Öncelikle her iki maçta da Barcelona karşısında çok iyi mücadele eden temsilcimiz Galatasaray'ı tebrik ederim.
Karşımızdaki rakip bu maçı öylesine önemsedi ki bu maç için final yorumunu yaptılar.
Barcelona gibi önemli bir rakibe final maçına çıkıyoruz dedirten Galatasaray bütün övgüleri hak ediyor.
Ayrıca şunu da söylemek isterim. Maçın sonlarına doğru Barcelona çirkefleşti. Jordi Alba her türlü tahriki gerçekleştirdi.
Dünya kulübüyüm diyen bir takımın böyle tahriklere başvurması Galatasaray'ın rakibini ne kadar acz içine düşürdüğünü gösteriyor.
Maç öncesi yapılan yorumlarda Galatasaray'ın açık bir futbol oynamamasının daha doğru olacağı söylendi.
Nitekim Torrent de Barcelona'ya karşı açık futbol oynamanın hata olacağını söyledi. Tabii ki bu düşünce doğal ve makul.
Fakat maçı kazanma gerekliliği de aşikardı. Ben her şeye rağmen Galatasaray'ın topu Barcelona'ya çok fazla bıraktığını düşünüyorum.
Ayrıca bu kadar topu rakibe bırakmanın karşılığında ikinci bölgede yapılması gereken ön alan baskısının yeteri kadar yapılmadığını düşünüyorum.
Özellikle Busquets dilediği gibi oyunu yönlendirdi. Şimdi düşünelim Galatasaray Beşiktaş'ı Atiba'yı bunaltarak sahadan silmişti.
Bu maçta ise aynısını Busquets'e yapması gerekirdi. Fakat Busquets ikinci bölgede sürekli bomboştu.
Şimdi Torrent Barcelona'yı Galatasaray'dan daha iyi tanıyor deniliyor. Bari kenardan uyarsa. Fakat o da görmedi herhalde.
Maçı değerlendirirsek. İki takım da temkinli başladı. İlk pozisyonu Galatasaray 6'da buldu.
Gomis boş alanda ilerledi ama son vuruşu iyi yapamadı çünkü rakibi ona belinden sarıldı.
10'da ise Barcelona'da savunma arkasına sızan De Jong'un şutu direğin dibinden auta çıktı.
İlk 15 dakikada Ferran Torres'in kanadı daha iyi çalışıyordu. Galatasaray boş alan bırakmazken maçın temposu da artmıyordu.
28'de golümüz geldi. Babel'in Alba'yı çalımlayıp kazandırdığı korneri kullanan Cicaldau'nun ortası Marcao'nun kafası ile buluşunca top ağlara gitti.
Bundan sonra topa sahip olmak lazımdı. Tempo da düşük gidiyordu. Maçın gidişatı bu şartlarda Galatasaray'ın lehine işlerken maalesef Barcelona'nın golü geldi.
Gol Pedri'nin dar alan becerisinin bir sonucuydu. Bu düşük tempoda Galatasaray'ın defansı bu derece savruklaşmamalıydı.
Devre bu şekilde kapanırken ikinci yarının hemen başında talihsiz bir gol daha yedik.
Pozisyonda Pena üst üste 2 kurtarış yaparken üçüncü şutta yapabilecek bir şeyi yoktu.
Bu golde De Jong altı pas içinde kafayla Aubameyang'a kafayla asist yaptı. Yine bir boş oyuncu ve maalesef yenilen bir gol.
Galatasaray 80'de Kerem'le bir fırsattan da yararlanamadı. Berkan'ın çok güzel pasına hızla koşan Kerem bir şut attı.
Fakat top kaleye paralel gitti. 84'de Kerem'in bir şutu da kalecide kalınca Galatasaray maçı çeviremedi ve tura veda etti.
Bu maçta Marcao için ayrı parantez açmak gerekiyor. Marcao maç boyunca insanüstü bir çaba gösterdi.
Çok kritik müdahaleleri oldu. Örnek 70'te Ferran Torres'e yaptığı kritik müdahale olmasa Torres yüzde yüz pozisyonda Pena ile karşı karşıya kalacaktı. Daha böyle çok müdahaleleri ve büyük çabası oldu.
Bu sonucun maalesef futbolumuz açısından çok olumsuz bir sonucu da oldu. UEFA sıralamasında 15. olma şansımız kalmadı.
Bu durumda 2023-2024 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ne tek takım göndereceğiz ve Avrupa Ligi'nde takımımız bulunmayacak. Artık daha çok çalışıp bu durumu düzeltmemiz lazım.
