Herkes ABD ekonomisinin yavaşlayacağından emin olup bunun sert mi yoksa yumuşak mı olacağını merak ederken dış ticaret açığı da rekor kırmaya devam ediyor. Temmuz'dan sonra ağustos'ta da rekor kıran açık yıllık bazda 784 milyar $'ı aştı (2005 sonundaki açığın % 10 üzerinde). ABD'nin dış ticaret açığına yönelik endişeler artık çok iyi biliniyor. ABD tüketiyor, tükettiğini Çin ve çevresinden ithal ediyor, dış ticaret ve cari açıkları rekor kırıyor. İthalata ödediği dolarları yeniden borçlanınca yüksek cari açık finanse edilmiş oluyor. Ama ABD'liler bizim gibi gözüpek değil. Bu yabancıların yatırımlarında bir gün dolar ya da ABD tahvili yerine başka para birimini ya da enstrümanı tercih etmelerinden korkuyorlar. O zaman dolar çökecek. Çöküşü durdurmak isteyen FED hızla faiz yükseltecek. Dünyanın dört bir yanına dağılmış spekülatif likidite kaçışmaya başlayacak ve global resesyon yaşanacak.Ama gerçekler farklıBirincisi, ABD dış ticaret açığı ile (ticaret ağırlıklı) dolar arasında bir etkileşim yok ve korelasyon sıfıra yakın. Örneğin, 1995 ile 2002 yılları arasında dış ticaret açığı %442 artarken dolar'ın %28 değer kazandığı görülüyor. Dolayısıyla, ABD'nın dış ticaret açığı yükselince doların da değer kaybedeceğini düşünmek yanlış. İkincisi, doların değerini asıl belirleyen sermaye hareketleri. Son yılların açıkları karşılığında yabancıların elinde 14 trilyon $'lık ABD yatırımı birikti. Bu rakam ABD ekonomisinden de büyük. Bu yatırımları Dolar'da tutmanın kolay olmayacağı ve yüksek getiri isteyecekleri görüşüne prim vermek kolay. Ama ABD aslında göründüğü kadar borçlu değil. Amerikalı yatırımcıların elinde de 11 trilyon $'lık diğer ülke yatırımları var. Diğer bir deyişle, ABD'nin 'net' yükümlülüğü aslında çok daha düşük. Asıl ilginci, bu farkın dış ticaret açığı gibi hızlı büyümüyor olması. Çünkü ABD'li yatırımcılar yurtdışındaki yatırımlarından, yabancıların ABD'de yaptığı yatırmlardan çok daha fazla kazanıyorlar. Ekonomik Analiz Bürosu'nun hesaplamalarına göre 2005 sonunda yabancıların ABD'deki yatırımlarından elde ettikleri getiri %3.3. ABD'lilerin yurt dışındaki yatırımlarından elde ettikleri getiri ise bunun 1 puan üstünde, %4.3. Üstelik 1980'den beri fark hep ABD'lilerin lehinde. Böylece ABD'in net yükümlülüğü hızlı artmıyor ve 'Dolar krizi' riski de azalıyor. Yeter ki bu fark kapanmasınABD'liler yatırımlarından daha fazla kazanıyorlar çünkü yurtdışı yatırımları üretime yönelik sabit sermaye ağırlıklı. Hızlı büyüyen ülkelerdeki katma değer artışından faydalanıyorlar. Yabancılar ise ABD'ye daha çok borç veriyorlar ya da büyüme potansiyeli sınırlı enstrümanlara yatırım yapıyorlar. 2005 sonu itibarıyla uzun vadeli yabancı yatırımlarının üçte ikisi tahvillerden oluşuyor ve bunun yaklaşık yarısı da devlet tahvilleri. Devlet tahvili portföyünün %75'i de 5 yıl ve daha kısa ve düşük faizli tahviller. Peki, 'küçük Amerika' konumundaki Türkiye cari açığını finanse ederken yararlandığı yabancı sermayeye 'yüksek getiri dışında' ne sunabiliyor? Cari açığı bugünkü 'çözümsüz' boyutuna getirenler ve destekçileri bu konuda ne diyor? Saruhan Özel/ Akşam
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.