Türkiye'de toplumsal dönüşümün ve modernizmin aile üzerindeki etkilerinin en iyi gözlendiği alanlardan birinin, gelin kaynana ilişkileri olduğuna dikkati çeken Bilici, "Gelin ve kaynana ilk gerginliği ortak bir erkek üzerinden yaşar. Kaynana, zorlukla doğurup büyüttüğü oğlunu, gelinse uğruna baba evini terkettiği kocasını kendi malı gibi görme eğilimine kapıldıkları anda ilk savaş başlamış demektir. Sorun, tarafların hatalarıyla büyür ve günün birinde içinden çıkılmaz bir hal alır" dedi. Bilici, kaynana ile gelin arasında muharebe ortaya çıkmasında ve sürmesinde, tarafların kişilik problemlerinden çok damadın dengeleyici rol üstlenememesinin tayin edici rol oynadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Kaynana, oğlunun ilgisinin geline yöneldiğini fark eder etmez bir taraftan söylenmeye, diğer taraftan da ilgiyi tekrar kazanmak için hastalanmaya başlar. Bu hastalık bilerek yakalanılan bir hastalık değil, bilinç dışı mekanizmalar neticesinde ortaya çıkan bir durumdur. Ortaya çıkan rahatsızlık daha ziyade bedenin değişik yerlerinde hissedilen yaygın ağrılar ve düzensizlikler şeklinde kendini gösterir. Kaynananın yakalandığı bu rahatsızlık önceleri ailenin ve özellikle oğlunun anneye ilgi göstermesine yarar. Doktor, doktor gezilir ama doktorlar bir türlü hastalığın adını koyamaz."
Gelin, sıkıntıyı içine atınca
En sonunda kaynananın yakınmalarının ihmal edileceğini, böyle dönemlerde kaynananın rahatsızlığının yeniden gündeme geleceğini dile getiren Bilici, şöyle devam etti: "Aslında kaynana oğlunun ilgisini üzerine çektiği sürece ufak tefek belirtilerle yaşayıp gitmeye razıdır. Gelin de eğer aklı başında olmayan biri ise, kaynananın rahatsızlıklarına anladığı dilden yanıt verir. Açıkça, kocasının ilgisinin annesine yönelmesine birşey diyemediği için yaşadığı sıkıntıyı içine atar. Gelinin içi de bir yere gelince dolar taşar. En ufak bir tartışmada değişik yerleri uyuşan gelin bir süre sonra fenalaşmaya ve bayılmaya başlar. Bu sefer ilgi bir miktar geline yönlendirilir."
Ezilen erkek oluyor
Doç. Dr. Mustafa Bilici, kaynana ve gelin çatışmalarında, modern ilişkilerde daha sofistike silahların kullanıldığı durumların da söz konusu olduğunu belirterek, "Böyle durumlarda kaynana ve gelin, direkt çatışma yerine dokundurmalar, rencide edici sözler ve gizli birrekabet içine girebilir. Kaynana gelin çatışmasından en büyük zararı dengeyi tutturamayan damat görür. İki kadın arasında ezilir gider" diye konuştu. Erkeğin, dengeyi iyi kurmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Bilici, "Erkeğin eşine, annesinin onu yetiştirdiğini, üzerinde manevisilahları olduğunu ve bunu kendisinin hissettiğini, ancak esas olanın kendisi olduğunu anlatması lazım. Annesine de, kendisinin bir ailesi olduğunu anlatarak iki kadının da gönlünü alabilir. Akıllı bir erkek ne annesinin ne de karısının düşmanlığını kazanır" dedi.
Bilici, işin içinden çıkılamadığı durumlarda, aile tedavisinin oldukça faydasının olacağını kaydetti.
Gelin, sıkıntıyı içine atınca
En sonunda kaynananın yakınmalarının ihmal edileceğini, böyle dönemlerde kaynananın rahatsızlığının yeniden gündeme geleceğini dile getiren Bilici, şöyle devam etti: "Aslında kaynana oğlunun ilgisini üzerine çektiği sürece ufak tefek belirtilerle yaşayıp gitmeye razıdır. Gelin de eğer aklı başında olmayan biri ise, kaynananın rahatsızlıklarına anladığı dilden yanıt verir. Açıkça, kocasının ilgisinin annesine yönelmesine birşey diyemediği için yaşadığı sıkıntıyı içine atar. Gelinin içi de bir yere gelince dolar taşar. En ufak bir tartışmada değişik yerleri uyuşan gelin bir süre sonra fenalaşmaya ve bayılmaya başlar. Bu sefer ilgi bir miktar geline yönlendirilir."
Ezilen erkek oluyor
Doç. Dr. Mustafa Bilici, kaynana ve gelin çatışmalarında, modern ilişkilerde daha sofistike silahların kullanıldığı durumların da söz konusu olduğunu belirterek, "Böyle durumlarda kaynana ve gelin, direkt çatışma yerine dokundurmalar, rencide edici sözler ve gizli birrekabet içine girebilir. Kaynana gelin çatışmasından en büyük zararı dengeyi tutturamayan damat görür. İki kadın arasında ezilir gider" diye konuştu. Erkeğin, dengeyi iyi kurmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Bilici, "Erkeğin eşine, annesinin onu yetiştirdiğini, üzerinde manevisilahları olduğunu ve bunu kendisinin hissettiğini, ancak esas olanın kendisi olduğunu anlatması lazım. Annesine de, kendisinin bir ailesi olduğunu anlatarak iki kadının da gönlünü alabilir. Akıllı bir erkek ne annesinin ne de karısının düşmanlığını kazanır" dedi.
Bilici, işin içinden çıkılamadığı durumlarda, aile tedavisinin oldukça faydasının olacağını kaydetti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.