Türkiye Mısır'da darbe ile iktidardan indirilen Mursi'ye tek başına sahip çıkmaya devam ediyor.Mısır'daki iktidar değişikliği konusunda "darbe" diyemeyen ABD'yi eleştiren Türkiye için demokrasinin en önemli vasfı seçimle iktidara gelenin seçimle gitmesi.Oysa değişmez ve ilk müttefik ABD, Mısır'daki darbenin mimarı ve gelişmelerden sonra ortaya çıkan tabloya, "demokrasinin yerleşmesi için gerekli çalışmaları yapacaklar" yorumunu getirdi.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Mısır ordusunun ülkede demokrasiyi yeniden inşa etmekte olduğunu söylemesi Türkiye'de büyük hayal kırıklığı yaşattı.Bu konuyu haber yapan Fas haber ajansı, "Türkiye Mısır'da darbe yapan orduya var gücüyle eleştiride bulunuyor ve Batı dünyasını demokraside çifte standart uygulamakla suçluyor. Türkiye'nin en büyük müttefiki olan ve Mısır'daki darbenin de yegâne programlayıcısı olduğu bilinen ABD'nin Mısır ordusuyla sıkı fıkı işler içinde olması, hatta darbecilere yüklüce krediler vermesi, Türkiye'nin dış politikasındaki çelişkiler yumağının en temel nedeni olarak biliniyor" yorumunu getirdi.Bizce Türkiye'nin stratejik ortak ABD ile görünüşte bu tür görüş farklılıkları olsa da, temelde asla sapmayacak bir istikamet birliği mevcut. Ve Fas Haber Ajansının yorumladığı gibi çelişkiler yumağı asla söz konusu değildir.Bu noktada Mısır örneğine farklı yaklaşmaları, Türkiye'deki iktidarın tıpkı Mursi gibi batıya olan yakınlığından kaynaklanıyor.Mursi, ABD'ye güvenmişti, darbe ile bir gecede görevden alındı. Türkiye'deki iktidar da ABD'ye güveniyor ama akıbetinden emin değil?Yoksa on yıllık iktidar döneminde iç dengelerde ve dış politikada Birleşik Devletler'in stratejileri dışında aykırı bir adım görülmemiştir.Bugün Türkiye'nin de içinde yer aldığı en büyük ABD projesi, Suriye, Türkiye, İran ve Irak topraklarının içine alınacağı Kürdistan'ın fiilen ve resmen hayata geçmesidir.Türkiye için hayati olan bu meselede hiçbir görüş farklılığı yoktur. 15 Mart 2013'te, Dicle Üniversitesi'nde konuşan Ahmet Davutoğlu "Büyük Restorasyon: Kadim'den Küreselleşmeye Yeni Siyaset Anlayışımız" konulu bir konuşma yapmıştı.Davutoğlu konuşmasında, "tarihdaş ve kültürdaş olan" Türkiye ve Kürtler arasında işbirliği ve birlikte hareket etme zamanının geldiğini vurguluyordu.Davutoğlu son olarak da, Suriye'deki muhalif güçler arasında fark gözetmediklerini dile getirdi. Bunun içine Anadolu coğrafyasındaki PKK'nın uzantısı PYD de dâhil.Açılım ve barış sürecinde gelinen nokta, Kürtlerin hayali Kürdistan'ın kurulmasına ses çıkarmamak hem de topraklarımızdan parça vererek... Bağımsızlıktan taviz vererek devam edilen stratejik ortaklık dikkate alındığında, ABD ile Türkiye arasında hangi çelişkiden bahsedilebilir ki?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018