Ne o, başörtüsüne özgürlük,
Kur'an Kurslarına serbesti,
Kamusal alan,
Nasıldır halan,
Yeşilalan dalan hikayeleri...
Bunlar eskidi.
Yeni şeyler istemek lazım.
Hem öyle bir yeni şey ki, eskileri de içine alan bir yeni şey.
Hani derler ya, "efradını cami, ağyarını mani" diye, hah işte onun gibi bir şey istemek lazım.
Kırıntıyla, döküntüyle uğraşmamak lazım.
Hani bir atasözü vardı; Yutacaksan büyük lokma yut, ayıyı kuyruğundan tut.
Yok öyle değilmiş.
Şöyle imiş.
Boğulacaksan büyük derede boğul.
Niye?
Canın tez çıksın diye.
İslamcı kesim çıtayı yükseltti.
İyi de yaptı.
Hayatlarının en verimli yıllarını; "şeriat gelecek vahşet bitecek", "Tek yol İslam" ve benzeri sloganlarla geçirenlerin iktidar olup da muktedir olamadıkları bir hükümet hazır varken doğru bir şey istemek lazım.
Ne olabilir sizce?
Her şeyi bir kalemde çözecek,
Bir nefeste iyileştirecek bir şey istemek lazım.
O şey geldi mi artık sorun morun kalmayacak.
İşte o şey istendi 3 Ekim karşıtlarının organize ettiği rivayet edilen cami avlusu eyleminde.
Herşeyin sardığı sarpa,
İşler gitmedi bir boy arpa,
Boş kalınca heybe ile torba,
Aldı hükümete bir telaş.
Baksanıza Tayyip beyin can-ciğer Avrupalı dostları bir bir yan çiziyor.
Önceleri, uh, olur mu böyle bir şey, Türkiye olmadan AB ne işe yarar? Hatta bizim dedelerimiz ve ninelerimiz AET'yi kurarken alacaklardı Türkiye'yi fakat gözden kaçtı, alamadılar. Şimdi "bize nasip olacak bu paye, birilerini oyalamaktır ana gaye" gibi laflar edenler yan çizmeye başladı.
Şunu şunu yaparsanız düşünürüz.
Şunu şunu yapmasanız kaşınırız.
Bizimkiler adamlara oruçlarını feda ettiler, onlar ise havuçlarını bile feda etmiyor.
Boşun dememişler; "domuzdan post gavurdan dost olmaz" diye.
Yakın zamanda ülkede meydana gelen "istenmeyen" olayları hükümet 3 Ekim hesutlerine havale etti.
Hesut yani kıskanç.
Mesut ile bir ilgisi yoktur.
Verdiği onca tavizin hesabı sorulur birgün endişesini taşıyanlar, o onca taviz sonrası "artık seninle duramam başımı alır giderim" şarkısı çalmaya başladı.
İye de başını alıp gidecek kadar bir onurlu duruş sahibi idiysen niye bunca tavizi verdin.
Bu evlenme vaadiyle aldatılan ve kirli işlere alet edilen, daha sonra da "nayır nolamaz, nnbiz ayni dünyaların innnsanı nnndeğil Nalan, nnnherşey nnnyalan" misaline benzemiyor mu?
Hani şu Türk filmlerinde var ya.
Var değil, bir dönemin Türk sineması bu senaryo üzerine bina edilmişti.
Şimdi artık senaryoya gerek kalmadı.
Fiili durum var çünkü.
Duymadınız mı, ünlü şarkıcı K. E'ın üvey oğlu babasının eski sevgilisiyle çıkıyormuş, intikam içinmiş canım.
Hayvanlar alemi belgeseli izliyor musunuz?
Neyse burayı geçelim.
Gelelim 3 Ekime.
Eğer meydana gelen gelişmelerin 3 Ekimle direk bir ilgisi tespit etmişse hükümet o zaman gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilir miyiz?
Bu olayları;
a- Türkiye'yi içine almak istemeyen batılı devletler çıkartıyor.
b- 3 Ekim hayalinin yavaş yavaş gözden kaybolduğunu gören hükümet çıkartıyor.
Batılılar; siz hala güvenli bir ülke olamamışsınız, aramıza katılırsanız bizim de güvenliğimiz kaybolur deyip bizi almamakta ne kadar haklı olduklarını ispatlamış olurlar.
Ya da; bunca tavizi niye verdiniz madem giremeyecektik gibi hesap sormalara, biz tam da girecektik, ama o gözü çıkası, kulağı tıkanası olaylar bizi engelledi, ne yapacak bir şey var ne tapacak bir şey deyip işi yırtmak için...
Son bir not. Hani şu hilafet meselesi yakın bir zamanda yurt dışında gündeme gelmemiş miydi?
Ne tesadüf!
Oysa moda, sabahın günü ulaşıyor ülkemize.
