Malum AB yükselen yıldız olma vasfını hızla kaybediyor. Üye devlet halkları yaşanan ekonomik krizler nedeniyle “birlikten ayrılalım” şeklinde sokaklarda gösteriler düzenlerken, devlet başkanları nezdinde de ayrılık konusu gündem edilmeye başlandı.
Türkiye’de dahil olmadığımız birliğin bakanlığı var. Ve halen AB yanlısı bir politika izliyoruz.
Türk insanına AB’nin faydaları veya AB’li hayat ile ilgili bilgiler veriliyor.
Gelinen noktada AB’nin kendisine faydası olmadığı ortaya çıkmışken, hangi gerekçe ile ve ne için bu çalışmalar devam ediyor, anlamak mümkün değil…
Son olarak Erasmus bursları çerçevesinde AB’yi çok seven bir genç kızın kamu spotunu izledim.
Erasmus; AB ülkeleri ile Türkiye’deki öğrenciler arasında yapılan bir değişim programı.
Kısa filmde, AB’yi çok sevme gerekçesi, farklı kültürlerden insanların tanınması ve sonrasında kolay iş bulma imkânı olarak veriliyor.
İfade edelim ki, Erasmus bu konuda tek değil. Farklı ülkelerden alınabilecek değişim programları mevcut.
Kamu spotu olan bu filmi hazırlayanlara sormazlar mı, “Türkiye’de iş bulmanın imkânı yok mu da gençlerimizi Erasmus burslarından medet umar hale getirdiniz?” Maalesef yok.
Bugün, haftada iki saat çalışanın dahi işçi gösterildiği resmi rakamlara göre Türkiye’de işsizlik %9,1 oranında; sendikaların dediği rakam ise %17-22 civarında.
Bizce bu film, aslında ülkeyi acı noktaya getirenlerin itirafıdır.
Zira Türkiye gibi kendi kendine yeten yedi tarım ülkesinden biri olan ülkemizde tarım bitti, hayvancılık bitti, ormancılık bitti, yer altı kaynaklarının önemli bir bölümü maden arama ruhsatı ile yabancılara devredildi.
İşyerleri süratle kapanıyor, sanayii bitiyor.
İç ve dış borç rakamları Cumhuriyet tarihinin toplamından fazla bir meblağa baliğ oldu.
Ekonomik kriz korkunç noktada. Ve siz, Erasmus bursu ile batmak üzere olan AB’den medet umun şeklinde bir film hazırlıyorsunuz.
Tanzimat’la başlayan Batı hayranlığı, insanımızı en sonunda her sahada kendi kendine yetemez, Batı desteği olmadan hareket edemez fikriyatına ulaştırdı.
Büyük bir kültür işgali olan bu proje de maalesef başarılı olunmuştur.
Bu konuda Atatürk, 1924 yılının Mart ayında TBMM açılış konuşmasında milli kültürün ve eğitimin gayesini şu sözlerle anlatır:
“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırları ne olursa olsun, her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün öğelerle, mücadele gereği öğretilmelidir.”
Batı medeniyeti ulaşılması gereken bir gaye olmanın ötesinde; kendisi ile yarışılacak bir hedeften başka bir şey değildir.
Milli ve manevi değerlerimizle yoğrulmuş, Türk milletini ve de devletini koruyan, onlara sahip çıkan bir gençliğe ihtiyacımız var.
Onlara iyi bir eğitim sunmak ve iş imkânı sağlamak da bizim vazifemiz.
Yoksa AB kapılarında bekletilen Türkiye’nin işsiz gençliğine yazık olacak…
Türkiye’de dahil olmadığımız birliğin bakanlığı var. Ve halen AB yanlısı bir politika izliyoruz.
Türk insanına AB’nin faydaları veya AB’li hayat ile ilgili bilgiler veriliyor.
Gelinen noktada AB’nin kendisine faydası olmadığı ortaya çıkmışken, hangi gerekçe ile ve ne için bu çalışmalar devam ediyor, anlamak mümkün değil…
Son olarak Erasmus bursları çerçevesinde AB’yi çok seven bir genç kızın kamu spotunu izledim.
Erasmus; AB ülkeleri ile Türkiye’deki öğrenciler arasında yapılan bir değişim programı.
Kısa filmde, AB’yi çok sevme gerekçesi, farklı kültürlerden insanların tanınması ve sonrasında kolay iş bulma imkânı olarak veriliyor.
İfade edelim ki, Erasmus bu konuda tek değil. Farklı ülkelerden alınabilecek değişim programları mevcut.
Kamu spotu olan bu filmi hazırlayanlara sormazlar mı, “Türkiye’de iş bulmanın imkânı yok mu da gençlerimizi Erasmus burslarından medet umar hale getirdiniz?” Maalesef yok.
Bugün, haftada iki saat çalışanın dahi işçi gösterildiği resmi rakamlara göre Türkiye’de işsizlik %9,1 oranında; sendikaların dediği rakam ise %17-22 civarında.
Bizce bu film, aslında ülkeyi acı noktaya getirenlerin itirafıdır.
Zira Türkiye gibi kendi kendine yeten yedi tarım ülkesinden biri olan ülkemizde tarım bitti, hayvancılık bitti, ormancılık bitti, yer altı kaynaklarının önemli bir bölümü maden arama ruhsatı ile yabancılara devredildi.
İşyerleri süratle kapanıyor, sanayii bitiyor.
İç ve dış borç rakamları Cumhuriyet tarihinin toplamından fazla bir meblağa baliğ oldu.
Ekonomik kriz korkunç noktada. Ve siz, Erasmus bursu ile batmak üzere olan AB’den medet umun şeklinde bir film hazırlıyorsunuz.
Tanzimat’la başlayan Batı hayranlığı, insanımızı en sonunda her sahada kendi kendine yetemez, Batı desteği olmadan hareket edemez fikriyatına ulaştırdı.
Büyük bir kültür işgali olan bu proje de maalesef başarılı olunmuştur.
Bu konuda Atatürk, 1924 yılının Mart ayında TBMM açılış konuşmasında milli kültürün ve eğitimin gayesini şu sözlerle anlatır:
“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırları ne olursa olsun, her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün öğelerle, mücadele gereği öğretilmelidir.”
Batı medeniyeti ulaşılması gereken bir gaye olmanın ötesinde; kendisi ile yarışılacak bir hedeften başka bir şey değildir.
Milli ve manevi değerlerimizle yoğrulmuş, Türk milletini ve de devletini koruyan, onlara sahip çıkan bir gençliğe ihtiyacımız var.
Onlara iyi bir eğitim sunmak ve iş imkânı sağlamak da bizim vazifemiz.
Yoksa AB kapılarında bekletilen Türkiye’nin işsiz gençliğine yazık olacak…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018



























































































