Suriye’ye dışarıdan herhangi bir müdahale söz konusu olmasaydı, ne Suriye böyle bir iç kargaşaya sürüklenirdi, ne de istikrarın sağlanması bu kadar uzun sürerdi.
Dolayısıyla bugün Suriye’de hala birileri ölüyorsa, bunun sebebi Suriye yönetimi değil, ABD adına Suriye’ye sızan teröristler ve bunlara yardım ve yataklık edenlerdir.
Ve maalesef Türk hükümeti bu noktada başrolü oynamaktadır.
Suriye’de yaşanan kriz sürecinde, süreci körükleyen taraf hep AKP hükümeti, yatıştırmak için gayret eden taraf ise hep Esad yönetimi olmuştur.
Bizim siyasilerin ve Esad’ın yaptığı basın açıklamalarında bunu görmek mümkün…
Bizimkiler, yapmadığı halde Esad’ı zulüm yapmakla suçlarken, zalim, katil gibi suçlamalarla itham ederken, Esad hiç bu tür polemiklere girmemekte ve kucaklayıcı konuşmaktadır. Esad son yaptığı konuşmada bakın neler söylüyor:
“Türk halkı bu gelişmelerin yaşandığı ilk günden bu yana bize desteklerini sergiledi, medya ve propaganda kampanyasına ve dev harcamalara karşın doğru yoldan ayrılmadılar. Türkiye ile 90 yıllık gerilimli ilişkilere baktığımızda, istikrarlı durumu sürdürmek istiyoruz. Türkiye’de bazı politikacıların cahilliği yüzünden geçmişe dönmek istemiyoruz.”
Evet, gerçekten de Esad’ın ifade ettiği gibi Türk halkı Suriye’ye karşı herhangi bir olumsuz tavrın içine girmedi.
Bu konuda gerek batılı ülkeler, gerekse onların yerli uzantıları, Türk halkını Suriye yönetimine karşı provoke etmek için gerçekten çok büyük meblağlar harcadılar.
Milyarlarca dolar sadece propaganda, yalan haber için gitti, bir takım hoca efendi geçinenlere bu uğurda yalan yanlış fetvalar verdirildi ama bütün bu kirli oyunlara rağmen Türk halkı bu oyuna gelmedi.
Bu kadar basın kirliliğine rağmen bugün Türk halkına “Suriye ile savaş istiyor musunuz” diye sorulsa, elbette ki Türk halkının neredeyse tamamı “hayır” diyecektir.
Esad’ın küresel oyunu fark etmesi, Türk milletinin tamamına değil de, bu noktada yanlış yapan siyasilere tavır alması büyük bir çatışmayı ve kaosu önlemektedir.
Bilindiği gibi, Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında, problemleri çözme amaçlı olarak imzalanan Adana anlaşması var.
Bu anlaşmaya göre, Suriye’den Türkiye’ye bir terör saldırısı olduğunda, Türkiye’nin Suriye’ye sormadan Suriye sınırından 10-15 km içerisine kadar askeri müdahale etme yetkisi var. Aynı şekilde Türkiye’den Suriye’ye bir terör saldırısı olduğunda, Suriye’nin de Türkiye’ye sormadan böyle bir yetkisi var.
Bu anlaşmadan sonra Türkiye-Suriye arasındaki gerginlikler sona ermiştir.
Bugün yaşananlara gelirsek, Esad yönetiminin yönettiği Suriye’den, Türkiye’ye en ufak bir terör saldırısı yoktur ama Türkiye’den sürekli olarak Suriye’ye bir terör tehdidi bulunmaktadır.
Türkiye’nin sınırı, Suriye için terör olan gruplar tarafından yolgeçen hanına çevrilmiştir.
Özgür Suriye Ordusu denilen terör unsurları, ABD’li tarihçi Tarpley’in ifadelerine göre, İncirlik’ten gelip Suriye’ye sızan El Kaide militanları Suriye ordusuyla silahlı çatışmalara girmekte, hatta belgeli bir şekilde sivil katliamı yapmaktadırlar.
Deraya kasabasında 245 sivili bunların öldürdüğü hatta cesetleri parçaladıkları ispatlanmıştır. Son olarak Halep üniversitesine bilinçli olarak yaptıkları roket saldırısı herkesin malumudur. Bunların terörist olduğunu ispatlamak için başka bir misale de gerek yoktur, bunlar fazlasıyla kafidir.
Esad yönetimi bu kadar ispata rağmen isteseydi Adana anlaşmasını devreye koyar ve Türkiye’deki terör kamplarına askeri bir operasyon yapabilirdi ama yapmadı. İşte Esad’ın Türk halkına duyduğu saygının ispatı bu… Esad pireye kızıp yorgan yakmıyor.
Bütün bu gerçekler dikkate alınarak, Türkiye derhal ABD ve İsrail aklıyla uyguladığı yanlış Suriye politikalarından vazgeçmelidir. Zararın neresinden dönülürse kardır.
Türkiye, yeniden Esad ile el sıkışırsa, emin olun ki maliyeti milyar dolarları bulan mülteci sorunu da kendiliğinden çözülecektir.
