Dışişleri Bakanı Gül, 'Henüz zamanı değil' diyerek Denktaş'ı kimin aradığını açıklamıyor, Denktaş ise 'Telefonu biliyorlarsa kimin aradığı da açıklansın' diyor Akşam'daki Cumartesi günkü 'O telefonu kim açtı' başlıklı manşetimiz hayli tartışma yarattı. Bu konuda Sayın Abdullah Gül ve Sayın Denktaş ile uzun süre konuştum. Bu iki devlet adamı detaylar konusunda hayli titizler ve böyle bir haberde nüanslara çok dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ben de aynı fikirdeyim ve bu nedenle Dışişleri Bakanı'yla yaptığımız sohbette ortaya çıkan olayın perde arkasını biraz daha açayım;Diplomaside nüans önemliKıbrıs'ta referanduma gidilen günlerde Türkiye, Rumların ne yönde oy kullanacaklarını araştırıyor ve alınan sonuç Rumların referandumda 'hayır' diyecekleri yönünde. Bunun üzerine Rauf Denktaş ile Ankara'da bir fikir alışverişi yapılıyor. Annan Planı'na 'hayır' diyeceği beklenen Rauf Denktaş'a taktik nedenlerden dolayı bu 'hayır'ı açıkça söylememesi rica ediliyor. Bunda amaç; 'hayır' diyen tarafın Rumlar olmasını sağlamak. Dışişleri Bakanı Gül, bu konuda bir görüş birliğine varıldığını, ancak Denktaş'ın odadan çıkıp havalimanına gidinceye kadar birilerinin kendisine telefon açıp bu taktiğe girmesinden onu caydırdığını söylüyor. Bana ve Ankara Temsilcimiz İsmail Küçükkaya'ya anlatılan ve birçok defa teyit ettiğimiz bu anlatım biçimine Sayın Denktaş'ın itirazı var. Denktaş, 'Nereden biliyorlar bana telefon geldiğini? Biliyorlarsa kimin telefon ettiğini de açıklasınlar o zaman' diyor. Ben Sayın Denktaş'ın da Sayın Gül'ün de yalan söylemeyeceğini bildiğimden ve kendilerine tamamen güvendiğimden nihai gerçeğin ortaya çıkmasını merakla bekliyorum ve emin olunuz ki gerçek ortaya çıktığında bu sayfalarda haber hak ettiği yeri bulacaktır.Sayın Denktaş, kendisinin referandumda 'evet' demesi yolunda bir anlaşma olmadığını söylüyor, zaten Dışişleri Bakanı da 'evet' denilmesi yolunda bir anlaşma oldu demiyor. Sadece 'hayır' diyen tarafın Denktaş olmaması ve 'hayır'ın sorumluluğunun Rumlar üzerine bırakılması üzerine bir görüş birliğine varıldığını belirtiyor. Belki bu birçok okuyucumuza detayda bir konu olarak gelecektir ama emin olunuz ki bu detay üzerinde dün saatler boyunca telefonda görüşmeler yaptım. Sadece şunu söyleyeceğim; diplomaside nüanslar bazen savaş da çıkarabilir barışı da sağlayabilir. Ben Rauf Denktaş'a 'Peki Sayın Denktaş sonunda Rumlar 'hayır' diyen taraf olmadı mı ki' diye sordum. Bana 'Tabi i oldu da biz bu oylama sonunda neler kazandık onu sormak lazım. Bize verilenler sadece boş laflardan ibarettir' diyor. Dışişleri Bakanı Gül ise referandum sonuçlarının hem KKTC'ye hem de Türkiye'ye uluslararası prestij getirdiği ve Türk tarafının bugünkü azalan izolasyonunun ve artan ekonomik bağımsızlığının bu oylama sonucuna bağlı olduğunu söylüyor yani Dışişleri Bakanı, Denktaş'ın aksine referandum sonuçlarının boşa gitmediğini, bunun sonucunda Rumların prestij kaybettiğini ve Türk tarafının önünün açıldığını düşünüyor.Durum böyle işte... Görüldüğü gibi bu konu, üzerinde daha çok konuşulmasını gerektiren bir konumda. Ortada bir telefon olayının olup olmadığı ve de eğer varsa bu telefonun kim ya da kimler tarafından edildiği konusunun bu aşamada açıklanması gerektiği yolundaki ısrarlarıma Dışişleri Bakanı Gül 'Henüz zamanı değil' diyerek cevap verdi. Denktaş ise sadece 'Telefonu biliyorlarsa o zaman kimin ettiğini de açıklasınlar' demekle yetiniyor.Serdar Turgut / Akşam
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.