Deccal ve deccal fitnesi hakkında birçok hadisi şerifler vardır. Sadece birini aktarayım; "Allah, Hz. Adem'i yaratmış olduğu günden bu yana Deccal'in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır."
Deccal eşittir fitne. Deccal eşittir fitnelerin en büyüğü, en büyükleri. Fitne birçok anlama gelen bir kavram ama konuyla ilgili anlamı manevi çöküntü; dinî, içtimaî ve siyasî kargaşa gibi birçok anlamlara geliyor. Tabi bu fiili işleyenlere de fitneci, deniliyor.
Deccal'in işi fitne çıkarmak, hakkı batıl, batılı hak göstermek, Müslümanlarda manevi çöküntü yaratmak, Müslümanlar arasında kargaşaya sebep olmak, gerçeği saklamak, yalana meşruiyet kazandırmaktır Deccal'in işi.
Deccal eşittir fitneci demek doğru olur mu bilmem ama fitneciler, Deccal'in sözcüleridir, diyebilirim. Hatta bazıları Deccal'in evlatlarıdır.
Bugün ekranlar Deccal'in ortakları, sözcüleri ve evlatlarıyla dolu. Milletin imanına kastediyorlar, hakkı gizliyor, batıla iman ettirmeye çalışıyorlar.
Bu konulardan birisi de Ehl-i Beyt ve İmam Ali'nin halife tayin edilme olayıdır. Yani Maide 67. Ayetin emri ile gerçekleşen Gadr-i Hum Hutbesi ve Allah Resulünün, Ali'ye kendinden sonra halife ilan ve tayin ettiği hutbedir.
Bu hutbenin bütün yönleri ve detaylarını Prof. Dr. Haydar Baş'ın, İmam Ali eserinde bulabilirsiniz ki, Sayın Baş bu konuya Sünni 222 büyük İslam aliminin eserlerinden sayfa sayfa kaynak göstererek açıklamıştır.
Tabi Sayın Baş, Allah'ın emrini, Resulünün fiiliyatını yeniden gündeme getirdiği için haliyle deccal ve çocukları da karşı atağa geçti. İlk olarak Gadr-i Hum'u inkar ettiler, Prof. Dr. Haydar Baş'a bin bir ithamlarda bulunmaya kalktılar.
Ama Sayın Baş duruşundan zerre taviz vermedi. Neden? Çünkü İmam Ali'nin, "korkma, haklıysan Hak seni korur" sözünü ruhunda yaşayan birisidir O.
Deccal çocukları, Sayın Baş'ın ortaya koyduğu Gadr-i Hum hakikatini kabul etmek zorunda kaldılar. Ama bu seferde Allah ve Resulünün ortaya koyduğu hakikate farklı anlamlar yüklemeye kalktılar.
Neymiş efendim! 'Hz. Peygamber, Yemen'e gönderdiği Hz Ali hakkında birçok dedikodu çıkmış da, o dedikoduları bitirmek, Hz. Ali'nin moralini düzeltmek için böyle bir hutbe vermiş.'
Tabi Sayın Baş yine Sünni dünyanın en önde gelen eserlerinden İmam Ali'nin, Yemen'e hangi tarihte gönderildiğini, gönderiliş sebebini, orada yaşanan gelişmeleri, Peygamberimizin duruşunu ve Veda Haccını, bu hac dönüşü inen Maide 67 ve 3 ayet ile bu iddiaların tarihi ve itikadı anlamda geçersiz olduğunu bir kez daha orta koyunca haliyle yine kaybettiler.
Bu kez Prof. Dr. Haydar Baş ile Hz. Ebu Bekir'i, Hz. Ömer'i, Hz. Osman'ı, millet nazarında karşıya getirmeye kalktılar. Ama Sayın Baş, yine Sünni eserlerden tarihi ve itikadı gerçekleri tek tek aktardı. Ama Deccal, deccallığından vazgeçmedi, vazgeçmez de herhalde.
Niye vazgeçmezler biliyor musunuz? Cahilliklerinden değil. Tam aksine bu kişiler, İslam tarihini, hadisleri, ayetleri çok iyi bilirler. İyi Kuran'da okurlar. Ama Peygamber Efendimizin dediği gibi 'okudukları Kuran boğazlarından aşağıya geçmez.'
Mesela bu kişiler, şu hadisi şerifi; "Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- 'bilmiyorum Allah'ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)' bulmayayım." (Tirmizi, İlim,10) her ortamda anlatırlar ve hadislerin öneminden bahsederler.
Amma! Peygamberimizin (s.a.a) son demlerinde, 'bana kalem kağıt getirin. Size birkaç şey yazdırayım da benden sonra sapıklığa düşemeyin' sözüne 'Peygamber sayıklıyor, ne dediğini bilmiyor. Bize, Kuran yeter." Sözünü kimin söyleyerek Peygamberin son vasiyetine engel olduğunu açıklamazlar.
Yine bunlar Usame'nin ordusundan, Peygamberimizin bu orduya katılanlara verdiği müjdelerden bahsederler. Ama bu ordu bir türlü harekete geçmeyince hasta yatağında kalkarak ordunun bulunduğu noktaya gelip, üç kez 'Usame'nin ordusundan geriye kalana Allah lanet etsin' hadisini ve kimlerin bu orduya katılmadığını anlatmazlar.
Yani bunlar hakkı saklayan, batılı hak gösteren, itikadı bozgunculuk yapan Deccal uşaklarıdır. Ekranlarınızdan, gözünüzden gönlünüzden bunları uzak tutun. Yoksa sizi de, Deccal'e uşak yaparlar.
