Sayın hacım ve değerli hocam belki; "ben ne anlarım resimden, elime fırça bile almadım" diyerek zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya çalışacak ama eser gün gibi ortada.Hacımın ve hocamın sınırsız destekleri ile kaç dönemdir ülkeyi yönetenlerin "Yeni Türkiye" dedikleri resmi ibretle, hayretle ve üzüntü ile seyrediyoruz.Bu resmin ressamı sizsiniz, altında imzanız var, kaçmanız mümkün değil.Resmin karelerini verelim, bu kareleri birleştirip büyük resmi görmeyi de basiret ehline havale edelim.İlk kareler Yeni Mesaj gazetesinin 17.09.14 tarihli nüshasında yayınlanan değerli yazarımız Hasan Demir'in yazısından:"Lice, Diyarbakır'a bağlı bir ilçe. Kuzeyden güneye ölç ortada, doğudan batıya ölç, yine ortada. Yani Türkiye'nin göbeğinde. Türkiye'nin göbeğindeki bu ilçede PKK, "Resmi dili Kürtçe olan" bir okul açıyor. "Ben" diyor PKK, "Kendi dilimde eğitim yapacağım!" Erdoğan'ın bile, "Kürtçe eğitime hayır" dediği ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının "Ayrı bir dilde eğitime izin vermediği halde" PKK, Lice'nin Yalaza köyünde Kürtçe eğitim veren okulu açıyor, Türkiye geneli ile birlikte "Kürtçe eğitim öğretime" başlıyor? Bu okulun burnunun dibinde Karakol var. Devlet tedirgin oluyor. Panzer dâhil yüzlerce araçlık bir güvenlik gücü ile okulda nelerin olup bittiğini öğrenmek için devletin görevlileri Kürtçe eğitime başlayan okula gidiyor. Biz "Gidiyor" dedik amma, aslında gidemiyor. Köyün girişinde konvoy saldırıya uğruyor, 12 araç tahrip ediliyor, güvenlik güçlerinden yaralananlar oluyor ve devlet görevini tamamlayamadan Yalaza köyünden çekilmek zorunda kalıyor, yani devlet adeta kaçıyor!Aşağıdaki satırlar da bize Van'daki bir doktor tarafından gönderildi okuyun ve düşünün lütfen!"Buraya ilk gelince insan önce bir şeyler başarmak istiyor ve bütün olanaklarını zorluyor. Ancak bir süre sonra bütün isteğini kaybedip "Ben burada ne arıyorum?" diye sorgulamaya başlıyor. Malzeme temini siyasilerin sahip olduğu yerel firmaların kontrolünde. Hastane yönetimlerine baskı had safhada. Siyasiler hastane üzerinden resmen devleti soyuyorlar. 1'e mal olanı 4'e satıyorlar. İnsanlar doktorlara karşı büyük bir öfkeye sahip. Geldiğimden beri darp edilmeyen arkadaşım kalmadı. Burada halk aşırı şımartılmış. İnsanların işini halletmeyince ya kaymakama gidiyor, ya da "Ben PKK'lıyım, seni vururum" diye tehdit ediliyoruz. Can ve mal güvenliğimiz sıfır. Kimse vergi vermiyor, elektrik?su vb. faturalar ödenmiyor. Herkese ayda 150 TL çocuk parası (ki çocuk başına), çocuk ultrasonda görüldüğü andan itibaren de mama ve bez parası ödeniyor. Okula giden her çocuğa devlet harçlık veriyor, harçlık gecikince anneler okulu basıp çocukları okuldan almakla tehdit ediyor. O çocuklar ne yapıyor peki? Üzerlerinde üniformaları, ellerinde PKK bayrakları ile BDP?HDP mitingine gidiyor. Herkese, eksin ya da ekmesin, toprak yardımı yapılıyor (ki zaten kimse ekmiyor ya). Yardımda sadece beyana bakılıyor. Adam 5'i 50 yazdırabiliyor. Van'da dağıtılan paraya bakınca, göl bile tarım arazisine sayılsa az gelir. Her cuma kaymakamlık elden nakdi para dağıtıyor. Buralarda tek vergi verenler devlet memurları... İnsan içinden ve de dışından lanetler okuyor."Bir başka kare:"Özel .... Hastanesi'nde çalışan bir hemşireyim. Uzun zamandır Suriye'den savaş yaralıları hastanemize tedavi için getiriliyor. Son gelen yaralıların IŞİD askeri olduklarını öğrendim. Bu duruma çok üzüldüm. Bizim insanımız onların elinde esirken bu kişilerin bizim hastanemizde tedavi görmesinden rahatsız oldum. Ve bu kişileri tedavi ettiğim için de büyük bir utanç yaşadım.""7 Ağustos tarihinde hastanemize gelen Muhammet Ali R. isimli IŞİD komutanı, 323 nolu odada kalmış ve tedavi edilmiştir. Adamın birçok koruması da aynı anda hastane çevresinde nöbet tutmuştur. Bu komutan gibi birçok IŞİD yöneticisi ve askeri gelip hastanemizde tedavi görmüştür. Tedavilerinin ardından ise yeniden savaşa dönmüşlerdir. Ben bu kişilere yardım etmek istemiyorum. Sizlerden, bu konuda hastanelerin denetlenmesini istiyorum. Hastanenin sahiplerini ve yöneticilerini de Allah'a havale ediyorum."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Ağır misafir ağır ağır teşrif etti / 28.02.2025
- Gör / 25.02.2025
- Yaman yemişler / 24.02.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Ağır misafir ağır ağır teşrif etti / 28.02.2025
- Gör / 25.02.2025
- Yaman yemişler / 24.02.2025