmak 73 cebine elini sokup hırsızlık etmekten daha beter bir kul hakkıdır. Hadi bunu Allah(c.c.)tan korkmayanlar (dünyalık için) yapıyor, yapabiliyor. İyi de, o beş vakit namaz kılanlar, o geceleri teeccüde kalkanlar, o zekât verenler, o Hacca gidenler, o zikir halkalarına katılanlar evet onlar nasıl oluyor da asla 'ulusalcı' denilen kesimin yapmadığı anlaşılmış ve bir CIA-MOSSAD operasyonu olduğu kuvvetle muhtemel bir cinayeti ısrarla bugün için sanki dünün Sultan Galiyev'inden Mehmet Akif'ine kadar geniş bir yelpazede yer alan "vatanseverlere" yüklemeye çalışıyorlar.Yoksa bunu CIA ve MOSSAD'ın Türkiye faaliyetlerini perdelemek için mi yapıyorlar?Hatırlarsınız, Şubat 2006'nın ilk haftasında Trabzon'da Santa Maria Kilisesi Papazı Andrea Santaro bir genç tarafından öldürülmüştü. Orada da tıpkı Danıştay'daki katil gibi cinayeti işleyen şahıs 35-36 saat içerisinde yakalandı. Rahip Santaro cinayeti sonrası da Danıştay baskını sonrası hükümet yetkililerinin "İşi çözdük" demesi ve meseleyi "ulusalcılara" yıkma imâlı mesajları gibi bir gelişme olmuş, Hürriyet'ten Nur Batur cinayetle ilgili operasyonu yürüten bir üst düzey yetkilinin kendisini aradığını ve "Cinayeti işleyen çocuğun Haydar Baş ideolojisi ile yetiştiğini" söylediğini ve o gün de tıpkı Vakit gazetesine bu hadisede yapılan Yeni Mesaj Gazetesi'ne yapılmış gazetede 4 yıl önce çıkmış bir yazı alıntılanarak, "İşte papaz böyle hedef gösterildi" denilmek istenmişti.İlginç olan Haydar Baş'ın da bugün ısrarla Danıştay baskını ile irtibatlandırılmak istenen "ulusalcılar" gibi ABD'nin Irak'ı işgaline, Büyük Ortadoğu Projesi'ne, AB'ye karşı ciddi bir duruş sergiliyor olmasıydı. "Milli Ekonomi Modeli" diye bir kitap yazan, bir tez üreten, bu tezini üniversite platformlarında mevcut Kapitalist sisteme meydan okurcasına savunan, "Bir itirazınız varsa söyleyin!" diye Türkiye'deki bütün yazar-çizer, ekonomistlere gönderen Haydar Baş bu Batı karşıtı duruşu karşısında "sanki yokmuş gibi" bir muameleye tabi tutulurken, ilginçtir, hiç alâkası olmayan bir konuda, Trabzon'da bir kilise papazının öldürülmesi üzerine Hürriyet gibi bir gazetede manşete oturuyor, özel televizyonlarda Rahip Santaro cinayeti ile yan yana anılır oluveriyor?Ve ilginçtir cinayeti işleyen çocuğun annesi AKP Trabzon Kadın Kollarında aktif üye olarak bulunuyor amma bu konu ısrarla gözden kaçırılmaya çalışılıyor.Danıştay'daki cinayette de aynı şeyler yapılmıyor mu? Soruşturmayı yürüten birimin başındaki emniyetçinin Türkiye'deki etkin bir cemaate irtibatlı olduğuna dair Valilik sicili ve mahkeme kararını gözden kaçırmak için elden gelen yapılmıyor mu?Habercilik bu mu?Bu milletten gerçeği saklamak ve hakikati çarpıtarak bu millete sunmak İslâm'la, milliyetçilikle, hak-hukuk, âdaletle örtüşür mü? Peygamber(s.a.v) olsaydı böyle mi yapardı. Atatürk sağ olsaydı Türk'ün ciğerine yönelen MOSSAD-CIA operasyonlarını ille de vatanım, milletim, bayrağım diyen ve hâdise ile hiç alakası olmayan bu insanlara mı yüklerdi?Ve Atatürk sağ olsaydı Milli Ekonomi Modeli'ni görmezlikten mi gelirdi yoksa, "Gel çocuk, işin aslı nedir hele bir anlat bakalım!" mı derdi?Sen beri tarafta "kendinden" saydığın insanın iki kere iki otuz demesine itiraz edeni hainlikle suçlayacaksın ve fakat öte yandan iki kere iki dört eder diyenleri, ama o dün şöyle diyordu, yahut, canım öteki tarikat önderi diye perdelemeye çalışacaksın? İşte tam da buna "cahiliye dönemi" denir. Cahiliye dönemi insanları akılsız insanlar değillerdi. Onlar ticarette, edebiyatta, felsefede zirvedeydiler lakin hakikate yani iki kere ikinin dört ettiğine inanmıyor yani Allah(c.c)'ın varlığını kabule yanaşmıyorlardı.Bu milleti seven herkes, hakikatin müminin yitik malı olduğunu bilecek ve onu nerede bulursa alacak. Bu imânının ve fıtratının gereğidir. Çünkü Türk milleti hakikate sırt çevirmediği dönemlerde hakikati engizisyonlarda boğazlayan cahiliye ifritlerine atının üzengisini öptürmüştü. Elbet yine Türk milleti hakikatle buluşacak ve elbet o gün de haber merkezlerini hakikati boğazlayarak mezbahaya çevirmiş Artin Kemallere diz çöktürecek, aman diletecek, el öptürecek. Tabi şaşırmamak, yılmamak lâzım.Milli Mücadele sürecinde de işgalciler övülürken Mustafa Kemal ve arkadaşlarına aynı şeyler yapıldı. Hasan Demir
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.