Türkiye'de ayakta durmak, ayakta kalmak kolay şey değil.
Ama illede bu ülkede en zor şey nedir diye sorarsanız, herhalde "genç olmak" diye cevap vermek gerekir.
Düşünebiliyormusunuz bizim dönemimiz için (D.T. 1967) üniversite kazanmak bir hedefti ve okuldan sonra hiç değilse üç aşağı, beş yukarı bir sapa kulp olabiliyordunuz. Şimdi o günler için di'li geçmiş zamanlardan konuşmak gerekiyor. Üniversite ulaşılması zor bir hadef, sonrası ise tam bir muamma...
Herşey yolunda giderse 22 yaşında kağıt üstünde eğitimli, ama gerçekte hiç bir şeyle donanmamış bir genç olarak sokak ortasındasınız. Kalifiye olamamış, ama kendinden beklentileri en üst seviyeye çıkmış bir yalnız adamsınız.
Şu günlerde yaşadığımız üniversite-hükumet tartışmasında, kuşkusuz böylesine küçük! şeyler üzerinde hiç kimse durmuyor. Ama bu yapay gerilimin üzerindeki siyasi tozları bir temizlesek, ortaya kim bilir neler çıkacak?
Üniversitelerin liseleştirildiği, üniversiteden sonra master, doktora adıyla gençliğe nasıl zaman kaybettirmek üzere tuzaklar kurulduğu, üstelik bunun önceden kurgulanmış bir senaryo dahilinde uygulama alanı bulduğundan bahsetmek gerekecek.
Ancak biz, konuyu fasit bir daireye döndürülmüş gündeme mahkum etmeden başka şeylerden, umut veren şeylerden bahsedelim...
Cumartesi,
öğleden sonra...
Haftasonu BTP İstanbul Gençlik Kolları, Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş'ın da katılımıyla bir program düzenledi. Kendilerini "Kuvay-ı Milliye'nin neferleri" olarak ta isimlendiren gençler, bizlere öyle duygu dolu, öyle fikir dolu bir Üç saat yaşattılar ki onlardan bahsetmemek büyük bir eksiklik olur.
"İdeal" kavramının yerini "reel politik" samiyetsizliğine bıraktığı şu günlerde gençler, hala bu mentalin varolduğunu, yaşadığını ve yaşatıldığını dosta-düşmana ispat ettiler.
Vatan deyince içini dolduran bir imanla gürleyen, Millet deyince ağlayan, Türkiye deyince ortaya düzgün bir vizyon ortaya koyan nadide bir gençlik gördük.
Şimdi bunlarda neki diye burun bükenleriniz vardır. Hatta birazda çağın dışında kalmakla itham edilebiliriz.
Ama emin olun kavramların tüketildiği, en basit haliyle maddenin herşeyin önüne konulduğu şu zamanda, belki de tüm bunların baskısını en çok yaşayan gençlerin ortaya koyduğu "idrak" ve "performans" umut verici...
Düşününüzki bu gençler Türkiye'yi idare edenlerin görmediğini, görmek istemediklerini önümüze koydular.
Gökhan Demir BTP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı bir tarih perspektifi ve derinliğiyle, Türkiye siyasetinin AB önünde diz çökmüş mahkumiyetine bir ufuk, bir çözüm ve kordinatlar çizdi.
BTP Gençlikten Sorumlu Genel Başkanı Hayri Baş'ın, Kuvay-ı Milliye gençliğine yön veren şu sözleri ise altın değerindeydi;
"Yunan'ın Ege, İngiliz'in İstanbul, Fransız'ın Maraş'ı işgal ettiği günler çok değil sadece 80 yıl önceydi. Bizim dedelerimiz ya Gazi, yada Şehitti. O günleri ne kadar çabuk unuttunuz?
Bu gün'ün dünden hiç bir farkı yok..."
Sorun gerçektende bu noktada, Hayri Baş'ın altını çizdiği çerçevede asılı duruyor. At izini, it izine karıştırarak bu ülke insanının zihin kodlarıyla oynayarak "düşman" yada "dost" kavramını yerle bir ettiler. Sizi işgale kalkan ülke yada örneğin askerininizin başına çuval geçiren adres, bırakınız sanık sandalyesine oturmayı en ufak bir soruya bile muhatap edilemiyor. Bahsettiğimiz şey, ABD'nin sorgulanamaz olmasından kaynaklanmıyor. Biz asıl bu değeri, ABD'nin vazgeçilmezliğini ve onsuz olunamazlığı kafamızda ve gönlümüzde içselleştirmişiz. Risk bu ve bu açıdan bakınca çok büyük bir tehlike olarak kim dost, kim düşman belli değil.
Daha dün İslam Birliğinden bahsedenler, AB için çeşitli sıfatlar takarak toplumun önüne çıkanlar, bugün bu medeniyet birlikteliği adına ölümü göze alan bir performans sergiliyorlar. Ben buna AB imanı diyorum.