Kur'an Kurslarına serbesti,
Kamusal alan,
Nasıldır halan,
Yeşilalan dalan hikayeleri...
Bunlar eskidi.
Yeni şeyler istemek lazım.
Hem öyle bir yeni şey ki, eskileri de içine alan bir yeni şey.
Hani derler ya, "efradını cami, ağyarını mani" diye, hah işte onun gibi bir şey istemek lazım.
Kırıntıyla, döküntüyle uğraşmamak lazım.
Hani bir atasözü vardı; Yutacaksan büyük lokma yut, ayıyı kuyruğundan tut.
Yok öyle değilmiş.
Şöyle imiş.
Boğulacaksan büyük derede boğul.
Niye?
Canın tez çıksın diye.
İslamcı kesim çıtayı yükseltti.
İyi de yaptı.
Hayatlarının en verimli yıllarını; "şeriat gelecek vahşet bitecek", "Tek yol İslam" ve benzeri sloganlarla geçirenlerin iktidar olup da muktedir olamadıkları bir hükümet hazır varken doğru bir şey istemek lazım.
Ne olabilir sizce?
Her şeyi bir kalemde çözecek,
Bir nefeste iyileştirecek bir şey istemek lazım.
O şey geldi mi artık sorun morun kalmayacak.
İşte o şey istendi 3 Ekim karşıtlarının organize ettiği rivayet edilen cami avlusu eyleminde.
Herşeyin sardığı sarpa,
İşler gitmedi bir boy arpa,
Boş kalınca heybe ile torba,
Aldı hükümete bir telaş.
Baksanıza Tayyip beyin can-ciğer Avrupalı dostları bir bir yan çiziyor.
Önceleri, uh, olur mu böyle bir şey, Türkiye olmadan AB ne işe yarar? Hatta bizim dedelerimiz ve ninelerimiz AET'yi kurarken alacaklardı Türkiye'yi fakat gözden kaçtı, alamadılar. Şimdi "bize nasip olacak bu paye, birilerini oyalamaktır ana gaye" gibi laflar edenler yan çizmeye başladı.
Şunu şunu yaparsanız düşünürüz.
Şunu şunu yapmasanız kaşınırız.
Bizimkiler adamlara oruçlarını feda ettiler, onlar ise havuçlarını bile feda etmiyor.
Boşun dememişler; "domuzdan post gavurdan dost olmaz" diye.
Yakın zamanda ülkede meydana gelen "istenmeyen" olayları hükümet 3 Ekim hesutlerine havale etti.
Hesut yani kıskanç.
Mesut ile bir ilgisi yoktur.
Verdiği onca tavizin hesabı sorulur birgün endişesini taşıyanlar, o onca taviz sonrası "artık seninle duramam başımı alır giderim" şarkısı çalmaya başladı.
İye de başını alıp gidecek kadar bir onurlu duruş sahibi idiysen niye bunca tavizi verdin.
Bu evlenme vaadiyle aldatılan ve kirli işlere alet edilen, daha sonra da "nayır nolamaz, nnbiz ayni dünyaların innnsanı nnndeğil Nalan, nnnherşey nnnyalan" misaline benzemiyor mu?
Hani şu Türk filmlerinde var ya.
Var değil, bir dönemin Türk sineması bu senaryo üzerine bina edilmişti.
Şimdi artık senaryoya gerek kalmadı.
Fiili durum var çünkü.
Duymadınız mı, ünlü şarkıcı K. E'ın üvey oğlu babasının eski sevgilisiyle çıkıyormuş, intikam içinmiş canım.
Hayvanlar alemi belgeseli izliyor musunuz?
Neyse burayı geçelim.
Gelelim 3 Ekime.
Eğer meydana gelen gelişmelerin 3 Ekimle direk bir ilgisi tespit etmişse hükümet o zaman gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilir miyiz?
Bu olayları;
a- Türkiye'yi içine almak istemeyen batılı devletler çıkartıyor.
b- 3 Ekim hayalinin yavaş yavaş gözden kaybolduğunu gören hükümet çıkartıyor.
Batılılar; siz hala güvenli bir ülke olamamışsınız, aramıza katılırsanız bizim de güvenliğimiz kaybolur deyip bizi almamakta ne kadar haklı olduklarını ispatlamış olurlar.
Ya da; bunca tavizi niye verdiniz madem giremeyecektik gibi hesap sormalara, biz tam da girecektik, ama o gözü çıkası, kulağı tıkanası olaylar bizi engelledi, ne yapacak bir şey var ne tapacak bir şey deyip işi yırtmak için...
Son bir not. Hani şu hilafet meselesi yakın bir zamanda yurt dışında gündeme gelmemiş miydi?
Ne tesadüf!
Oysa moda, sabahın günü ulaşıyor ülkemize.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024