Karşımızdaki rakip bu maçı öylesine önemsedi ki bu maç için final yorumunu yaptılar.
Barcelona gibi önemli bir rakibe final maçına çıkıyoruz dedirten Galatasaray bütün övgüleri hak ediyor.
Ayrıca şunu da söylemek isterim. Maçın sonlarına doğru Barcelona çirkefleşti. Jordi Alba her türlü tahriki gerçekleştirdi.
Dünya kulübüyüm diyen bir takımın böyle tahriklere başvurması Galatasaray'ın rakibini ne kadar acz içine düşürdüğünü gösteriyor.
Maç öncesi yapılan yorumlarda Galatasaray'ın açık bir futbol oynamamasının daha doğru olacağı söylendi.
Nitekim Torrent de Barcelona'ya karşı açık futbol oynamanın hata olacağını söyledi. Tabii ki bu düşünce doğal ve makul.
Fakat maçı kazanma gerekliliği de aşikardı. Ben her şeye rağmen Galatasaray'ın topu Barcelona'ya çok fazla bıraktığını düşünüyorum.
Ayrıca bu kadar topu rakibe bırakmanın karşılığında ikinci bölgede yapılması gereken ön alan baskısının yeteri kadar yapılmadığını düşünüyorum.
Özellikle Busquets dilediği gibi oyunu yönlendirdi. Şimdi düşünelim Galatasaray Beşiktaş'ı Atiba'yı bunaltarak sahadan silmişti.
Bu maçta ise aynısını Busquets'e yapması gerekirdi. Fakat Busquets ikinci bölgede sürekli bomboştu.
Şimdi Torrent Barcelona'yı Galatasaray'dan daha iyi tanıyor deniliyor. Bari kenardan uyarsa. Fakat o da görmedi herhalde.
Maçı değerlendirirsek. İki takım da temkinli başladı. İlk pozisyonu Galatasaray 6'da buldu.
Gomis boş alanda ilerledi ama son vuruşu iyi yapamadı çünkü rakibi ona belinden sarıldı.
10'da ise Barcelona'da savunma arkasına sızan De Jong'un şutu direğin dibinden auta çıktı.
İlk 15 dakikada Ferran Torres'in kanadı daha iyi çalışıyordu. Galatasaray boş alan bırakmazken maçın temposu da artmıyordu.
28'de golümüz geldi. Babel'in Alba'yı çalımlayıp kazandırdığı korneri kullanan Cicaldau'nun ortası Marcao'nun kafası ile buluşunca top ağlara gitti.
Bundan sonra topa sahip olmak lazımdı. Tempo da düşük gidiyordu. Maçın gidişatı bu şartlarda Galatasaray'ın lehine işlerken maalesef Barcelona'nın golü geldi.
Gol Pedri'nin dar alan becerisinin bir sonucuydu. Bu düşük tempoda Galatasaray'ın defansı bu derece savruklaşmamalıydı.
Devre bu şekilde kapanırken ikinci yarının hemen başında talihsiz bir gol daha yedik.
Pozisyonda Pena üst üste 2 kurtarış yaparken üçüncü şutta yapabilecek bir şeyi yoktu.
Bu golde De Jong altı pas içinde kafayla Aubameyang'a kafayla asist yaptı. Yine bir boş oyuncu ve maalesef yenilen bir gol.
Galatasaray 80'de Kerem'le bir fırsattan da yararlanamadı. Berkan'ın çok güzel pasına hızla koşan Kerem bir şut attı.
Fakat top kaleye paralel gitti. 84'de Kerem'in bir şutu da kalecide kalınca Galatasaray maçı çeviremedi ve tura veda etti.
Bu maçta Marcao için ayrı parantez açmak gerekiyor. Marcao maç boyunca insanüstü bir çaba gösterdi.
Çok kritik müdahaleleri oldu. Örnek 70'te Ferran Torres'e yaptığı kritik müdahale olmasa Torres yüzde yüz pozisyonda Pena ile karşı karşıya kalacaktı. Daha böyle çok müdahaleleri ve büyük çabası oldu.
Bu sonucun maalesef futbolumuz açısından çok olumsuz bir sonucu da oldu. UEFA sıralamasında 15. olma şansımız kalmadı.
Bu durumda 2023-2024 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ne tek takım göndereceğiz ve Avrupa Ligi'nde takımımız bulunmayacak. Artık daha çok çalışıp bu durumu düzeltmemiz lazım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Göksu / diğer yazıları
- Fenerbahçe için hazin son / 03.04.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025