Papazlarla aynı karede yer alan fotoğraflar, "İslam İkinci sınıf bir medeniyettir" diyen Berlusconi ile nikah şahitliği, Türkiye'yi ABD'nin 52. eyaleti haline getirme gayretkeşliği, İsrail'e su satarak onları arz-ı mevud için cesaretlendirmek, Azerbeycan'ın %20'sini işgal eden Ermenistan'a sınır kapılarını açma ve nihayet Denktaş'ı Arafatlaştırma formülleri... Daha kötüsü bütün bu denklem ve onun kareleri bu toprakların "kutsal"ları üzerinden yapılıyor. İcra makamında ise %34 irilikte, tayin edilmiş bir iktidar oturuyor.
Necip Fazıl'ın o muhteşem ifadesiyle "muşamba bir dekor"da, bizden zanettiğimiz oyuncular kendilerine yazılan senaryoyu oynuyorlar.
Bu sahnenin bizim Gençlik Gecemize yansıyan gölgesinde ise şu fotoğraf yer alıyordu.
Rol yapma gereği duymadan yaşadıklarını, samimiyetlerini sahneye koyan iki genç.
İbrahim Özekinci ve Ömer Akburak...
İşte onların sahneye koydukları, oyun diyemeyeceğim "gerçekten" bir replik.
Filistin'in İsrailleştirme sürecine atfen Yahudi Banker Abdülhamit'e soruyor;
"Biliyoruz ki çok borcunuz var. Verin bize Filistini, tüm hesabı kapatalım..."
Gençlerden dim
dik aynalar
Gençler Türkiye üzerine, bizler görebilelim diye dimdik aynalar tuttular. Sadece onunla da kalmadılar bir Türkiye projeksiyonu ortaya koydular. Gençler eğlendiler, bizleride güldürdüler. Gürkan Zengin Kuvay-ı Milliye duruşuyla Türküler okudu. Düğün gibi bir ortamda bu gençliği Kocayayla'dan dalgalandıran, gençliğin Küsmen Albayı Azeri havayı duyunca kendini sahneye attı. İşte o anda ortaya Küsmen Albay-Hayri Baş unutulmaz düeti çıktı!
Gecenin sonunda konuşan ve Gençlerle bir yürek birlikteliği gerçekleştiren Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözleri, programın bir ibadet kıvamında geçen havasını özetliyordu;
"Bu gece sizlerle yüreğim öyle büyüdü, öyle büyüdü ki bu salondaki herkes, herşey oraya sığdı. Şimdi ben bu gönül ile buradan ayrılıyorum."
Gönlümüz o gecede kaldı! Teşekkürler Kuvay-ı Milliye gençliği.
Ama illede bu ülkede en zor şey nedir diye sorarsanız, herhalde "genç olmak" diye cevap vermek gerekir.
Düşünebiliyormusunuz bizim dönemimiz için (D.T. 1967) üniversite kazanmak bir hedefti ve okuldan sonra hiç değilse üç aşağı, beş yukarı bir sapa kulp olabiliyordunuz. Şimdi o günler için di'li geçmiş zamanlardan konuşmak gerekiyor. Üniversite ulaşılması zor bir hadef, sonrası ise tam bir muamma...
Herşey yolunda giderse 22 yaşında kağıt üstünde eğitimli, ama gerçekte hiç bir şeyle donanmamış bir genç olarak sokak ortasındasınız. Kalifiye olamamış, ama kendinden beklentileri en üst seviyeye çıkmış bir yalnız adamsınız.
Şu günlerde yaşadığımız üniversite-hükumet tartışmasında, kuşkusuz böylesine küçük! şeyler üzerinde hiç kimse durmuyor. Ama bu yapay gerilimin üzerindeki siyasi tozları bir temizlesek, ortaya kim bilir neler çıkacak?
Üniversitelerin liseleştirildiği, üniversiteden sonra master, doktora adıyla gençliğe nasıl zaman kaybettirmek üzere tuzaklar kurulduğu, üstelik bunun önceden kurgulanmış bir senaryo dahilinde uygulama alanı bulduğundan bahsetmek gerekecek.
Ancak biz, konuyu fasit bir daireye döndürülmüş gündeme mahkum etmeden başka şeylerden, umut veren şeylerden bahsedelim...
Cumartesi,
öğleden sonra...
Haftasonu BTP İstanbul Gençlik Kolları, Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş'ın da katılımıyla bir program düzenledi. Kendilerini "Kuvay-ı Milliye'nin neferleri" olarak ta isimlendiren gençler, bizlere öyle duygu dolu, öyle fikir dolu bir Üç saat yaşattılar ki onlardan bahsetmemek büyük bir eksiklik olur.
"İdeal" kavramının yerini "reel politik" samiyetsizliğine bıraktığı şu günlerde gençler, hala bu mentalin varolduğunu, yaşadığını ve yaşatıldığını dosta-düşmana ispat ettiler.
Vatan deyince içini dolduran bir imanla gürleyen, Millet deyince ağlayan, Türkiye deyince ortaya düzgün bir vizyon ortaya koyan nadide bir gençlik gördük.
Şimdi bunlarda neki diye burun bükenleriniz vardır. Hatta birazda çağın dışında kalmakla itham edilebiliriz.
