Niyâzi-i Mısrî
Niyâzi-i Mısrî, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzî-i Mısrî, kendisini onların arasında görünce, hayasından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasîbin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir" buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısrî, bu rüyâsını hocasına anlatınca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve dûa etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısrî, 1646 senesinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmet Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halîl Paşa, Niyâzi-i Mısrî Hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısrî Hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz" diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti. Niyâzi-i Mısrî, bir süre Uşak ve Afyon'da insanları doğru yola sevk etmeye çalıştı. Sonra Bursa'ya gitti. Halkın isteği üzerine, Şeker Hoca Câmiinde Cumâ geceleri vaaz verdi. Niyâzi-i Mısrî, namazını cemâatle kılmaya dikkat ederdi. Ekseriyetle Ulu Câmide Kur'ân-ı Kerim okur ve imamlık yapardı. Bâzan vaaz ve nasîhat ederdi. IV. Sultan Mehmed Hânın, dâveti üzerine İstanbul'a tekrar giden Niyâzi-i Mısrî, Ayasofya Câmiinde vaaz ve nasîhat vermeye memur edildi. Ayasofya Câmiinde, Sultan Dördüncü Mehmed, âlimler, tasavvuf büyükleri ve devlet erkânının da hazır bulunduğu bir gün, vaaz kürsüsünden tasavvuf yolunun hak olduğuna, onların yaptıkları zikirlerin İslâm dînine aykırı olmadığına dâir hakikâtı gâyet açık bir şekilde anlattı. Herkes îzâhına hayran oldu. Tasavvufun, Allahü Teâlâ'nın emir ve yasaklarını seve seve yapmaya yardımcı olduğunu anladılar. Niyâzi-i Mısrî, tekrar Bursa'ya döndü. İnsanları doğru yola sevk etmek için vazifesine devâm etti.
Niyâzi-i Mısrî, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzî-i Mısrî, kendisini onların arasında görünce, hayasından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasîbin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir" buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısrî, bu rüyâsını hocasına anlatınca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve dûa etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısrî, 1646 senesinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmet Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halîl Paşa, Niyâzi-i Mısrî Hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısrî Hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz" diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti. Niyâzi-i Mısrî, bir süre Uşak ve Afyon'da insanları doğru yola sevk etmeye çalıştı. Sonra Bursa'ya gitti. Halkın isteği üzerine, Şeker Hoca Câmiinde Cumâ geceleri vaaz verdi. Niyâzi-i Mısrî, namazını cemâatle kılmaya dikkat ederdi. Ekseriyetle Ulu Câmide Kur'ân-ı Kerim okur ve imamlık yapardı. Bâzan vaaz ve nasîhat ederdi. IV. Sultan Mehmed Hânın, dâveti üzerine İstanbul'a tekrar giden Niyâzi-i Mısrî, Ayasofya Câmiinde vaaz ve nasîhat vermeye memur edildi. Ayasofya Câmiinde, Sultan Dördüncü Mehmed, âlimler, tasavvuf büyükleri ve devlet erkânının da hazır bulunduğu bir gün, vaaz kürsüsünden tasavvuf yolunun hak olduğuna, onların yaptıkları zikirlerin İslâm dînine aykırı olmadığına dâir hakikâtı gâyet açık bir şekilde anlattı. Herkes îzâhına hayran oldu. Tasavvufun, Allahü Teâlâ'nın emir ve yasaklarını seve seve yapmaya yardımcı olduğunu anladılar. Niyâzi-i Mısrî, tekrar Bursa'ya döndü. İnsanları doğru yola sevk etmek için vazifesine devâm etti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.