Deccal eşittir fitne. Deccal eşittir fitnelerin en büyüğü, en büyükleri. Fitne birçok anlama gelen bir kavram ama konuyla ilgili anlamı manevi çöküntü; dinî, içtimaî ve siyasî kargaşa gibi birçok anlamlara geliyor. Tabi bu fiili işleyenlere de fitneci, deniliyor.
Deccal'in işi fitne çıkarmak, hakkı batıl, batılı hak göstermek, Müslümanlarda manevi çöküntü yaratmak, Müslümanlar arasında kargaşaya sebep olmak, gerçeği saklamak, yalana meşruiyet kazandırmaktır Deccal'in işi.
Deccal eşittir fitneci demek doğru olur mu bilmem ama fitneciler, Deccal'in sözcüleridir, diyebilirim. Hatta bazıları Deccal'in evlatlarıdır.
Bugün ekranlar Deccal'in ortakları, sözcüleri ve evlatlarıyla dolu. Milletin imanına kastediyorlar, hakkı gizliyor, batıla iman ettirmeye çalışıyorlar.
Bu konulardan birisi de Ehl-i Beyt ve İmam Ali'nin halife tayin edilme olayıdır. Yani Maide 67. Ayetin emri ile gerçekleşen Gadr-i Hum Hutbesi ve Allah Resulünün, Ali'ye kendinden sonra halife ilan ve tayin ettiği hutbedir.
Bu hutbenin bütün yönleri ve detaylarını Prof. Dr. Haydar Baş'ın, İmam Ali eserinde bulabilirsiniz ki, Sayın Baş bu konuya Sünni 222 büyük İslam aliminin eserlerinden sayfa sayfa kaynak göstererek açıklamıştır.
Tabi Sayın Baş, Allah'ın emrini, Resulünün fiiliyatını yeniden gündeme getirdiği için haliyle deccal ve çocukları da karşı atağa geçti. İlk olarak Gadr-i Hum'u inkar ettiler, Prof. Dr. Haydar Baş'a bin bir ithamlarda bulunmaya kalktılar.
Ama Sayın Baş duruşundan zerre taviz vermedi. Neden? Çünkü İmam Ali'nin, "korkma, haklıysan Hak seni korur" sözünü ruhunda yaşayan birisidir O.
Deccal çocukları, Sayın Baş'ın ortaya koyduğu Gadr-i Hum hakikatini kabul etmek zorunda kaldılar. Ama bu seferde Allah ve Resulünün ortaya koyduğu hakikate farklı anlamlar yüklemeye kalktılar.
Neymiş efendim! 'Hz. Peygamber, Yemen'e gönderdiği Hz Ali hakkında birçok dedikodu çıkmış da, o dedikoduları bitirmek, Hz. Ali'nin moralini düzeltmek için böyle bir hutbe vermiş.'
Tabi Sayın Baş yine Sünni dünyanın en önde gelen eserlerinden İmam Ali'nin, Yemen'e hangi tarihte gönderildiğini, gönderiliş sebebini, orada yaşanan gelişmeleri, Peygamberimizin duruşunu ve Veda Haccını, bu hac dönüşü inen Maide 67 ve 3 ayet ile bu iddiaların tarihi ve itikadı anlamda geçersiz olduğunu bir kez daha orta koyunca haliyle yine kaybettiler.
Bu kez Prof. Dr. Haydar Baş ile Hz. Ebu Bekir'i, Hz. Ömer'i, Hz. Osman'ı, millet nazarında karşıya getirmeye kalktılar. Ama Sayın Baş, yine Sünni eserlerden tarihi ve itikadı gerçekleri tek tek aktardı. Ama Deccal, deccallığından vazgeçmedi, vazgeçmez de herhalde.
Niye vazgeçmezler biliyor musunuz? Cahilliklerinden değil. Tam aksine bu kişiler, İslam tarihini, hadisleri, ayetleri çok iyi bilirler. İyi Kuran'da okurlar. Ama Peygamber Efendimizin dediği gibi 'okudukları Kuran boğazlarından aşağıya geçmez.'
Mesela bu kişiler, şu hadisi şerifi; "Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- 'bilmiyorum Allah'ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)' bulmayayım." (Tirmizi, İlim,10) her ortamda anlatırlar ve hadislerin öneminden bahsederler.
Amma! Peygamberimizin (s.a.a) son demlerinde, 'bana kalem kağıt getirin. Size birkaç şey yazdırayım da benden sonra sapıklığa düşemeyin' sözüne 'Peygamber sayıklıyor, ne dediğini bilmiyor. Bize, Kuran yeter." Sözünü kimin söyleyerek Peygamberin son vasiyetine engel olduğunu açıklamazlar.
Yine bunlar Usame'nin ordusundan, Peygamberimizin bu orduya katılanlara verdiği müjdelerden bahsederler. Ama bu ordu bir türlü harekete geçmeyince hasta yatağında kalkarak ordunun bulunduğu noktaya gelip, üç kez 'Usame'nin ordusundan geriye kalana Allah lanet etsin' hadisini ve kimlerin bu orduya katılmadığını anlatmazlar.
Yani bunlar hakkı saklayan, batılı hak gösteren, itikadı bozgunculuk yapan Deccal uşaklarıdır. Ekranlarınızdan, gözünüzden gönlünüzden bunları uzak tutun. Yoksa sizi de, Deccal'e uşak yaparlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Türkiye’ye ‘Escobar sistemi’ kurmuşlar / 21.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025