Dolayısıyla bugün Suriye’de hala birileri ölüyorsa, bunun sebebi Suriye yönetimi değil, ABD adına Suriye’ye sızan teröristler ve bunlara yardım ve yataklık edenlerdir.
Ve maalesef Türk hükümeti bu noktada başrolü oynamaktadır.
Suriye’de yaşanan kriz sürecinde, süreci körükleyen taraf hep AKP hükümeti, yatıştırmak için gayret eden taraf ise hep Esad yönetimi olmuştur.
Bizim siyasilerin ve Esad’ın yaptığı basın açıklamalarında bunu görmek mümkün…
Bizimkiler, yapmadığı halde Esad’ı zulüm yapmakla suçlarken, zalim, katil gibi suçlamalarla itham ederken, Esad hiç bu tür polemiklere girmemekte ve kucaklayıcı konuşmaktadır. Esad son yaptığı konuşmada bakın neler söylüyor:
“Türk halkı bu gelişmelerin yaşandığı ilk günden bu yana bize desteklerini sergiledi, medya ve propaganda kampanyasına ve dev harcamalara karşın doğru yoldan ayrılmadılar. Türkiye ile 90 yıllık gerilimli ilişkilere baktığımızda, istikrarlı durumu sürdürmek istiyoruz. Türkiye’de bazı politikacıların cahilliği yüzünden geçmişe dönmek istemiyoruz.”
Evet, gerçekten de Esad’ın ifade ettiği gibi Türk halkı Suriye’ye karşı herhangi bir olumsuz tavrın içine girmedi.
Bu konuda gerek batılı ülkeler, gerekse onların yerli uzantıları, Türk halkını Suriye yönetimine karşı provoke etmek için gerçekten çok büyük meblağlar harcadılar.
Milyarlarca dolar sadece propaganda, yalan haber için gitti, bir takım hoca efendi geçinenlere bu uğurda yalan yanlış fetvalar verdirildi ama bütün bu kirli oyunlara rağmen Türk halkı bu oyuna gelmedi.
Bu kadar basın kirliliğine rağmen bugün Türk halkına “Suriye ile savaş istiyor musunuz” diye sorulsa, elbette ki Türk halkının neredeyse tamamı “hayır” diyecektir.
Esad’ın küresel oyunu fark etmesi, Türk milletinin tamamına değil de, bu noktada yanlış yapan siyasilere tavır alması büyük bir çatışmayı ve kaosu önlemektedir.
Bilindiği gibi, Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında, problemleri çözme amaçlı olarak imzalanan Adana anlaşması var.
Bu anlaşmaya göre, Suriye’den Türkiye’ye bir terör saldırısı olduğunda, Türkiye’nin Suriye’ye sormadan Suriye sınırından 10-15 km içerisine kadar askeri müdahale etme yetkisi var. Aynı şekilde Türkiye’den Suriye’ye bir terör saldırısı olduğunda, Suriye’nin de Türkiye’ye sormadan böyle bir yetkisi var.
Bu anlaşmadan sonra Türkiye-Suriye arasındaki gerginlikler sona ermiştir.
Bugün yaşananlara gelirsek, Esad yönetiminin yönettiği Suriye’den, Türkiye’ye en ufak bir terör saldırısı yoktur ama Türkiye’den sürekli olarak Suriye’ye bir terör tehdidi bulunmaktadır.
Türkiye’nin sınırı, Suriye için terör olan gruplar tarafından yolgeçen hanına çevrilmiştir.
Özgür Suriye Ordusu denilen terör unsurları, ABD’li tarihçi Tarpley’in ifadelerine göre, İncirlik’ten gelip Suriye’ye sızan El Kaide militanları Suriye ordusuyla silahlı çatışmalara girmekte, hatta belgeli bir şekilde sivil katliamı yapmaktadırlar.
Deraya kasabasında 245 sivili bunların öldürdüğü hatta cesetleri parçaladıkları ispatlanmıştır. Son olarak Halep üniversitesine bilinçli olarak yaptıkları roket saldırısı herkesin malumudur. Bunların terörist olduğunu ispatlamak için başka bir misale de gerek yoktur, bunlar fazlasıyla kafidir.
Esad yönetimi bu kadar ispata rağmen isteseydi Adana anlaşmasını devreye koyar ve Türkiye’deki terör kamplarına askeri bir operasyon yapabilirdi ama yapmadı. İşte Esad’ın Türk halkına duyduğu saygının ispatı bu… Esad pireye kızıp yorgan yakmıyor.
Bütün bu gerçekler dikkate alınarak, Türkiye derhal ABD ve İsrail aklıyla uyguladığı yanlış Suriye politikalarından vazgeçmelidir. Zararın neresinden dönülürse kardır.
Türkiye, yeniden Esad ile el sıkışırsa, emin olun ki maliyeti milyar dolarları bulan mülteci sorunu da kendiliğinden çözülecektir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026





























































