Ama emin olun kavramların tüketildiği, en basit haliyle maddenin herşeyin önüne konulduğu şu zamanda, belki de tüm bunların baskısını en çok yaşayan gençlerin ortaya koyduğu "idrak" ve "performans" umut verici...
Düşününüzki bu gençler Türkiye'yi idare edenlerin görmediğini, görmek istemediklerini önümüze koydular.
Gökhan Demir BTP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı bir tarih perspektifi ve derinliğiyle, Türkiye siyasetinin AB önünde diz çökmüş mahkumiyetine bir ufuk, bir çözüm ve kordinatlar çizdi.
BTP Gençlikten Sorumlu Genel Başkanı Hayri Baş'ın, Kuvay-ı Milliye gençliğine yön veren şu sözleri ise altın değerindeydi;
"Yunan'ın Ege, İngiliz'in İstanbul, Fransız'ın Maraş'ı işgal ettiği günler çok değil sadece 80 yıl önceydi. Bizim dedelerimiz ya Gazi, yada Şehitti. O günleri ne kadar çabuk unuttunuz?
Bu gün'ün dünden hiç bir farkı yok..."
Sorun gerçektende bu noktada, Hayri Baş'ın altını çizdiği çerçevede asılı duruyor. At izini, it izine karıştırarak bu ülke insanının zihin kodlarıyla oynayarak "düşman" yada "dost" kavramını yerle bir ettiler. Sizi işgale kalkan ülke yada örneğin askerininizin başına çuval geçiren adres, bırakınız sanık sandalyesine oturmayı en ufak bir soruya bile muhatap edilemiyor. Bahsettiğimiz şey, ABD'nin sorgulanamaz olmasından kaynaklanmıyor. Biz asıl bu değeri, ABD'nin vazgeçilmezliğini ve onsuz olunamazlığı kafamızda ve gönlümüzde içselleştirmişiz. Risk bu ve bu açıdan bakınca çok büyük bir tehlike olarak kim dost, kim düşman belli değil.
Daha dün İslam Birliğinden bahsedenler, AB için çeşitli sıfatlar takarak toplumun önüne çıkanlar, bugün bu medeniyet birlikteliği adına ölümü göze alan bir performans sergiliyorlar. Ben buna AB imanı diyorum.
Papazlarla aynı karede yer alan fotoğraflar, "İslam İkinci sınıf bir medeniyettir" diyen Berlusconi ile nikah şahitliği, Türkiye'yi ABD'nin 52. eyaleti haline getirme gayretkeşliği, İsrail'e su satarak onları arz-ı mevud için cesaretlendirmek, Azerbeycan'ın %20'sini işgal eden Ermenistan'a sınır kapılarını açma ve nihayet Denktaş'ı Arafatlaştırma formülleri... Daha kötüsü bütün bu denklem ve onun kareleri bu toprakların "kutsal"ları üzerinden yapılıyor. İcra makamında ise %34 irilikte, tayin edilmiş bir iktidar oturuyor.
Necip Fazıl'ın o muhteşem ifadesiyle "muşamba bir dekor"da, bizden zanettiğimiz oyuncular kendilerine yazılan senaryoyu oynuyorlar.
Bu sahnenin bizim Gençlik Gecemize yansıyan gölgesinde ise şu fotoğraf yer alıyordu.
Rol yapma gereği duymadan yaşadıklarını, samimiyetlerini sahneye koyan iki genç.
İbrahim Özekinci ve Ömer Akburak...
İşte onların sahneye koydukları, oyun diyemeyeceğim "gerçekten" bir replik.
Filistin'in İsrailleştirme sürecine atfen Yahudi Banker Abdülhamit'e soruyor;
"Biliyoruz ki çok borcunuz var. Verin bize Filistini, tüm hesabı kapatalım..."
Gençlerden dim
dik aynalar
Gençler Türkiye üzerine, bizler görebilelim diye dimdik aynalar tuttular. Sadece onunla da kalmadılar bir Türkiye projeksiyonu ortaya koydular. Gençler eğlendiler, bizleride güldürdüler. Gürkan Zengin Kuvay-ı Milliye duruşuyla Türküler okudu. Düğün gibi bir ortamda bu gençliği Kocayayla'dan dalgalandıran, gençliğin Küsmen Albayı Azeri havayı duyunca kendini sahneye attı. İşte o anda ortaya Küsmen Albay-Hayri Baş unutulmaz düeti çıktı!
Gecenin sonunda konuşan ve Gençlerle bir yürek birlikteliği gerçekleştiren Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözleri, programın bir ibadet kıvamında geçen havasını özetliyordu;
"Bu gece sizlerle yüreğim öyle büyüdü, öyle büyüdü ki bu salondaki herkes, herşey oraya sığdı. Şimdi ben bu gönül ile buradan ayrılıyorum."
Gönlümüz o gecede kaldı! Teşekkürler Kuvay-ı Milliye gençliği.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021


























































































