Şimdilerde değişen, değiştirilen, bozmak için ciddi gayretler sarfedilen bu hissiyat, bu hassasiyet, sıradan bir duygu değil elbette.
Bir beldeyi, bir ülkeyi düşmanlara karşı korumak için geçmişte yapılan kaleler, kuleler neyse, ne kadar önemliyse bu haçlı hassasiyeti de o kadar önemlidir.
Devletin, milletin güvenliğini sağlamak için ezanların susmaması, bayrakların inmemesi için sınırları bekleyen Mehmetçiğin anlamı, önemi neyse, ne kadarsa, milletimizin haçlılara karşı hissiyatı, hassasiyeti odur, o kadar önemlidir.Kitabımız, haçlı dünyasına karşı uyanık olmamızı, her an teyakkuz halinde bulunmamızı tenbih ediyor, onların hiç bir zaman dost olmayacağını tekrar tekrar vurguluyor. Yaşadığımız bin yıllık tarihimiz de kitabımızın beyanlarını harf harf, hece hece doğruluyor.
Anadolu'nun dört bir yanında rastladığımız şehitlikler, toplu mezarlar lisan-ı halleri ile feryad ediyorlar; ehl-i salibin yapmacık tebessümlerine, yalancı gülüşlerine aldanmayın.
Erzurum'da Nene Hatun, Kahraman- maraş'ta Sütçü İmam, Gaziantep'te Şahin Bey, Soğanlı Dağlarında doksan bin şehit feryad ediyorlar: Karşınıza hangi kılıkla gelirlerse gelsinler haçlıların yaman düşman olduklarını sakın unutmayın!
Bütün kaynaklar, bütün tecrübeler, cümle, hatıralar böyle söylüyor. Ama şimdilerde, son yıllarda bu dost sesler bastırılıyor, bu dost uyarılar kulakardı ediliyor. Ekranları dolduran, yazılı basının sayfalarını işgal eden sahte tebessümlü, maskeli papazlar, rahipler, rahibeler milletimize şirin görünmek için seferberlik ilan etmiş durumdalar.
Eski düşmanlıkların bittiğini, kuzu sarması dost olduklarını artık ima etmiyorlar, söylüyorlar, içimizden kimilerine söyletiyorlar, tasdik ettiriyorlar. Dediklerinin yalan, tebessümlerinin sahte olduğunu açığa çıkaran icraatlar, beyanatlar ardarda gelmesine rağmen içimizdeki uzantıları yorumlar yaparak, teviller yaparak milletimizi oyalıyorlar.Bu aziz milletin kıymetli zamanlarını heba ediyorlar.
Şimdi bütün bu tehlikeleri haber veren, maskeleri bir bir indiren bir kadro yollara düştü, illere, beldelere dağıldı, ücra köylere ulaştı; haçlılara karşı hassasiyeti yeniden diriltmeye uğraşıyor.
"Gafleti çok olanın devleti yok olur" diyerek, "Bu vatan; toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır" diyerek gerçekleri; kurtları kuzu gösterenlerin gözlerine sokmaya çalışıyor.
Her gün çığ gibi büyüyen, her programdan sonra yüzbinlerin katıldığı Bağımsız Türkiye sevdalıları şimdi Anadolu yollarında, bu aziz miletimizle elele, içiçe, bu cennet vatanın düşmanlarına karşı teşkilatlanıyor.
Yirminci yüzyılın başlarında, haçlıların hileleri, tuzakları sonucu terhis edilmiş olan ordusuyla elele vererek, omuz omuza çarpışarak Kurtuluş Savaşını kazanmış bu millet, şimdi dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk ordusu ile omuz omuza vererek modern zamanların haçlı saldırılarını durduracaktır inşallah. Aziz KARACA
Bir beldeyi, bir ülkeyi düşmanlara karşı korumak için geçmişte yapılan kaleler, kuleler neyse, ne kadar önemliyse bu haçlı hassasiyeti de o kadar önemlidir.
Devletin, milletin güvenliğini sağlamak için ezanların susmaması, bayrakların inmemesi için sınırları bekleyen Mehmetçiğin anlamı, önemi neyse, ne kadarsa, milletimizin haçlılara karşı hissiyatı, hassasiyeti odur, o kadar önemlidir.Kitabımız, haçlı dünyasına karşı uyanık olmamızı, her an teyakkuz halinde bulunmamızı tenbih ediyor, onların hiç bir zaman dost olmayacağını tekrar tekrar vurguluyor. Yaşadığımız bin yıllık tarihimiz de kitabımızın beyanlarını harf harf, hece hece doğruluyor.
Anadolu'nun dört bir yanında rastladığımız şehitlikler, toplu mezarlar lisan-ı halleri ile feryad ediyorlar; ehl-i salibin yapmacık tebessümlerine, yalancı gülüşlerine aldanmayın.
Erzurum'da Nene Hatun, Kahraman- maraş'ta Sütçü İmam, Gaziantep'te Şahin Bey, Soğanlı Dağlarında doksan bin şehit feryad ediyorlar: Karşınıza hangi kılıkla gelirlerse gelsinler haçlıların yaman düşman olduklarını sakın unutmayın!
Bütün kaynaklar, bütün tecrübeler, cümle, hatıralar böyle söylüyor. Ama şimdilerde, son yıllarda bu dost sesler bastırılıyor, bu dost uyarılar kulakardı ediliyor. Ekranları dolduran, yazılı basının sayfalarını işgal eden sahte tebessümlü, maskeli papazlar, rahipler, rahibeler milletimize şirin görünmek için seferberlik ilan etmiş durumdalar.
Eski düşmanlıkların bittiğini, kuzu sarması dost olduklarını artık ima etmiyorlar, söylüyorlar, içimizden kimilerine söyletiyorlar, tasdik ettiriyorlar. Dediklerinin yalan, tebessümlerinin sahte olduğunu açığa çıkaran icraatlar, beyanatlar ardarda gelmesine rağmen içimizdeki uzantıları yorumlar yaparak, teviller yaparak milletimizi oyalıyorlar.Bu aziz milletin kıymetli zamanlarını heba ediyorlar.
Şimdi bütün bu tehlikeleri haber veren, maskeleri bir bir indiren bir kadro yollara düştü, illere, beldelere dağıldı, ücra köylere ulaştı; haçlılara karşı hassasiyeti yeniden diriltmeye uğraşıyor.
"Gafleti çok olanın devleti yok olur" diyerek, "Bu vatan; toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır" diyerek gerçekleri; kurtları kuzu gösterenlerin gözlerine sokmaya çalışıyor.
Her gün çığ gibi büyüyen, her programdan sonra yüzbinlerin katıldığı Bağımsız Türkiye sevdalıları şimdi Anadolu yollarında, bu aziz miletimizle elele, içiçe, bu cennet vatanın düşmanlarına karşı teşkilatlanıyor.
Yirminci yüzyılın başlarında, haçlıların hileleri, tuzakları sonucu terhis edilmiş olan ordusuyla elele vererek, omuz omuza çarpışarak Kurtuluş Savaşını kazanmış bu millet, şimdi dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk ordusu ile omuz omuza vererek modern zamanların haçlı saldırılarını durduracaktır inşallah. Aziz KARACA
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.